Tanrıların Doğuşu: Theogonia
10/10
·312 syf.··
Beğendi
·
2026 96. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 15 Haziran 2026 19:00
Theogonia okumak beni epey zorladı. Kim kimden geldi, kim kimi yedi derken kayboldum. Anlamak için birçok vlog izlemek durumunda kaldım. Anlaşılan o ki Batı medeniyeti için iki Yunan mitolojik kaynağı kritik önem taşıyor: Homeros'un İlyada'sı ve Theogonia. Müzikten resme, heykelden bilimsel buluşların isimlerine, şirket adlarına kadar hepsi bu mitlerden besleniyor. Batı medeniyetinin kökü Yunan mitolojisi. Olayları anlamamda en çok katkı sağlayan içeriği Emel Kalender hazırlamış(YouTube Kanalı) youtu.be/xCcYmFXQSzc?si=... Kitabı mükemmel bir forma sokmuş aslında; hem resim sanatıyla hem heykellerle içeriği zenginleştirmiş. Theogonia, tanrıların soy ağacını anlatan basit bir masal kitabı değil; evrenin hiçlikten varoluşa, düzensizlikten düzene, vahşetten adalete geçişinin yani Kaos'tan Kozmos'a büyük dönüşümün epik hikâyesidir. Ancak bazı eleştiriler de yapmak lazım: Antik Yunan medeniyetinin dünya çapında Batı medeniyetini şekillendirmesinin asıl nedeni Roma İmparatorluğu'dur. Romalılar bu kültürel zenginliği benimseyip geliştirmeseydi Akdeniz havzası ve dolayısıyla Batı medeniyeti bu kadar etkilenmeyecekti. Hatta Romalılar bu kadar hevesli olmasaydı, Yunan mitolojisi belki de yerel bir medeniyetin mitleri olarak kalacaktı. İyi okumalar dilerim.
Edebiyat
Theogonia - İşler ve GünlerHesiodos · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20161,948 okunma
7/10
·547 syf.··
2026 3. kitabı
·
64 günde okudu
·
Okunma: 14 Haziran 2026 23:40
Tarihi açıdan önemli olması bir yana edebi açıdan da gerçekten farklı bir perspektif sunuyor. Betimlemeler, olayın herkese yansımasını tek tek irdelemek keyifli. AMA BİR YERE KADAR. Başta bu kadar akıcı ve merak uyandırıcı olan kitabı tamamlamam o kadaarrr uzun sürdü ki... Dövüşüp durdunuz ya sıfır olay örgüsü abi kafayı yedim o onu dövüyo öteki berikini öldürüyo yok o aslında şunun oğluymuş da zamanında şunları şunları yapmışmış yemin ederim kafam şişti...
İlyadaHomeros · Türkiye İş Bankası Yayınları · 20229,6bin okunma
Reklam
Bahçıvan ve Ölüm (Kısaltılmış İnceleme)
Puan vermedi·208 syf.·
2026 19. kitabı
Bir Bahçıvanın Portresi: 'Bahçıvan ve Ölüm' Romanındaki Baba Karakteri Giriş: Bahçıvandan Bahçeye Dönüşen Bir Hayat Georgi Gospodinov'un romanı, anlatıcının babasını en merkezi ve dokunaklı metaforla tanıştırır: "Babam bahçıvandı. Şimdi bir bahçe." Bu basit ama derin cümle, karakterin tüm portresini çizen bir tohum gibidir. Bu ifade, onun yalnızca mesleğini değil; kimliğini, yaşam felsefesini, acıyla başa çıkma yöntemini ve en nihayetinde geride bıraktığı ölümsüz mirası özetler. O, toprağa kök salmış, kelimelerden çok eylemleriyle konuşan, sessiz bir onur, sarsılmaz bir direnç ve ölçüsüz bir sevgiyle dolu bir adamdır. Bu karakter portresi, romanın bu sessiz, metanetli ve sevgi dolu kalbinin katmanlarını aralamayı amaçlamaktadır. -------------------------------------------------------------------------------- 1. "Korkacak Bir Şey Yok": Stoacı Bir Ruh Babanın karakterinin temel taşı, hayata karşı sergilediği stoacı duruştur. En zorlu anlarda bile sığındığı ve etrafındakilere sunduğu teselli, onun kişiliğinin en belirgin özelliğidir. 