Puan vermedi·232 syf.··
Beğendi
·
2026 47. kitabı
İnce ince insanın içine işleyen bir roman.Dönüş hikayesi ile başlıyor.Hem Natalia'nın yıllar sonra ülkesine dönüşü ile onun ve ailesinin dört nesil hikâyesini okuyoruz hem de ülkenin gündemine, geçmişine hakim oluyoruz.Franco döneminin yarattığı tahribat ustuca sezdiriliyor.Kronolojik sıra gütmeden de Miralpeix ailesinin kuşaklar boyu süren hikayesi İspanya'nın hikayesi ile bir bütün oluşturuyor.Ve birçok yaşanmışlığı kadınlar üzerinden veriyor yazar Bunu da çok güzel yapıyor.Ataerkil aile hayatı, kadının üzerineki koca ve baba baskısı,evlilik içindeki hiyerarşi zaman zaman beynimi zonklatacsk kadar güçlü verilmiş.Çılgına döndüğünüm çok satır oldu. Franco sonrası geçiş dönemi, değişen dönüşen normalleşmeye çalışan toplum, Miralpeix ailesinin yaşadığı kırık dökük,tam olamamış hayatlar eşliğinde dolu dolu anlatılmış,çok severek okudum.
Kiraz MevsimiMontserrat Roig · Medusa Yayınları · 202680 okunma
Yalnızlığın Şeffaf Ağırlığı
8/10
·208 syf.··
Beğendi
·
2026 5. kitabı
Bazı kitaplar bittiğinde kapağını usulca kapatır ve tavana saatlerce, bomboş gözlerle bakarsınız. Yutkunamazsınız, çünkü kelimeler göğüs kafesinize oturmuştur. Dostoyevski’nin Beyaz Geceler’i, işte o tarifsiz boşluğun ve yutkunamayışın ta kendisidir. Yazar bizi koca bir şehrin kalabalığı ortasında, kendi zihninin rutubetli duvarları arasına hapsolmuş, isimsiz bir "hayalperestin" yitik varoluşuna davet ediyor. Burada okuduğumuz şey basit bir kavuşamama hikayesi değil; insanın en çiğ, en savunmasız haliyle yalnızlığı nasıl bir zırh gibi giyindiğinin, kendi yarattığı o ütopik dünyaların nasıl yavaş yavaş bir hapishaneye dönüştüğünün kusursuz bir portresidir. Karakterleri yargılamak, onların o saf zaaflarına tepeden bakmak haddimize değil. Ne yıllarca beklediği bir aşkın hayaletiyle avunan, o arafta kalmış Nastenka'yı; ne de sadece birkaç gecelik, kısacık bir sevgi kırıntısı için tüm ruhunu, tüm geçmişini ve geleceğini feda eden o yalnız adamı yargılayabiliriz. İkisi de insan doğasının en temel, en acıtan kırılganlıklarının kurbanı. İnsan böyledir; bir avuç şefkat, ufacık bir anlama çabası gördüğünde, tüm benliğini o ihtimalin sunağında kurban etmeye hazırdır. Sayfalar ilerledikçe boğazımızda büyüyen o ağır düğüm, aslında karakterlerin çaresizliğinden ziyade, kendi içimizdeki o karanlık, sessiz ve kimsesiz köşelerin yüzümüze vurulmasından kaynaklanır. Dört gecelik o kısacık, uçarı rüya; uyanışın ardından gelen o amansız içsel çürümeyi ve ruhsal yıkımı ne kadar acımasızca, ne kadar çıplak sergileyebilir? Tam da umudun alevlendiği o ince çizgide, kalbinize bir bıçak gibi saplanan o cümle belirir: "Aman Tanrım! Bütün bir ömürde tam bir mutluluk anı! İnsan hayatı için az şey mi bu?" Bu feryat, bir adamın yenilgisi değil; bütün insanlığın varoluş çırpınışının,
İnceleme
Beyaz GecelerFyodor Dostoyevski · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2024102bin okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Umut Kılığındaki Felaket: İnsanın Kendi İhtirasıyla İmtihanı
7/10
·102 syf.··
Beğendi
·
2026 8. kitabı
