Travma Ancak Sevgiyle İyileşir :)
Puan vermedi
Grafik romanları seviyoruz. Omzumdaki İki Arkadaş’a da bayıldık elimizden bırakamadan iki akşamda bitirdik. Sevdiğimiz yerleri birkaç kez okuduk, bazı bölümlerin üzerinde uzun uzun konuştuk. Aslında 5.sınıftan itibaren daha kolay anlaşılabilir. . Dediğim gibi bu bir grafik roman, çizgi roman yani. Resimleri çok güzel Yalnız yazılar küçük, özellikle gece okurken biraz zorlandık. . 11 yaşında iken annesi tarafından terk edilen Tavşan, Civcivi ve babasıyla yaşar ama babasının pek de iyi bir ebeveyn olduğu söylenemez. Bugünlerde kara bir kedi musallat olur Tavşan’a. Büyüdükçe de yalnız bırakmaz Tavşan’ıTavşan büyüdükçe de Kara Kedi bir Panter’e dönüşür . Bir gün yolda bulup beslemeye başladığı bir kuş onlarla birlikte yaşamaya başlar. Bu süreçte Tavşan geçmişiyle , Panter’iyle , taşıdığı yükleriyle yüzleşir .Su Samuru’nun yardımıyla iyileşir . Ben bu kitabı hem bir büyüme hikayesi hem de travmalardan iyileşme olarak okudum.İlkyaz ise annenin terk edişine odaklandı , kitabın ilk yarısında dönmesini bekledi ama maalesef yine de sevgi hayat boyu alabileceğimiz ve verebileceğimiz bir duygu. İyileştirmeye hazır, hep orada… Kaynaklarının herkes için farklı ve çeşitli olduğunu fark ettiğimizde akmaya başlıyor . Ben Panter’in koruyucu yönünü kabul edip ona sarıldığı yerden çok etkilendim. Her iyileşme önce kabul etmekle başlamıyor mu? . “Ne zaman rüya görsem, kendimi çocukken yaşadığım evde bulurdum.” . “Sadece her yeni güne göğüs germeli ve inandıklarınız için umutla yaşamalısınız.” .
Omzumdaki İki ArkadaşLee Suyeon · Yuzu Kitap · 2025437 okunma
böyle adamlar 2 dkda bir gelir
6/10
·155 syf.··
2026 13. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 26 Mayıs 2026 10:50
spoiler içerir. Aylak Adam 4 bölümden oluşuyordu kış, ilkyaz, yaz, güz. bu 4 mevsim aslında 4 farklı kadını anlatıyor. teyzesi, Güler, Ayşe ve B. söylemem gerek, kış kısmı yani ilk 40-50 sf o kadar anlaşılmazdı ki. yani ben bi romanı neden okurum? anlamak ve keyif almak için. hiçbir şey anlayamadığım bir başlangıcı ben neden okuyayım? arkadaşlarım devam et saracak dedi onları dinlemesem okumayı bırakırdım. dediğim gibi ilk kısım bayağı bilinç akışı direkt yazmış adam aklına ne gelirse. sonra ilkyazda Güler’le aşkını okuyoruz. Güler sen çok daha iyisini hak ediyorsun öylr diyim, istediğin gibi küçük bi evi ve tatlı çocukları. ardından yaz geliyo cart curt salak salak triplerde zaten karakter. Ayşe ondan daha havalı diye Ayşe’yi çekemiyor onla da mutsuz oluyor. en son sonunda o kızı buluyor biz de onu okuyamıyoruz. ya o kadar sinir oldum ki adam hayatının aşkımı arıyor kitap boyunca, sonra kızla hiçbir şeyini okuyamiyoruz. sanki 20 bölüm shoujo anime izlemişim de sonunda çift olmuşlar ama hiç el ele tutuşmadan anime final vermiş gibi hissediyorum. üslubu beğenmedim, 50. sayfadan sonra akıcılığı fena değildi ama sonu da tatmin etmedi. C karakterine bir derinlik verilmeye çalışılmış (Ayşe’ye babasıyla geçmişinden vs. bahsediyor.) ama o kadar bayat ve sığ durmuş ki. yani babanla aran kötüydü diye bok gibi biri mi oldun. vermeye çalışılan ‘bahane’ çok komikti. 5 puan da verebilirmişim.
