Ölümü insanlar için daha kolay bir hâle getirmek adına kilise onlara daha iyi bir dünyanın yemini atıyor. Bizse insanlardan hayatlarını değerli bir şekilde yaşamalarını istemekle yetiniyoruz. Bunun için kişinin doğanın kanunlarına uyum sağlaması yeterli. Gelin bu ilkelerde ilham bulalım; böylece uzun vadede dini yeneriz. Ancak nasyonal sosyalizmin bir inanç biçimi oluşturarak dini taklit etmesi katiyen mümkün değildir. Tek amacı yalnızca mantığa biat eden bilimsel bir ilke oluşturmaktır.
Hz. Musa, “Ya Rabbi seni nerede bulayım?” diye sorduğunda Cenab-ı Hakk “Ben kalbi kırıklarla beraberim Ey Musa!” buyurur. Kalbi kırılmış, incinmiş bir insan, Allah’la konuşma halindedir zaten.
Bunlarla birlikte, sanatçıların bir kısmının da rüyalar la sıkı bir bağı vardı. Edgar Allan Poe en güzel öykülerini rüyalarından ilham alarak yazmış, Paul McCartney 'Yesterday' parçasını çalmadan evvel rüyasında dinlemiş, Marquez romanlarının bir bölümünü rüyalarında kurgulamış, Tarkovsky rüyalarından film yapmıştı.
"Hayallerde müthiş önemli, hayatta ise tamamen değersiz. Şiirlere baştan sona nüfuz etmiş, tarihten ise neredeyse tamamen soyutlanmış. Kurmacada krallarla fatihlerin hayatlarına hükmediyor; gerçekte ise anne babasının parmağına yüzüğü zorla geçirdiği herhangi bir oğlanın kölesiydi. Edebiyattaki en ilham dolu kelimeler, en derin düşünceler onun dudaklarından dökülüyor; gerçek hayatta ise zar zor okuyor, zar zor yazıyor ve kocasının malı sayılıyordu."