Bazen en büyük trajediler, gökyüzünün yarıldığı ya da yerin sarsıldığı gürültülü anlarda değil; avuçlarımızın içine sessizce bırakılan bir "kurtuluş" ihtimalinde gizlidir. John Steinbeck’in İnci’si, sadece yoksul bir dalgıcın hikayesi değil; varoluşun o ince ve kanayan damarına atılmış kör bir neşterdir. Sayfaları çevirdikçe bir ailenin kurtuluş umudunun, usul usul bir zehre dönüşmesine tanıklık edersiniz. Kitabı bitirdiğimde boğazıma oturan o ağır yumru, haksızlığa uğramış bir adamın acısından çok daha fazlasıydı. O yumru, insanın zaaflarıyla yüzleşmesinin yarattığı o kaçınılmaz çürümenin tortusuydu. Bizler, bizi kurtaracağını sandığımız şeylerin kölesi olmaya ne kadar da teşneyiz... Steinbeck, o küçücük, parlak ve kusursuz incinin içine koskoca bir insanlık dramını sığdırıyor. Masumiyetin kırılganlığı, bir gecede yerini nasıl amansız bir paranoyaya ve vahşete bırakır? Karakterleri yargılamak imkansız; çünkü o incinin hastalıklı parıltısında yansıyan sadece onların yoksulluğu değil, hepimizin içindeki o doymak bilmez, karanlık boşluk. "İnsan doğası böyledir; hiçbir zaman elindekiyle yetinmez, bir şey verdiniz mi hep daha fazlasını ister. Ve bu özellik, insanın en büyük erdemlerinden biri sayıldığı gibi, en büyük felaketlerinin de sebebidir." Bu eser, aslında hepimizin hayatında bir yerlerde beklediği o "büyük mucizenin" karanlık bir anatomisi. İncinin her bir sedef katmanı, toplumsal eşitsizliğin, ikiyüzlülüğün ve insanın insana duyduğu sevgisizliğin altını çizen bir aynaya dönüşüyor. Kitabın son sayfalarına doğru adımlar ağırlaşıyor, kelimeler adeta üzerinize çöküyor. O saf, dokunulmamış umudun yavaş yavaş bir saplantıya dönüşmesini, en derin şefkatin yerini sağır edici bir sessizliğe ve tükenmişliğe bırakmasını izlemek, okurun ruhunda derin bir yarık açıyor.
İnceleme
İnciJohn Steinbeck · Sel Yayıncılık · 202349,8bin okunma
Neden intihar ?
7/10
·374 syf.··
2026 18. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 12 Haziran 2026 00:10
SOPİLER OLABİLİR Kitabı beğenmek ile beğenmemek arasındaki ince çizgideyim . Ama bu o kadar da önemli değil önemli olan ben de hissettirdiği ve tanımlayamadığım olaylar . Bu olaylardan biri kitaptaki karakterlerin her şey iyi görünüyorken intihar etmesiydi ve bu o kadar kolay bir şekilde lanse edilmişti ki ya da o kadar kolay bir şekilde oluyor ki bir an intihar etmek grip olmak gibi geliyor bir an hasta hissedersin ve sonra geçer . Ama öyle değil grip olursun iyileşirsin hayat devam eder ve sende çarklardan birine takılırsın ,intihar edersen geçer ama geri dönebilecek bir şey bulamazsın başka bir dünya da doğarsın . Ben bunu anlayamıyorum her şey iyi giderken neden intihar ettiler naokonun ablası mesela güzel ,başarılı ,kendine yetebilen biri neden boşlukta hissediyordu ve intihar etti bunu anlayamıyorum aynı şekilde kizuki de neden intihar etti ki bir olay yoktu insan durduk yere intihar edeyim demez ki ben kendi ölümü düşünce bile gözlerim doluyor onlar ise intihar etti . Hayatımda çok zor günler yaşayan insanlar var ve her şeye rağmen hayata devam etmeye çalışıyorlar ama hiçbir şey yokken intihar etmek neden . Bir süre bunu düşüncem hayatımda bunu yapan biri vardı ve ben hala düşünüyorum onu ama nakoko gibi tepki vermedim . Bilmiyorum bu konu çok karmaşık . Kitapta ilgimi çeken tek konu buydu . Naoko neden vazgeçti ne düşündü de intihar etmeye karar verdi . Ayrıca uzun süreli ilişki içerisinde olan insanlar neden üçüncü bir kişiye tutunuyorlar onu da anlamadım tabi kitap özelinde konuşuyorum bunu .
