Puan vermedi·256 syf.··
2026 7. kitabı
·
14 günde okudu
·
Okunma: 17 Haziran 2026 09:03
Başta ilk hocaları okurken herkese tavsiye ettiğim lakin ileri gittikçe daha çok bir makale çalışmasına dönen ve çok güzel anekdotlarla keyif aldığım bir kitap oldu. Herkese değil ehline hitap eden bir çalışma olmuş. Emeklerinize sağlık
Fatih Sultan Mehmed'in İlim OrdusuSoner Demirsoy · Çamlıca Yayınları · 202497 okunma
Gazalinin fikri yolculuğu
8/10
·120 syf.··
Beğendi
·
2026 31. kitabı
El-Munkız, İmam Gazâlî’nin bir talebesinin kendisine yönelttiği soruya cevap olarak kaleme aldığı, tasavvufa yönelişinin entelektüel ve manevi serüvenini anlattığı önemli bir eserdir. İslam dünyasında “Hüccetü’l-İslam”, yani “İslam’ın Delili” unvanıyla tanınan Gazâlî, ilim hayatının zirvesine ulaşmış, dönemin en itibarlı eğitim kurumları olan Nizamiye Medreselerinin baş müderrisliği makamına kadar yükselmiştir. Ancak elde ettiği ilmî şöhret, makam ve itibar, onun hakikati arayışını sona erdirmemiş; aksine zihninde ve ruhunda derin bir sorgulama sürecini başlatmıştır. Bu iç hesaplaşmanın neticesinde Gazâlî, bütün görevlerinden ayrılarak inzivayı tercih eder. Uzun süren manevi arayışının ardından doğduğu şehir olan Tus’a döner ve burada talebelerine yeniden ders vermeye başlar. Dışarıdan bakıldığında büyük bir başarı hikâyesinin tam ortasında bulunan bir âlimin, sahip olduğu makamı terk ederek farklı bir hayatı seçmesi elbette dikkatleri üzerine çekmiştir. Bu sebeple kendisine sıkça yöneltilen “Neden?” sorusuna Gazâlî, El-Munkız adlı eserinde bizzat cevap verir. Gazâlî, eserinde öncelikle kelam ilmiyle meşgul olduğunu, ancak zamanla kelamın hakikate ulaşma konusunda kendisini tam anlamıyla tatmin etmediğini ifade eder. Kelam ilminin sınırlarını ve eksik yönlerini fark ettikçe yeni arayışlara yönelir. Döneminde büyük bir etki alanına sahip olan felsefeyi anlamak için onu derinlemesine inceler; filozofların görüşlerini dikkatle değerlendirir ve felsefenin güçlü yönlerini teslim etmekle birlikte, hakikate ulaşma noktasındaki yetersizliklerini ortaya koyar. Ardından, yaşadığı dönemde yaygınlık kazanan Bâtınî (Talimiyye) düşünceyi bütün yönleriyle anlamaya çalışır. Bu düşünce sistemini ayrıntılı biçimde inceleyen Gazâlî, hakikatin ne yalnızca felsefeyle ne de Bâtınîlik
Felsefe
Delâletten Selâmeteİmam Gazali · Tin Yayınları · 20266,1bin okunma
Reklam
Sahaflık Tarihi
Puan vermedi·584 syf.··
2026 4. kitabı
Ortaçağ 'dan Osmanlı Devleti'ne ilim ve kültür hayatı , sahafçılık tarihî. Çok güzel bir ilgi alanı ve okunması gereken bir kitap. Meraklısı için çok güzel bir kitap gerçekten ayrıca sonunda da orijinal belgeler var. Birçok bilmediğiniz isim var. Ben bir tarih mezunu olarak çok beğendim meraklısına da öneriyorum.
Osmanlılarda Sahaflık Ve Sahaflarİsmail E. Erünsal · Timaş Yayınları · 201315 okunma
ÇOCUK, GENÇ VE ÖRNEK BİR İNSAN OLARAK NURULLAHI TANIMAK ..
