İçtimâiyatçı Ziya Gökalpın da bulabildiğim bütün şiir kitaplarını okudum. Son 50-60 yıl öncesine kadar meşhurlarımızın çoğu çok yönlüydü, yıllar geçtikçe kapasitemiz geriledi, şimdilerde sâdece tek bir sâhada uzmanlaşabiliyoruz, bâzılarımız onu da yapamıyor. Velhâsıl Ziya beyin de pek çok vasfı vardı, bunlardan biri de şâirlikti. Şiirlerinin çoğu türklük üzerine. Şâirliği ideolojisi üzerine kurulu diyebiliriz, böyle şâirlerin şiirleri san’at bakımından pek kıymetli değillerdir. Çünkü bu şiirler yalnızca şâirin ideolojisinin mensupları için mânâlıdır, herkese hitap etmez. Ziyâ beyin şâirliği Mehmet Emin Yurdakulunkine yakın, ideolojileri de aynı (türkçülük). Lâkin M. E. beyin müslümanlığı üzerine herhangi bir şüphe yok fakat kendisininkine dâir var. Şiirlerinde islâm aleyhinde herhangi bir mısraya tesâdüf etmedim ama lehinde pek çok mısra okudum. Açıkça bir inkâr veya hakāret görmedim fakat bâzı şiirlerinde elfâz-ı küfürden sayılabilecek unsurlar vardı. En doğrusunu Allah bilir. Dinde türkçeciydi. Cumhûriyetin ilk yıllarında islâmı türkleştirmeye çalışanların ilham kaynağı oydu. Dilde de türkçeciydi. Şiirlerinde yabancı kökenli kelimeleri tamâmen atmayı değil, türkçesi mevcut olduğu halde kullanılan yabancı kelimeler yerine türkçelerinin tercih edilmesi fikrini savunuyor ve uyguluyordu. Meşhur bir dörtlüğüyle bitirelim: ملت «..ديمه بكا : «اوغوز، قايى، عثمانلى ...توركم، بو آد هر عنواندن اوستوندر يوقدر اوزبك، نوغاى، قيرغيز، قازانلى ..تورك ملتى بر بولونمز «بوتون»در ضيا كوك آلپ
Edebiyat
"Bazen kişi , gözünün ihtilaplı olmasından dolayı güneş ışığını inkar eder, ağız da hastalığından ötürü suyun tadını inkar eder" Bediüzzaman Said Nursî
Alıntı
Reklam
بسم الله الرحمن الرحيم وَاقْتَرَبَ الْوَعْدُ الْحَقُّ فَاِذَا هِىَ شَاخِصَةٌ اَبْصَارُ الَّذ۪ينَ كَفَرُواۜ يَا وَيْلَنَا قَدْ كُنَّا ف۪ى غَفْلَةٍ مِنْ هٰذَا بَلْ كُنَّا ظَالِم۪ينَ‌ـ﴿٩٧‌ـ﴾ 97- Ve gerçek vaad (ölüm, kıyamet) yaklaşınca, birden, inkâr edenlerin gözleri donakalır! "Yazıklar olsun bize! (derler), gerçekten biz, bu durumdan habersizmişiz; hatta biz zalim kimselermişiz." (21-Enbiya) (17. Cüz-2. Hizb) Mealli Kur'an - 329
TABİÎ İNSAN...
