İslam’ın Özüne Dönüş Çağrısı
10/10
·78 syf.·
2026 42. kitabı
Modern Türkiye'deki din algısına karşı köklü bir itirazımız var. İnsanların büyük çoğunluğunun İslam'ı gerçek anlamıyla tanımadığı, kendilerine aktarılan ve zamanla gelenekselleşen bir din anlayışını İslam zannetmekte maalesef. din sadece namaz, oruç, hac ve dua gibi bireysel ibadetlerden oluştuğu anlayışını İslam'ın özüne aykırıdır. Bu yaklaşım, dini hayatın merkezinden çıkarıp yalnızca vicdanlara ve camilere hapseden bir anlayıştır. Kur'an'ın sadece ibadetlerden değil, ticaretten, hukuktan, aile düzeninden, toplumsal ilişkilerden, adaletten, yöneticilerden ve ekonomik sistemlerden de bahsettiğini, İslam'ın hayatın tamamını kuşatan bir nizam olduğu unutulmamalıdır. "Hüküm yalnızca Allah'ındır" ilkesini hayat merkezimize yerleştirmemiz gerekiyor. İslam sadece bireyin Allah ile ilişkisini düzenleyen bir inanç sistemi olmadığını, aynı zamanda toplumun nasıl yönetileceğine, hangi ilkeler doğrultusunda yaşayacağına dair hükümleri içeriyor. İslam sadece bireyin Allah ile ilişkisini düzenleyen bir inanç sistemi değildir; aynı zamanda toplumun nasıl yönetileceğine, hangi ilkeler doğrultusunda yaşayacağına dair hükümler de içerir. Bu nedenle İslam, yalnızca ahlaki ve bireysel bir öğreti olarak değil, hayatın bütün alanlarını düzenleyen kapsamlı bir yaşam nizamı olarak ele alınmalıdır. Türkiye İslam inanışında, özellikle "tağut", "hâkimiyet", "şirk", "cahiliye" ve "tevhid" kavramlarının arka planda tutuluyor. Yazarın zihninde tevhid yalnızca Allah'ın varlığını kabul etmek değildir; Allah'ın hükmünü hayatın her alanında tek ölçü olarak kabul etmektir. Bu yüzden Allah'ın hükümlerinin yerine insanların veya ideolojilerin hükümlerini koymak “şirk ve kulluktur”. Yazarın Diyanet ve resmî din anlayışına yönelik eleştirileri de kula kul olmaya, beşerin hğkümlerinin tasmalısı olmaya
Din
Din Gerçeği ve İslamMehmed Alagaş · İnsan Dergisi Yayınları · 199495 okunma
Canına ateş yapıştı
8/10
·240 syf.··
2026 9. kitabı
·
18 günde okudu
·
Okunma: 31 Mayıs 2026 12:54
Benim okuduğum ilk Sezgin Kaymaz kitabıydı. Kitabı beğenmiş olsam da yazarla tanışmak için doğru kitabı mı seçmişim acaba diye düşündürdü, çünkü sanırım değil. Yazar en eski mitlerden birini konu olarak seçmiş: Cennetten kovulma hikayesi. Cennetin tüm sekenesi mutlu mesut yaşayıp gidiyor; dört büyük melek, diğer küçük melekler, tüm hayvanat ve tabii Hocaların hocası (!) Büyük üstad Azazil… Ta ki ilk insana kadar. Tanrı Adem’i yaratıyor ona eşrefi mahluk diyor ve herkesin ona secde etmesini emrediyor. Herkes de Tanrı’nın emrine itaat ediyor bir kişi hariç: Azazil. Azazil, kibirden Allah’a sığınıyor fakat kibre düşüyor. Kendini tüm meleklerden yüce sayıyor. Kendi özünü bilmiyor, mücadele içine girdiği Adem’i alt etmek için elinden geleni yapıyor. Ve nihayet herkesin bildiği son gerçekleşiyor: Adem elmayı ısırıyor, cennet yerle bir olup Tanrı huzurunda cezalarını çekmek için sürgün yeri olan dünyaya gönderiliyorlar. Burada şöyle bir anekdottan bahsetmeden geçmek olmaz; Havva, Adem’e ilk günahı işlememe konusunda engel olmaya çalışıyor yani birçok inananışa göre Havva’nın ilk günaha davet ettiği tezini yazar çok daha farklı yorumlamış. Ve bunu anlatırken kadın-erkek arasındaki hem ayrıştırıcı hem birleştirici bir bütün olma, eş olma durumunu yüzünüzde bir tebessümle okumanıza sebep oluyor. “Ah şu erkek milleti!” Diğer taraftan da metin boyunca sorgulama yapıyorsunuz. Azazil’in bakış açısıyla onun gerçekliğiyle bakınca olaylara sanki ona hak veriyor gibi oluyorsunuz. En sondaki Cebrail ve Adem’in konuşmaları her şeyin kader, Allah zaten biliyordu, o izin verdiği için gerçekleşti gibi fatalist fikirleri (yazgıcı, kaderci) okuyucuyu derin düşüncelere sevk ediyor. Akıl mı kalp mi? sorusu üzerine derin derin düşündürüyor. Peki bizi farklı kılan akıl mı kalp mi sizce? Velhasıl
