Bilinçaltını inkâr etmiyorum ama her şeyi oraya bağlamak yanlış bence. Ваşımız sıkışınca rüyalarda arayalım çözümü. İşin içinden çıkamazsak suçlu bilinçaltı! Bir davranışın kökenine inince ne değişiyor sanki! Sebepler aynı kaynaktan çıkıyorsa neden farklı davranıyoruz her defasında. Jung demiyor mu, 'Hangimiz yaşam boyu tutarlı olabiliriz,' diye. Yaşasaydı söylerdim ona, bir tek benden bekliyorlar bunu."
Bir sürü aptalın saldırısına uğrayan, daha fazlasının da yok saydığı ahlaki vicdan, var olan ve daima var olmuş bir şeydir, yoksa ruh denen şeyin bulanık bir fikirden öte olmadığı Dördüncü Zaman filozoflarının icadı değildir. Zaman geçtikçe, birlikte yaşarken ve genetik değişimler olurken, vicdanımızı giderek damarlarımızda dolaşan kanın rengine ve gözyaşlarımızın tuzuna buladık, bu da yetmiyormuş gibi, gözlerimizi içimizi gören birer aynaya dönüştürdük, sonuçta gözlerimiz, ağzımızla inkâr etmeye çalıştığımız şeyleri çoğu zaman hiç çekincesiz gözler önüne serer hale geldi. Bu genel olguya bir de basit zihinlerde işlenen suçun yol açtığı pişmanlığa çoğu zaman kadim korkular da eklenince, bunun sonucunda, suçlunun işlediği suçun cezası, öyle böyle demeden, hak ettiğinin iki katı olur.
Çoğunuz, parlamentoya girdiğiniz günden beri, ön seçim hesaplarından başka ne yaptınız? Hiç... Ülkeyi bir kan denizine çeviren terörizme karşı çıkmanız gerekirken, küçük siyasal oyunların içinde büsbütün küçüldünüz. Hiç inkar etmeyin!
Hristiyanlık nasıl bir din ise, yahudilik nasıl bir din ise şirk de kendine özgün bir dindir. Şirk koşan kişi Allah'ın(cc) varlığını inkar etmez, varlïğı kabul edip değişik suretlerde Rabbine şirk koşar. Kimisi ibadetlerden birini Allahtan başkasına yöneltmekle müşrik olur, kimisi de âlemlerin Rabbinin isimlerinden ve ya sıfatlarından birini ve ya birkaçını başkalarına vererek şirk koşmaktadır.