Puan vermedi·336 syf.··
2026 76. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 15 Haziran 2026 20:25
"Ömrümü bu milletin insanları birbirini helak etmesinler diye harcayacağım.Bu milletin evlatları birbirlerine böyle bir muameleyi reva göremezler. Buna hakları yok. Çünkü dışarıda bize düşman kocaman bir dünya var zaten. Biz kime düşmanız bu ülkede? Biz birbirimize nasıl düşman olabiliriz? Bir ömür bunu anlatmaya adaycağım kendime." Sibirya gazisi, bilge ve lider bir adam olan Bekir’in erdem ve iyilik timsali oğlu Seyfullah… Yolu ve okulu olmayan uzak bir dağ köyünde bir rüyası, bir hayali var Seyfullah’ın: Oğlu Nurullah’ı okutmak… ..."Alaca bir at koşar içimde zamansız, mekansız nefese doğru... at vuruldu; içim paramparça Rüveyda..." Belki bir çoğumuz şiirleriyle tanıyoruz aslında ama aynı zamanda yazar da olan, Türkiye’nin, yönetim sanatı ve liderlik alanındaki önemli bilim insanlarından, Prof. Dr. Nurullah Genç Omuzlarımda Dünya adlı eserini yazarı tanımak adına çok güzel bir başlangıç olacağını düşünüyorum. Çünkü bu kitap yazarın yokluk içindeki zorlu çocukluk yıllarını, eğitim mücadelesini ve hayallerini anlattığı Timaş Yayınlarından 336 sayfalık dokunaklı bir otobiyografik anı kitabı. Hâtıraları okurken bazen gülümseyecek, bazen hüzünlenecek, çokça düşünecek ve hayata dair yol işaretleri bulacaksınız satırlarda... Engeller, sorunlar ve imkânsızlıklar baba ve oğulun hayallerinden daha büyük. Başarmak için çok çalışmalı, asla yılmamalı ve sabretmeli. Bir kış günü başlayan uzun, meşakkatli yolculuk ve dünyayı omuzlarında taşıyan bir umut. Onlara destek olan ise güzel insanlar ve duanın gücü. Omuzlarımda Dünya’nın sayfalarında, yaşanılması çok daha zor hale gelen yeryüzünün ve çölleşen insanlığın, medeniyetimizdeki ilim ve irfan iklimini aradığını iliklerimize kadar hissediyor olacağız. Dünya öylesine bir girdabın içinde ki sevgiyi kanatlandıran yeni bir ses, önce başkaları
1000Kitap
Omuzlarımda DünyaNurullah Genç · Timaş Yayınları · 20242,016 okunma
1. Bölüm: İdris'in İdris
10/10
·216 syf.··
2026 2. kitabı
"Dediler, İdris olsun, İdris olsun, gencecikken meyveye dursun. Dediler bahtı baht, gönlü taht olsun." İdris Peygamber'in hayatını şiar edinen terzi, bilge kadın Fikriye Hanım ve oğlu İdris Öğretmen'i konu alan etkileyi bir yapıt. İdealist, maneviyatlı, ilim, irfan sahibi bir öğretmendi İdris. İlkokul öğretmeni olarak, yabanda kalmış çocukların hayatlarına dokunmak için yaşadığı yerden ücra bir köye hicret etmişti üstelik annesinin itirazlarına rağmen. Ancak hiçbir şey umduğu gibi olmayacaktı. Köy ahalisi İdris öğretmeni istemeyecekti. Onlara göre, İdris Öğretmen'in öğretileri çocukları yoldan çıkaracak; okul yaptırmakla köyün düzeni bozulacak; okul yuvalara ateş düşürecekti. Çünkü öteden, atadan beri bu hep böyledi. Okul uğruna, çocuklar yollarda, kar altında ölüp gitmişti. Acımasız kar, bunca imkansızlık içinde yutup gitmişti onların yavrularını, İdris'in kardeşini, arkadaşlarını. Şimdi ne diye tekrar aynı hatayı yapsınlardı. Köylü ikinci bir okul vakası yaşamak istemiyordu. Kar altında kalan çocuklar ölümle kuşatılmamalı, kar üstündekilerin ise okul yüzünden, İdris Öğretmen yüzünden beyni yıkanmamalıydı. Günün sonunda tüm bu sert gönüllere, yıkılmaz inatlara direnemedi İdris. Karnı burnunda hamile karısına ulaşmak, doğum için ebe bulmak zorundaydı yoksa karısını kaybedecekti. Karlı, tekinsiz uzunca yolu tek başına yürümeliydi, tek başına...belki saatlerce, belki günlerce. Yolda başına geleceklerden habersiz bir şekilde, biçare. Ölümün pençesinde olacaktı İdris, kendisi de arkadaşları gibi can verecekti dilinde peygamber duası ile. Geride yaptıklarından pişman koca bir köy ahalisi ve sevdiğinin kucağında kokusunu alamadığı bebesini, İdris bebesini bırakarak...