Edebiyat
İmkansızın ŞarkısıHaruki Murakami · Doğan Kitap · 202513,9bin okunma
Yaşadığım Çukurova: Bir İnce Memed Destanı
10/10
·438 syf.··
Beğendi
·
2026 12. kitabı
·
12 günde okudu
·
Okunma: 11 Haziran 2026 23:23
​Ben İnce Memed’i sadece okumadım; Dikenliözü köyünün tozlu yollarında yürüdüm, o dağların ayazında üşüdüm, her karakterin yerine geçip o hayatı bizzat yaşadım. ​Kitap boyunca Memed’e yeri geldi çok kızdım. O gencecik kafasıyla aldığı fevri kararlara, toyluğuna, sevdiklerini korumak isterken ateşe atışına "Yapma be Memed!" diye az söylenmedim. Ama o omuzlarındaki devasa haksızlığı, Abdi Ağa’nın zulmünü ve çaresizliğini gördükçe kızgınlığım yerini derin bir üzüntüye ve şefkate bıraktı. En sonunda ise, o düzene karşı tetiği çekip köylünün hakkını aradığında, içimde sanki dağlar hafifledi, büyük bir sevinç duydum. ​Bu romanda beni en çok yaralayan ise Recep Çavuş oldu. O, dağların bilgesiydi; Memed’in arkasındaki dağ gibi babaydı. Onun o hain pusuda vuruluşu içimi paramparça etti, sanki ben de onunla birlikte savunmasız kaldım. Tabii bir de Horalı var... Abdi Ağa’nın açık kötülüğünden ziyade, Horalı’nın o sinsi, çıkarcı ve arkadan vuran kaypaklığı içimi üşüttü. İnsanın canını asıl yakanın kurşun değil, ihanet olduğunu onunla anladım. ​Yaşar Kemal öyle bir dünya kurmuş ki; Döne’nin acısında feryat ettim, Hatçe’nin parmaklıklar ardındaki çaresizliğinde sustum. İnce Memed 1, benim için sadece bir eşkıya hikayesi değil, insanın içindeki o hiç sönmeyen adalet ve insanlık kavgasının ta kendisidir.
Duygu ve Düşünce
İnce Memed 1Yaşar Kemal · Yapı Kredi Yayınları · 202374,2bin okunma
TAVSİYE EDİYORUM
10/10
·64 syf.··
2026 5. kitabı
Bir iki günde bitirilebilecek, kendisine harcanılan vakte kesinlikle değen bir kitap. Yazarın önceki kitabını da okumuştum. Teknik açıdan ikisi arasında baya bir fark var. Yazarın gelişimi belli oluyor. Hızlı başlangıçlar, hızlı olaylar ve hızlı çözümlerin kitabı. Daha ilk bölümden ters köşeyle başlayarak okuyucuyu avucunun içine alıyor. Zaman atlamaları ile dikkat dağıtmak yerine karakterler ile ilgili bilmemiz gerekenleri doğrudan vermiyor. Diyaloglar içinde karakterler ile ilgili ufak ufak ipuçları sunarak bir yandan okuyucuyu karakterlerin nasıl insanlar oldukları gizemini çözmeye davet ediyor. Sonra da "Bak Hasan tahmin ettiğin gibi biri değil aslında, gel sana anlatayım." diyerek yine ters köşeye yatırıyor bizleri. Bir yandan sistem eleştirisi yapmayı da ihmal etmiyor. Böyle böyle bir bakmışsınız kitap bitmiş. Ne eksik ne fazla. Uzun lafın kısası olmuş. Bol malzemeli ince hamurlu iki dilim pizza gibi.
Son MeydanErkin Kuşçu · Mythos Kitap · 20253 okunma