1.1. Hayat Felsefesi Olarak Bir Cümle Babanın dilinden düşürmediği "Korkacak bir şey yok" ifadesi, basit bir teselliden çok daha fazlasıdır; bu, onun için bir savunma mekanizması, bir metanet ilkesi ve acıya karşı ördüğü bir duvardır. Bu söz, onun iç dünyasındaki fırtınaları gizleyen sakin bir yüzey gibidir. Aşağıdaki tablo, bu ifadenin ardındaki acı gerçekliği ve babanın sarsılmaz metanetini gözler önüne sermektedir: Söylediği Söz Karşılaştığı Gerçeklik "Korkacak bir şey yok." Ölümcül bir hastalıkla mücadele ediyor, dayanılmaz ağrılar çekiyor. "Korkacak bir şey yok, Durumunun
Bahçıvan ve ÖlümGeorgi Gospodinov · Metis Yayınları · 202514,4bin okunma
“Maziden kalan okumalardan…”
10/10
·208 syf.··
Beğendi
·
2026 15. kitabı
ANTİK YUNAN KADIN KIYAFETLERİ J. MOYR SMITH .... 1882 yılında J. Moyr Smith tarafından "Antik Yunan Kadın Kıyafeterİ" basit bir dille yazılmış. Antikçağ'a alaka duyan, Yunan kadın kıyafetleri konusunda derli toplu bir kaynak okumak isteyen herkese tavsiyemdir. Biraz uzun bir yazı oldu, enteresan bilgilerdi yazmadan edemedim. Naçizane okumanızı öneririm. Kitaptan alıntılar: ✓ Homeros döneminde Yunan ırkı için genel bir tanımlama yoktur,..... Yunanlıları tanımlamak istediği zaman, ya en önemli kabilenin adını ya da İlyada'nın ilk dizelerinde olduğu gibi Akhalar kelimesini kullanmaktadır. ✓Spartalı kadınlar bütün komşu bölgelerine kıyasla çok daha farklı bir giyim tarzına sahipdiler: burada bakire kızlar yüzleri açık gezerken evli kadınlar bir duvak ile yüzlerini örterlerdi. Bu uygulamadaki temel amaç bakire kızların kendileri için bir eş bulmaları, evli kadınların ise zaten var olan eşlerini ellerinde tutmaları olarak açıklanabilir. ✓ Spartalı kızlar çok kısa kıyafetler giyerek ya da çıplak olarak koşu, güreş, disk fırlatma ve ok atma gibi birçok spor dalında faaliyet gösterme özgürlüğüne sahiplerdi bu da vücutlarını daha dayanıklı ve güçlü bir hale getiriyordu. ✓ Bununla birlikte çıplaklık Spartalı kızları sadeliğe alıştırıyor, güçlü bir bedene sahip olmaları için teşvik ediyor;.... ✓Yunanistan'ın oldukça sıcak bir iklime sahip olması sebebiyle ve aynı zamanda Yunanlıların iyi bir zevke sahip olmaları sayesinde, vücuda yapışan çok dar kıyafetler kadınlarınca tercih edilmezdi.... Hem Yunanistan'da hem de başka yerlerde kadın kıyafetlerindeki sadelik zarafetin simgesiydi. Erken dönemlerde hem erkek hem de kadın kıyafetlerinin etkileyiciliği onların zengin süslemelerine bağlıydı;.... ✓ Yunan kadınlarının giydiği başlıca iki tip kıyafet vardır. Bunlardan ilki çıplak beden