Edebiyat & Roman
İdris’in İdrisYaşar Kaplan · Ketebe Yayınları · 201914 okunma
Puan vermedi·64 syf.··
2026 60. kitabı
·
11 günde okudu
·
Okunma: 13 Haziran 2026 00:01
esselam ey had-ı rah-i Huda nesl-i Ali esselam ey kutb-i alem hacı bektaş-i veli ulu hünkarımız hacı bektaş-i veli, yalnızca tasavvuftaki makamıyla değil, edep ve terbiye yolundaki rehberliğiyle de gönül dergahımızın postundadır. o'nu kimi zaman "eline, diline, beline..." kimi zaman da Makalat'ında olduğu gibi "şimdi, tevhid tac; ibadet gerdanlık..." derken buluyoruz. o nefes vermeyi arzu ettiğinde buğday için ısrar eden miskin yunus'un dizelerindeki inciler gibi o da gönlü yüceltir; Makalat sahibi ulu hünkar buyurur ki: "beyt-i mamur, kabe de var. fakat gönül ikisinden de kıymetlidir. (...) gönül, padişah-ı alem Tanrı'nın nazargahıdır." horasan'ın erenlerinden el almış, baba ilyas'ın kutlu halifesi dün olduğu gibi bugün de herkesçe sahiplenilir, herkes kendi yolundan göstermeyi yahut görmeyi arzular. bugün kendinden yesevilik ya da alevi-bektaşi görüşün temeli olarak bahsedebilmemiz bunun en temel göstergesidir. ancak hayatı ve öğretileri gösteriyor ki o bir tarafa ait olmaktan çok "insan" olmaklığı yüceltmiştir. tevhidden temizliğe, esrardan irfana çok şey onda mevcuttur. şamanist moğollar ve kapadokya bölgesinde yaşayan hristiyanların ihtidasına çaba göstermiştir. hatta bu yörede kendinden aziz charalambos adıyla bahsedilmiştir. Makalat'ında buyurur ki Çalap Tanrı ne yaratmışsa insanda vardır ve kişi kendini bilmeklikle Rabbını bilir. kişi Rabbını bilmekle kemale erer çünkü bütün kemalat O'ndadır. akıl nuru kimin gönlünde varsa o hoştur, kimde yoksa onun Çalap Tanrı katında yeri yoktur. ilim aynaya benzer, kim aynaya bakarsa iyi yanını gördüğü gibi kötü anını da görür, kendi ayıbını gören başkasını ayıplamamalıdır. şeytanın korktuğu üç nesnedir: sabır, utanmak, kanaat. bunlar aklın hasekisidir, bunlar gelince gönülden açgözlülük ve iki yüzlülük
Makalat (Hacı Bektaşı Veli)Mahmud Es'ad Coşan · T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı · 199039 okunma
Reklam
Reklam