Aylak AdamYusuf Atılgan · Yapı Kredi Yayınları · 201771,1bin okunma
Reklam
Yusuf Atılgan - Aylak Adam
Puan vermedi·192 syf.··
2026 31. kitabı
1959 yılında yayımlanan Aylak Adam, modern Türk edebiyatında önemli bir yere sahip. Calışmayı sevmeyen ve miras yiyen kentli bir aylak aydının iç hesaplaşmasını konu alıyor. Ana fikir bayağılık" ve "alışkanlıklar" üzerine kurulu bir düzen, insanın özgünlüğünü öldüren bir hapishane gibi verilmesidir. Klasik okurlar için akıcı olasa da yeni başlayanlar için sade ama yorucu bir dili var. Eser; Kış, İlkyaz, Yaz ve Güz olmak üzere dört mevsimlik bir döngüde ilerler. Her mevsim karakterin bir daha geç kalmışlığını ortaya koyar. Psikolojik bir bilinç gezisi sunan roman çaresizlik ve tutunamama hissini yaşatır.
Alıntı
Aylak AdamYusuf Atılgan · Can Yayınları · 201971,1bin okunma
Puan vermedi·192 syf.··
2022 46. kitabı
Aylak Adam, Yusuf Atılgan’ın 1959’da yayımlanan ilk romanıdır ve Türk edebiyatında modernizmin önemli kilometre taşlarından biridir. Yunus Nadi Roman Ödülü’nde ikincilik kazanmıştır. Roman, dört mevsim (“Kış”, “İlkyaz”, “Yaz”, “Güz”) başlığı altında örgütlenir ve başkarakter C.’nin bir yılını kapsar. Başkarakter C., 28 yaşlarında, babasından kalan emlak kiralarıyla geçinen, çalışmayan, “aylak” bir İstanbul erkeğidir. Annesini küçük yaşta kaybetmiş, teyzesinin yanında büyümüştür. Toplumun sıradan yaşam biçimlerine (evlilik, düzenli iş, konformist ilişkiler) uyum sağlayamaz; sürekli bir arayış içindedir. Bu arayış özellikle “gerçek sevgi” ve ideal kadın üzerinedir. Pastanede gördüğü Güler’le ilişki kurar, yazın eski sevgilisi Ayşe’yle yeniden bir araya gelir. Ancak hiçbir ilişki onu tatmin etmez. C., İstanbul sokaklarında, sinemalarda, kahvelerde, arkadaşlarının (örneğin ressam Sadık’ın atölyesinde) arasında dolaşır, gözlemler yapar, düşünür ve sürekli bir yabancılaşma yaşar. Roman, onun iç dünyasını bilinç akışı, iç monolog, geriye dönüş gibi tekniklerle derinlemesine yansıtır. Ana Temalar Yabancılaşma ve Yalnızlık: C., kalabalık İstanbul’da (özellikle Beyoğlu, Taksim, Nişantaşı civarı) en yalnız insandır. Modern kent hayatı, bireyi kendine ve topluma yabancılaştırır. C. flâneur (aylak gezinen) tipinin tipik örneğidir; yürümek, gözlemlemek onun varoluş biçimidir. Gerçek Sevgi Arayışı ve Cinsellik: C., annesinin kaybından kaynaklanan sevgi eksikliğini kadınlarda arar. İdealize ettiği kadın imgesine (teyze figürüyle bağlantılı) hiçbir gerçek kişi uymaz. İlişkileri kıskançlık, bıkkınlık veya monotonlukla biter. Aşk, tek tutamak olarak görülür ama ulaşılamaz kalır. Baba-Oğul Çatışması ve Psikanalitik Boyut: Babasının kumar düşkünü, otoriter figürü ve annenin yokluğu,
Aylak AdamYusuf Atılgan · Can Yayınları · 201971,1bin okunma
Puan vermedi·192 syf.··
2026 77. kitabı
·
18 günde okudu
·
Okunma: 15 Mayıs 2026 10:18