Tarih
Antik Yunan Kadın KıyafetleriJ. Moyr Smith · Töz Yayınları · 202010 okunma
10/10
·312 syf.··
2026 20. kitabı
·
23 günde okudu
·
Okunma: 03 Haziran 2026 14:05
İnceleme yapmak fikri bana hep bir iddia gibi geliyor. Bu işin ehli olmak lazım. Ama bu başlığı değiştirmek istesem; Bir kitabın okuyucuda bıraktığı izler olurdu. Âşk hususunda yazılmamış, söylenmemiş kaç kelime kalmıştır ki. Yazar da kendi kelimelerini bu hikâyeyle dile getirmiş. Eve dönmek, evden uzaklaşmakla başlar. Bu hikâyenin Orhan'ı, Tutanamayanların Selim'i, Aydaki Kadın'ın Selim'i, İlyada'nın Hektor'u, Paris'i, Odysseus'u; kaybolan adamları. Kimisi bir şehire gitmiş bazen de şehre bir kadın gelmiş, kimisi savaşmış, kimisi en başta yenilmiş. Aşk insanın kendi kalbine yenilmesi ise Orhan kendine defalarca yenilmiş. Yenilgilerini alıp kaderin onu çağırdığı Saklıkuyuya gitmiş. Bir kadında ölen Orhan bir kadında da hayat bulmuş. Tarık Tufanın herşeyi okuyucunun önüne koyan bir havası vardır. Hikâyede her şeyi okuduğumuz gibi sanırız. Oysa öyle şeyler gizler ki satır aralarına. Saklıkuyu, kuyuya düşenlerin, Yusuf gömleğini giyenlerin yurdudur. Ama tuhaf olan ve saklanan en büyük sır. Yusufu kuyuya atan kendidir, gömleğini önden yırtanda, zindana atanda Mısır'a sultan yapanda. Ve bütün bunları yapan da içinde taşıdığı Âşk'tır. Bazı satırları okurken zor tahammül ettiğim bir kitaptı. Orhanın aşk sandığı şeyin seçilmek olması, Firdevsin aşk sandığı bağın zehirli bir sarmaşık olması tahammül isteyen bir hikâyeydi. Tanımlamaları pek sevmem, Aşk bahsinde de korkarım. Bilenlere sormak usuldür. Aşk nedir bilemem, bilenler der ki; İkiden Bir olmaktır. Tarık Tufan romancılığı diye bir gerçek var raflarda.
Âşıklara Yer YokTarık Tufan · Doğan Kitap · 20234,537 okunma
Puan vermedi·156 syf.··
Beğendi
·
2019 34. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 07 Ağustos 2019 00:00
Bilindiği üzere #İlyada Destanı, Truva Savaşını anlatır. Yazar yüzyıllar önce yazılmış #Homeros’un İlyada’sını revize etmiş. Hiçbir sahneyi bütünüyle yok etmeden ama sık rastlanan yinelemeleri ve tanrıların boy gösterdiği her sahneyi çıkararak yapmış bunu. Eski çağların bu dev destanının, tanrıların olaylara yön vermek için sık sık söze karıştıkları bölümleri çıkarıldığında, okuyucu son derece laik bir yapıyla yüz yüze geliyor. Öykü insancıl bir niteliğe bürünüyor ve destanın kahramanları “yazgılarıyla baş başa kalıyorlar.” Baricco'nun müdahaleleriyle, İlyada destanı çağdaş bir romana dönüşüyor. Tıpkı #GyörgyLukacs'ın dediği gibi: “Roman, tanrıların terk ettiği dünyanın destanıdır.” Mavinin büyüsünü, ona yakışır büyülü bir destanla tamamladığım için mutluyum. Tabii ki de öneri listemde… Alessandro Baricco Homeros, İlyada
Homeros, İlyadaAlessandro Baricco · Can Yayınları · 2006202 okunma
Reklam
Reklam