'Batı' olarak adlandırılanla ilişkili düşünme güzergählar şöyle bir açmaz biçimlendiriyor: Batı, bütün önemli kültür verilerini ödünçlenmekte olduğumuz, ödünçlenmek zorundaymış gibi gördüğümüz, ama tanımı gereği onu öteki diye tariflediğimiz için, asla 'Batılı' olamayacağımızdan ötürü, ondan yapılan her ödünçlenmeyi taklit olarak görmekten sıyrılamadığımız ayna imgemiz.
Sorgulama, sorunsal inşa etme, biraz da ironik bir ifadeyle, sorun yaratma pratikleri aydını aydın kılan pratiklerdir. Bunun Osmanlı-Türk aydını için de farklı olmadığı aşikâr.
«Bu işi kabul etmenin anahtarı bu, Mickey. Sen Theseus'un Gemisi'sin. Hepimiz öyleyiz. Vücudumda on yıl önce canlı olan ve benim bir parçam olan tek bir canlı hücre bile yok ve aynı şey senin için de geçerli. Her seferinde bir tahta olacak şekilde, sürekli yeniden inşa ediliyoruz. Bu işi gerçekten üstlenirsen, muhtemelen bir noktada tek seferde yeniden inşa edileceksin ama günün sonunda, gerçekten farklı değil, değil mi? Bir Harcanabilir tanka girdiğinde, vücudunun doğal olarak zaman içinde yapacağı şeyi tek seferde yapmış olur. Hafızası korunduğu sürece gerçekten ölmemiştir. Sadece alışılmadık derecede hızlı bir değişime maruz kalmıştır.»
"Bir yanda bütünden payına düşenden memnun olan, öte yandan yaptığı işlerde de adil ve cömert davranmaktan hoşnutluk duyan bir insa olarak yaşamaya çalış."
Modernlik, kuşkusuz dolaylı biçimde, o güne kadar problem olmayan, dert edilmeyen, farkına bile varılmayan kültürel gerçekliklerin sorunsallaştırılması demek. Öznenin yeniden inşası olarakta tanımlanabilir.