Ateş Canına YapışsınSezgin Kaymaz · İletişim Yayınları · 2023626 okunma
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Göz Aydınlığı Bir Ömür
9/10
·480 syf.··
Beğendi
·
2026 12. kitabı
Kutlu Hayatın İzinde isimli yeni siyeriyle kitaplığımda yer alan Ahmet Özel Hoca'nın hayatını okumak nasip oldu. Kendisi de benim gibi Kürt olduğu için çocukluk anılarını okurken (bizimkilerin anlattığına benzerdi pek çoğu) onunla daha derinden bağ kurabildim. Ağrı'nın bir köyünden bir prof dr çıkıyor, hem de İSAM' a önemli katkıları olan biri. Bu vesileyle Hep Otuz Üç Yaşında belgesel-filmini de önermiş olalım. Başroldeki Niyaz Ahmet hoca :). Eğitim hayatının ilerlemesinde babasının köyde okuma yazma bilen azınlıktan olmasının payının büyük olduğunu düşünüyorum. Ayrıca çocukluğundan beri kendisine çokça sorumluluk verilmiş birisi. Eskiden daha çok sorumluluk verilirdi çocuklara gerçekten. Hatırat okumayı seviyorum çünkü Allah'ın kendimiz için gizlediği mutlulukların hoşluğunu tefekkür etme fırsatı veriyor. Nitekim üniversitede hoca olmayı bekleyen Ahmet Hoca'nın çeşitli sebeplerden dolayı önü kapatılması aslında İSAM' da önemli görevleri ifa etmesi içinmiş. "Hiç kimse, yapmakta olduklarına karşılık olarak onlar için saklanan göz aydınlıklarını (gizlenen müjde ve mutluluğu) bilemez." Secde suresi, 17. Kardeşler Apartmanında otururlarmış mesela. Keşke orada yaşasaydım dedirtti. Öğrencilere, insanlara yuva olmuş. Ahmet Hoca ve Ayşe Hoca yalnızca kendileri için yaşayan insanlardan değilmiş. Eşi Ayşe Bengigül Özel' i anlattığı satırlarda ağladım. Kendisi vefat etmiş ancak öyle güzel anılıyor ki. Ona da ayrı bir hatırat kitabı yazmışlar. Maşallah. Çok güzel pırıl pırıl evlatlar da yetiştirmişler. Kitabın ilk başlarında birkaç sayfa hoca soyağacını, akrabalarını (hem uzak hem yakın neredeyse hepsi) köylülerinin isimlerini yazmış. Bu bana etkileyici geldi çünkü insanın köklerini araştırması, buna kendi hatıratında sayfalarca yer veriyor olması kıvmet verdiğinin
Suyun Üstünde KalanlarAhmet Özel · Timaş Yayınları · 20263 okunma
Hamd alemlerin Rabbi olan Allah subhaneu tealaya mahsustur
Esselamu aleykum ve rahmetullahu ve berâketuh. Bismillahirrahmanirrahim. Allah-u alem ilk değerlendirme bana nasip oldu. Kitabın girişinde yazarın belirttiği gibi Secde suresi Mekkî' bir suredir. Sadece beş ayeti Mekki değildir. "Yataklarından kalkarlar" (Secde, 16) ayetinden itibaren beş ayet Medenî'dir. Yazar Abdullah el muhaysini eserlerinde şeyh Süleyman el ulvan gibi sahih deliller getirdiğini ve önem verdiğini görüyorum…(konuşan delil ile konuşsun hadisine önem) İlk girişte secde suresinin faziletleri ve Resulullah sallallahu aleyhi vesellemin cuma günleri sabah namazında okuduğu ve delilleri getirmiş. Alıntı paylaşacağım inşaAllah
Secde Sûresi TefsiriAbdullah Muhaysini · Hidayet · 20230 okunma
Puan vermedi·375 syf.··
