Koca Osmanın her bir davranışında bir çocukluk vardı. Geniş geniş, her şeye şaşarak gülüşünde, kaşlarını kaldırıp hayran bakışında, insanlara, hayvanlara, börtü böceğe, kurda kuşa candan sarılışında, her tutumunda bir çocuksuluk vardı. Köylüler ona delikanlılığında, orta yaşlarında, bu huylarından dolayı Çocuk Osman derlerdi. Kim bilir nasıl ettiler de Çocuğu Kocaya çevirdiler?
Ali Suavi 1870'de şöyle yazıyor: "Yazık ki İstanbul'da eğitim alanında toplumlar arasında birlik yok. Her toplum kendi dilini ve kendi yolunu tutmuş ilerliyor." (s.5)
Namık Kemal 1872'de söyle söylemektedir: "Her cins ve mezhepten çocukların bir arada bulunduğu okullar yapmalıyız. Vatan çocukları bu tür okullardan çıkınca aralarına bölücülük sokmak mümkün olmaz." (s.5)
"Cumhuriyetin fikir önderlerinden biri olan Ziya Gökalp de Medreseler, Tanzimat okulları ve yabancı okullar şeklinde ayrışan okulların üç farklı insan tipi yetiştirdiğine işaret ederek bu problemin toplumdaki ayrışmaya yol açtığını ileri sürmüştür." (s.5)
Sokrates... sinek ve ata ilişkin imgeleri sade ve yapmacıksızdır ve üzerine düştüğünü hissettiği asıl dinsel görevi, tanrıyı hakikati mi söyledi diye bin bir yoldan sınamayı, bir misyonerin bu durumda tanrısının yanında yer aldığı, serinkanlı ve açık sözlü bir jestle birleştirir. Tanrının bu sınanışı, dindarlık ile özgür tinlilik arasındaki, şimdiye dek düşünülmüş en ince uzlaşmalardan birisidir. — Şimdi artık bu uzlaşmaya da gereksinmiyoruz.
Sayfa 49 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları 11.Basım 2024·Kitabı okuyor