Aylak Adam, Türk yazar Yusuf Atılgan'ın 1959'da yayımlanan ilk romanıdır. "Kış", "İlkyaz", "Yaz" ve "Güz" olmak üzere dört "mevsim" başlığından oluşan eserde mevsimlerden kış, ilkyaz ve yaz kendi içlerinde yedi bölüme ayrılırken güz mevsimi dört bölüme ayrılmaktadır. 28 yaşlarında, içerisinde hizmetçilerin olduğu evde çocukluğunun geçtiği söylenen, kumar düşkünü babaya sahip bir roman karakteri olan C.'nin hayatına anlam verecek değeri arama çabası romanda anlatılmaktadır. 1958 yılında Yunus Nadi Roman Ödülü'nde ikincilik kazanan Aylak Adam'da bilinç akışı, iç monolog, diyalog, geriye dönüş, günlük, mektup ve leitmotif tekniği kullanılmıştır. Roman, farklı karakterler ve anlatıcılar tarafından anlatılmaktadır. Bir ismin bile çok görüldüğü C.’nin bir yıl boyunca başından geçen olayların anlatan kitapta C.nin yaşantısını ele almıştır. Babasından kalan emlaklardan aldığı kiralarla çalışmadan geçinebilen C., gününü kitap okuyarak; kahvehanelere, restoranlara, barlara giderek; film izleyerek, bol bol yürüyerek, sanat çevresinden arkadaşlarıyla sohbet ederek ve durmadan düşünerek geçirir. C., toplumla uyuşamayan, ataerkil yapıya ait olamayan, iki kişiden kurulmuş toplumların “en iyisi” olduğunu düşünen ve bu uğurda ‘gerçek aşk’ı arayan; huysuz, sıkılgan, mutsuz ve ‘aylak’ bir adamdır. Romanın konu edildiği bir yıl boyunca C.’nin başından iki aşk macerası geçer. İlkinde üniversite öğrencisi ‘süssüz, sade’ Güler’den umduğunu bulamayan C., yaz aylarında gittiği pansiyonda karşılaştığı eski sevgilisi ‘ressam ve kişilikli’ Ayşe ile de olaylı bir aşk süreci yaşar. Aylak Adam, aradığı ve tek tutamak olarak gördüğü gerçek sevgiyi, o kadını ararken aslında sürekli ona teğet geçmektedir. Yolda, tramvayda ya da kumsalda çok yaklaşmakta fakat ona erişememektedir.
Roman-Edebiyat
Aylak AdamYusuf Atılgan · Can Yayınları · 202571,1bin okunma
Puan vermedi·616 syf.·
2025 63. kitabı
Edip Cansever'in Ben Ruhi Bey Nasılım şiir kitabıyla başlayan Sonrası Kalır 2 kitabı, tüm şiirlerinin yer aldığı Yapı Kredi Yayınları’nın iki ciltlik Sonrası Kalır 1 ve 2 eserlerinin ikincisidir. Edip Cansever şiiri, “İkinci Yeni” olarak adlandırılan (Orhan Veli ve arkadaşlarının Birinci Yeni akımına tepki olarak çıkan) modern/yenilikçi şiir anlayışıyla şekillenmiş; bireyin iç dünyasına, insanın varoluşsal trajedisine ve toplumsal yabancılaşmaya odaklanmıştır. Bu ciltteki şiir kitapları ve içerikleri şöyledir: Ben Ruhi Bey Nasılım (1976): Şairin en özgün yapıtlarından biri olan bu kitap, Ruhi Bey adlı bir karakterin çocukluğundan yaşlılığına uzanan içsel ve dışsal dramını ele alır. Kitapta çiçek sergicisi, meyhane garsonu ve genelev kadını gibi çeşitli karakterler kendi bakış açılarından Ruhi Bey'i ve çöken bir dünyayı anlatırlar. Cansever, Ruhi Bey karakterini Krepen Pasajı'nda gördüğü yalnız bir adamdan esinlenerek yaratmıştır. Sevda ile Sevgi (1977): Şair, bu kitabı birbirinden ayrı ama birbirine bağlı parçalardan oluşan bir "resim sergisi" gibi kurgulamıştır. Kitapta "sevda" bireysel tutkuyu, "sevgi" ise daha geniş, toplumcu bir hümanizmayı simgeler. Şairin Seyir Defteri (1980): Doğanın şiirine iyiden iyiye yerleştiği bu yapıtta, "duymayı düşünmek, düşünmeyi duymak" şeklinde özetlenen bir iç konuşma hâkimdir. Şarkı sözleri ve halk şiiri kalıpları gibi unsurlar, kaynağı belli edilmeden şiirin dokusuna yedirilmiştir. Eylülün Sesiyle (1981): Şairin Seyir Defteri'nin bir devamı niteliğindedir. Evrensel bir yalnızlık planında "içe kapanışın" şiirlerini barındırır. İçindeki "Gelmiş Bulundum" şiiri, şairin en yetkin ve olgunluk dönemi eserlerinden biri kabul edilir. Bezik Oynayan Kadınlar (1982): Cansever'in dramatik şiirdeki ustalığını kanıtladığı bu kitapta,
Şiir
Sonrası Kalır 2Edip Cansever · Yapı Kredi Yayınları · 20201,991 okunma
Reklam
Reklam