2026 4. kitabı
Kitapta peygamberin mucizelerinden tutunda, yaşadığı büyük küçük çaplı olaylara kadar birçok olayın anlatıldığını görüyoruz. (Ozellikle baslangicindaki anlatimini hicbirr siyer kitabında bulamazsiniz diye düşünüyorum) Anlatımı akıcı bir dille yazılmış bencede. Ağır konuların bile ustalıkla üstünden kalkmış. Zaten piyasada da fazla peygamberimizin hayatıyla ilgili kitap olmadığından bence açık ara en iyi siyer kitabıydı diyebilirim. Kitapta bazı önemli ayetlerin nasıl zor zamanlarda nazil olduğunu, olayın oncesini anlatan kisimlarda güzeldi. Tabi Mehdi mavallarina girmeseydi daha iyi olurdu. Ama arapcasiyla Kur'an'da Hüden kelimesiyle geçen bir sıfat vardır ki Hüden zaten mehdi ile aynı anlama gelir ve uydurma hadisler bir yana Kur'an-ı Kerim'in kendisi zaten yaşayan bir mehdidir. Şahsen Peygamberin doğumu öncesinde ve sonrasında hiçbir mucizesi olmasaydı dahi, sadece Kur'an-ı Kerim'in kendisi bile mucize olmaya yeterdi. Beni kitapta en çok etkileyen ve tüylerimi diken diken eden kısım, peygamberin doğumuna yakın yaşanılan fil olayıdır(Ebrehe ordusu bkz: Fil süresi ). Yalnız yanlış hatırlamıyorsam okumama göre tek bir fil arkasında da develer vardı sanırsam. Yani bilinenin aksine fil ordusu yoktu. Yine hadis kaynaklı olduğundan ve pek guvenemedigimden peygamberin mucizelerinin de hiçbirine inanmıyorum demesem de şüpheyle yaklaşıyorum. Ama mesela şu olay Kur'an'da geçtiği için ve iki farklı şekilde yorumlanabildigi için buna inanabilirim diye düşünüyorum: Ay'ın ikiye bölünmesi olayı.(Kıyamet yaklaştı ay yarıldı, bu yorum 1969'da Ay'a çıkarken kazılarla vesaire yapılmış olabilecegi gibi Peygamber Efendimizin Ay'ı ortadan ikiye bölmesi gibi de yorumlanabilir.) Ben yine örnek verecek olursam Miraç hadisesi Kur'an kaynaklı olmadığı için asla ve kata inanmam. (50 vakit namaz
Edebiyat
Hz. Muhammed'in HayatıMartin Lings · İnsan Yayınları · 20173,620 okunma
Puan vermedi·240 syf.··
2026 38. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 22 Mayıs 2026 00:00
Ateş Canına Yapışsın- Sezgin Kaymaz Ben yine ne okudum, ne dinledim a dostlar? Hepimiz Adem ile Azazil yani İblis arasında olanları biliriz. İblis, Adem'e secde etmez ve cennetten kovulur. Kovulur da neden? Bu hikayeyi Sezgin Kaymaz dilinden okumaya ve Emre Melemez sesinden dinlemeye hazır mısınız? Hikayede "Kibirden Allah'a sığınır"ken, kibir batağına saplanan Azazil ile 'Provakatif Didaktik' kıyılarında geziyor, bol bol cümle deviriyoruz. Büyük Usta'dan öğrendiğim bu yeni yolu öğrencilerime uygulayacağım elbette. Sezgin Kaymaz kitaplarının en büyük özelliği bence bol bol mizahın altında ciddi bir felsefe yatıyor olması. Özellikle sabır kavramı üzerine o kadar çok düşündüm ki kitabın başlarında. Hatta bir kısmı da sizinle paylaşayım. "Acıması geçinceye kadar sabret ne demek kuzum? Sabır, tembel tembel oturup beklemekse eğer, ne demeye bir fazilet olsun? Bilakis canlarım benim, bilakis şu demek sabır: Hiç bekleme, sakın durma, ne olup bitiyorsa hayı için olup bittiğini idrak et ve başına gelenlere başına yağan yağmur damlaları muamelesi yapıp kaldığın yerden devam et." Her kitabında mutlaka ölüm var, mutlaka düşündürüyor bizi Sezgin Kaymaz. Öteki Melekler serisinin ilk kitabı olarak okudum Ateş Canına Yapışsın 'ı. Nefha ile de devam edeceğim.
Ateş Canına YapışsınSezgin Kaymaz · İletişim Yayınları · 2023626 okunma