... İnsan nasıl bir Allah'a dua ettiğinin bilincinde olmalıdır. O'nun (c.c) her türlü bilgiye sahip olduğunun, ister sır, isterse açık, hattâ sinelerde saklı nice şeyleri çok rahat bir biçimde bildiğinin farkında olmalıdır. Allah'ım kendisine çok yakın olduğunun, vahyin diliyle: Ve nahnu akrabü ileyhi min habli'l-verîd. yani "Biz insana şah damarından daha yakınız." [Kaf 50 / 16] bilinci ile hareket etmelidir. Eğer insan böyle bir bilince sahip olursa Allah'a yalvarırken o makama lâyık bir üslup oluşturacaktır.
Bir asker bileğimi tuttu. Sonra Cardan’ın sesi duyuldu.
“Ona dokunmayın.”
Bunu korkunç bir sessizlik izledi. Bana bir hüküm vermesini bekledim. Ne emrederse yapılacaktı. Mutlak güç onundu. Karşı koyacak kuvvetim kalmamıştı.
“Ne demek istiyorsunuz?” dedi Randalin. “O…”
“O benim karım,” dedi Cardan, sesi kalabalığın arasında yayıldı. “Elfhame’in gerçek Yüce Kraliçesi. Üstelik sürgünde falan değil.”
-Bazıları Habil'den gelir, bazılar Kabil'den, diye tamamladı rahip sözlerini. Benim kanım karışıktır: Düşmanlarım için Kabil, dostlarım için Habil'im ben ve Kabil'i uyandıranın vay haline! Ne de olsa siz Fransızsınız ben İspanyolum, üstelik rahibim!
Ümmü Süleym, o günler 10 yaşında olan Enes'in elinden tutar, Efendimiz'e (sas) getirir: "Ya Resûlullah! Herkes sana bir hediye sundu. Benim sana sunacağım bir hediyem yok. Ben de canımdan bir parça olan bu oğlumu sana hizmet etmesi için getirdim. Enes akıllı ve okuma yazma bilen bir delikanlıdır. Onu benden kabul buyur ve ona dua et."[42]diyerek hediyesini takdim eder. Efendimiz (sas) bu hediyeden o kadar memnun olur ki, kabul ettiğini beyan eder ve bir de orada Enes'e dua eder. Yaptığı dua nasıldır biliyor musunuz? Der ki: "Allah'ım! Sen onun malını ve nesli- ni çoğalt ve ona bereket ihsan et. Onun ömrünü uzat ve günahlarını affet!"[43] Bu duaya başta anne Ümmü Süleym olmak üzere oradakiler âmin der. Ne olur peki Enes'e, bu duanın neticesinde? Enes b. Mâlik (ra) kendisi vefat edeceği sırada söylüyor ne olduğunu... Diyor ki: "Efendimiz (sas) bu duayı bana yaptıktan sonra ben neslimden tam 125 kişiyi gördüm ve onların büyük bir kısmını kendi ellerimle defnettim." Torunlarının çocuklarını görmüştür Enes b. Mâlik... Onun vefat tarihi Hicrî 90, Milâdî 709'dur. Milâdî olarak 97, Hicrî olarak tam 100 yaşında vefat etmiştir. Enes b. Mâlik sözüne devam ediyor: "Herkes bahçesinden bir mahsul alırken, ben iki mahsul aldım. Neye elimi attımsa bereketlendiğine şahit oldum."