Korkutucu iki imge: erkekler için hapishane, kızlar için gayrimeşru çocuk.
Sayfa 19
Felsefe
Bu cümle 'imgelemi" hiç tasavvur etti mi kalbinizde?
. 5 Nisan 1956 Onu hep düşünüyorum; acaba o yok olduğu için mi bu karanlık imge beni rahatsız ediyor? ...
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
“Gümüşten ve kusursuzum. Önyargısızım. Ne görsem yutarım anında. Neysem oyum, aşk ya da nefretle buğulanmadım. Zalim değilim, dürüstüm sadece Küçük bir tanrının gözüyüm- dört köşeli- Çoğu zaman, derin derin karşı duvarı düşünürüm. Pembe, benekli duvarı. O kadar çok baktım ki ona, Kalbimin bir parçası sayıyorum onu. Ama oynaşıyor. Yüzler ve karanlık bizi hiç duramadan ayırıyor. Bir gölüm şimdi. Bir kadın eğiliyor üstüme, Araştırıyor beni, gerçekte kendisini anlamak için Sonra dönüyor o yalancılara, mumlara ya da aya Sırtını görüyorum ve yansıtıyorum sadakatle Gözyaşları ve ellerinin titremesiyle ödüllendiriyor beni Onun için önemliyim. Gelir, gider, bakar. Onun yüzüdür karanlığın yerini alan her sabah Genç bir kızı boğdu içimde ve içimde yaşlı bir kadın Korkunç bir balık gibi Yönleniyor ona doğru
Lady Lazarus
(……) “Ölmek Bir sanat, tıpkı öbür şeyler gibi Ben son derece iyi yapıyorum bunu. Öyle iyi yapıyorum ki Cehennemi yaşıyor Öylesine iyi ki Gerçeklik duygusuna kapılıyor Sanırım usta diyebilirsiniz bana Marifet değil bunu yapmak Bir hücredeyseniz Marifet değil yapıp çekilmek Dramatik olan güpegündüz Memnuniyetle, aynı yere, aynı yüze Aynı inceliksiz çığlığa dönmek “Bir mucize!” Beni kendimden geçiren Bir bedeli var Yaralarıma bakmanın Kalbimin sesini duymanın Gerçekten çarpıyor kalbim Bir bedeli var, çok büyük bir bedel Tek bir sözümü duymanın, dokunuşun Ya da bir damla kanımın …”
Az yaşamların sonsuz itirazı Vanessa'nın gözleri; ışıkla gölgenin korkunç yutuculuğu. İmge kalmıyor onun gözlerinin önünde, olanlar oluşlar yeniyor yutuluyor gözleriyle. Nedir bu çılgın içtenlik onun bakışında? Kırılgan ruhun susan çığlığı? Zamanın anlamsızlığının ürkünçlüğü? Sonsuz görüntü yığınının artık içe ve dışa eşzamanlı akışı? Kafatasından ayak parmaklarının ucuna dek görünmez gözlerin ruhu tutsaklayışı? Her şeyin çarpılmışlığı, özün kayganlığı, hiç bir şeyin hiçbir şeyin; bu tuhaf karşıtlığını duyguların, kabullenilemeyeceği? Neler anlatır bu iki beşik, biz onun gözlerinde mi sallanırız? Onun içsel ağıtı neden hep buğu gözlerinde? Bu iç pusu hangi uygarlığı hangi tarihi yararlı kılar, ne için? Onun çevresinde dönen bir şey yok, ya da o hiçbir şeyin çevresinde döneniyor. O bir çembere geçirilmiş; gözlerinden, bu çemberin her kımıltısı gözlerinden beynine akıyor; organik bir bütünlük bu; o ölçüde de kopuş. Her şey o çemberin varsayılabilirliğinden oluyor, oluşuyor, bitiyor, tüm imgeler bu düşselliği zorlayan uzamın kendi kendini açığa çıkarışıyla, onun gözlerine kayıyor, oradan yine çevrime katılıyor, döngü dönerken döndürüyor.
Sayfa 49
Alıntı
Ariel
“Beyaz Godiva, giyerim ölü ellerime Ölü terbiyecileri gibi Ve şimdi ben Köpük keserim buğdaya, Denizlerin bir ışıltısına O çocuğun çığlığı Erir duvarda Ve ben Bir okum Canına koyan Uçan kırağı Tepeden tırnağa kırmızıya boyanan gözdür Sabahın kazanı
Nurten Uyar·Kitabı okudu