Jean-Jacques Rousseau’da ise mesele başka bir yönden karşımıza çıkar. Batı düşüncesinde mücerret insan özü arayışının en çarpıcı örneklerinden biri, Rousseau’nun “tabiî insan”ıdır. O, adeta Cennet’ten düşüş imgesini canlandırır. Çünkü o, insanı anlamak için tarihin, dilin, cemiyetin, mülkiyetin ve kurumların gerisine gitmeye çalışır. Sanki insanın hakikati, bütün tarihî elbiseler soyulduğunda ortaya çıkacak çıplak bir ilk hâlde saklıdır. O, insanı cemiyetin, dilin, tarihin, terbiyenin, ahlâkın ve mükellefiyetin içinde kavramaz; bütün bunlardan soyulmuş, ağaçların arasında dolaşan çıplak bir tabiî varlık olarak hayal eder. Fakat böyle bir insan, insan değil, insanın tarih öncesine doğru çekilmiş gölgesidir. Rousseau’da insanın hakikati tarihten önceki tabiî hâlde aranır. Dayandığı insan tasavvuru, çoğu zaman tarih içinde ete kemiğe bürünmüş gerçek insandan ziyâde, tarihin öncesinde hayâl edilen saf ve çıplak bir insan tabiatıdır. İnsan, onda hâlâ insanlaşmamış gibidir; çünkü insanı insan yapan ne varsa -dil, aile, cemiyet, hukuk, ahlâk, dâva, irâde, hâfıza, imân, inkâr, mücadele- henüz ortaya çıkmamış ya da bozulmanın başlangıcı sayılmıştır. Dolayısıyla Rousseau, Batı’nın insan meselesindeki başka bir çıkmazını temsil eder. -REHA KANSU, “Mücerret İnsan”dan “Gaye İnsan”a, -Mihraksız “İnsani Öz” Tartışmaları, b) Rousseau ve Herder -III-, besincidevre.org/5devre, 17 Haziran 2026-
İnsana Bakış
SELİM GÜRBÜZER KİTAPLARI-KDY
HAYY’DAN HU’YA YARATILIŞ MUCİZESİ Hücreden Allah’a SELİMGÜRBÜZER Yaklaşık iki yıldır Enpolitikte yayınlanan Fen bilimleriyle ilgili köşe yazılarımı Hayy’dan Hu’ya Yaratılış Mucizesi başlığı altında Kitap Yurdu Doğrudan Yayıncılık’tan çıkan eserimle nihayet okuyucu ile buluşturabildim. Dergi boyutunda 603 sayfalık çok büyük hacimli kitabımı 10 bölüm altında kaleme alıp 92 ayrı makaleden oluşuyor. Kitabın yazarı olarak eserimi Bayburt eğitim tarihinde önemli izleri bulunan Biyoloji öğretmenim rahmetli Erol Kılıç ve Üniversiteden Hocalarıma ithaf edip kitabın önsüzünde şu ifadelere yer verdim: “Gençlik yıllarımdan bugüne Fen bilimlerine merakım nihayetinde bu kitabı yazmamı da beraberinde getirdi. Öyle ki Liseyi Tabii Bilimler bölümünden, Üniversiteyi Biyoloji bölümünde okuyor olmamın, meslek hayatımı Hematoloji, Mikrobiyoloji, Biyokimya, Deney Hayvanları ve Adli Tıp laboratuvarlarında biyolog olarak çalışıyor olmamın, Ankara Büyük Şehir Belediyesinin Gazi Üniversitesi işbirliği ile açılan Belteks kurslarından birçok dalda edindiğim deneyimlerimin bu eseri ortaya koymamda çok büyük katkısı oldu diyebilirim. Eser incelendiğinde içerik olarak Fen bilimlerine olan bakışımız materyalist ve evrimci dogma bir bakış açısıyla değil tam aksine mutlak ilim sahibi Yüce Allah’ın kullarına yaratılış mucizesi olarak lütfettiği “Düşünen insanlar için nice hikmetler vardır” düsturunca kaleme alınan bir eser olduğu görülecektir. Aynı zamanda bu eser iki yıl öncesinde Enpolitik internet sitesinde makale halinde yayınlanmış olan yazılarımın derleyip toparlayaraktan kitap haline getirilmiş bir eserdir. Madem yıllar öncesinde yayınlanan makaleleri kitap haline getirmiş hali bir eserdir bu, o halde bakalım gençlik yıllarımdan bugüne dek
Allah, içinizden, iman edip de salih ameller işleyenlere, kendilerinden önce geçenleri egemen kıldığı gibi onları da yeryüzünde mutlaka egemen kılacağına, onlar için hoşnut ve razı olduğu dinlerini iyice yerleştireceğine, yaşadıkları korkularının ardından kendilerini mutlaka emniyete kavuşturacağına dair vaadde bulunmuştur. Onlar bana kulluk eder ve bana hiçbir şeyi ortak koşmazlar. Artık bundan sonra kimler inkâr ederse, işte onlar fasıkların ta kendileridir. Nur Suresi 55. Ayet
Din
Reklam
Reklam