Kitap başlangıçta Afrika'dan kaçırılıp saraya köle olarak getirilrn bir çocuğun hikayesiyken ilerleyen sayfalarda bir haremağası olarak Hayrettin efendinin sarayın gözle görülemeyen dengelerini ortaya koyduğu bir iç gözlem sunuyor. Sıklıkla yaşamdaki haksızlıkları bize sarayın şaşalı, aldatmacasının arka planlarıyla gün yüzüne çıkarıyor. Erkekliği elinden alınan bir çocuğun yüreğine dokunan bir kıza karşılık veremeyişi, sultanın gözden çıkarttığı ve ölüme terk ettiği kardeşi, kafesteki renkli kuşlar gibi beslenen harem kızlarının hazin sonları...
Kitabın sonunda "Bir Saraylının Hatıraları" adlı bölümde saraydaki kızlardan birini yaşlılığında ziyaret eden Suat Derviş, ismi gizli bu saray tanığının anılarına yer veriyor.
Bu kısmı ilgiyle okudum ve çok daha fazlasını merak ettim...
Kendi yaşamımızda karşılaştığımız haksızlıklar, bu insancıkların yaşadıkları yanında çok ama çok değersiz kalıyor.
Özgürlüğün ve adaletin değerini, Cumhuriyetin armağanlarını bir kez daha takdir etmemize neden olan bu roman, daha çok okunmayı hak ediyor.