Ben bir zamanlar, dört tekeri üstünde yürüyen bir taksim olsun da ne olursa olsun, derdim. Yani, şimdi kıçına giyecek donun olmasa, tutsalar sana birinin eski donunu verseler, güzel mi, çirkin mi, diye düşünür müsün? Sağlammış, değilmiş; üstüne tam gelmişmiş, gelmemişmiş; aldırır mısın? Alır giyinirsin. Açık kıçını örter geçersin, değil mi? Lakin önüne bin don koysalar da içinden birini seç al, deseler, ama yalnız birini; hangisini seçeceğini şaşırmaz mısın? Bu öyle bir iş ki, bininde birden aklı kalır insanın.Neyse, olan oldu, geçen geçti. Sende karar kıldık. Sevdik, ısındık.Tam ötekileri kafamdan silip sana bağlanmışken,içime kurt düşmesi çok kötü oldu. Ben senin bir cuma arabası olup olmadığını nasıl bileceğim şimci ha? Eh, bu yol, gelip gitmecesine, ne mal olduğunu koyar ortaya elbet. Dönünce de boşarım. Defederim başımdan seni.