Beklenmedik dizeler:)
“ Deniz dalgasız olmaz, Gönül sevdasız olmaz, Yari güzel olanın Başı belasız olmaz! Haydindi mini mini maşallah Kavuşuruz inşallah…”
Sayfa 105·Kitabı okuyor
Aminn
Allah sana senin kıymetini bilecek birini nasip etsin kızım. Senin o güzel yüreğini anlayacak, ne yaşadığını bilecek birini göndersin. Bu kadar ince kalpli insanın yanında da öyle biri olmalı; onu kollayacak, yaralarına basmayacak biri. Hak etiğin insanı bulursun inşallah..
Reklam
On sekiz yaşında bir çocuk. Allah ü Ekber... Allah'a (c.c.) şükür hiç "Neden, niçin?" dedirtmedi. Olanda vardır bir hayır. Senden iyisini bilmem, böyle olmalıydı. Birileri yatıyordu, zaten birileri bunu yaşıyordu ama bizim haberimiz yoktu. Şimdi bu sıra bendeydi. Ben birilerine misal olacağım. Zaten ilk şunu dedim: "Ya Rabbi eğer ömrüm var ise birilerinin 'Ya Rabbi elim tutuyor, ağayım tutuyor şükür!' demesine beni aracı kıl. Hiçbir şey yapamazsam şükrüne inşallah beni aracı kıl." O bile bir kazanç mıdır? Evet, kazançtır. Birinin size bakıp da "Şükür Ya Rabbi elim ayağım tutuyor." demesi...
Sayfa 170·Kitabı okuyor
Sizin fantezi sandığınız bizim gerçeğimiz vol.8
Bizans romanı, yahut 'Bizanten Roman', kahramanlarının bitmez tükenmez bir sergüzeştler dizisi içinde adeta soluk almaksızın hazan yaprağı gibi sürüklendiği bir tarzdır. Burada sevgililer; alçakça entrikalar yüzünden ayrı düşer, hedefi belli olmayan deniz yolculuklarına çıkmak zorunda kalır, korkunç birtakım düşmanların eline tutsak düşer, yanlışlıklar ve hatalı anlamalar birbirini kovalar, baskınlarda bir birine en yakın insanlar ayn yerlere savrulur, gemi kazaları, kıyafet değiştirmeler, gizlice tehlikeli konaklara sokulmalar gırla gider. Birbirine deliler gibi aşık iki genç insan yıllarca bir 'oh' diyemez. Makus talih onlara ancak ayda yılda bir kere sekiz on dakika biraraya gelme imkanı tanır, sonra yine ka derin sert bir darbesiyle aksi istikametlere sürüklenirler. .. Ya ni felaket bir durum . . . Sakın ezbere konuştuğumu sanmayı nız, neden bahsettiğimi çok iyi biliyorum . . . Kaç aydır benim de başımda buna benzeyen bir problem var. Bakalım nasıl hi tama erecek? İnşallah ermez. . . Bu 'Bizans Romanı' yahut 'Bizanten Roman' türünün adamakıllı dejenere bir tezahürü ne günümüz Türk gazetelerindeki bazı tarihf resimli roman tefrikalannda rastlayabilirsiniz.
Sayfa 91
ZAFER!.. "... Zafer!.. Yunanlıların gittikleri yol, Ankara değil, İzmir Yolu: daha sonra inşallah Atina yoludur..." Hakimiyet-i Milliye (11 Eylül 1337/1921) SEVRES ARTIK VEFAT ETMİŞTİR "... Taarruzumuz muvaffakiyetle devam ediyor. Dün Duatepe, Çekirdeksiz ve Üçpınar'ı işgal ettik, düşmanın dünkü taarruzunu tardettik. Yunanlıların vaziyeti pek elimdir. Yunan ordusu ric'at ederken, pek fena vaziyete düşmüştür./ Avam Kamarası'nda münakaşalar: Sevres artık vefat etmiştir... " Yeni Gün (12 Eylül 1337/1921)
Alıntı
Bilanço
Sonuncu namzedin kayıt numarası 9377... Cemiyet kurulurken... Bunlar ilkler... Yani beş yıldır inşa edilmekte bulunan Büyük Doğu ruhunun en taşkın sahipleri... O ruhun kayıtsız ve şartsız dâvetine, kayıtsız ve şartsız bir şitap asaletile koştular. Yarın, inşallah, her muvaffakiyet belirdiği ve dâva, kanun yolunda, muazzam bir silindir gibi görünmeğe başladığı zaman, ölçülerimize uygun olarak bize kim gelirse, şüphesiz ki, başımıza taç edeceğız. Fakat ilklerın mânası, yeniler arasında onları sevk ve idare edecek kabiliyette insanlar bulunsa da, daima başka olacak... Bu arada, bazı hususî şartlar yüzünden sesini yükseltememiş olanların hakkını mahfuz tutuyoruz... Anadolunun doksan küsur yerinden ses aldık. Bazı vilâyet merkezlerinden tek ses gelmezken bazı kaza ve hattâ nahiye merkezleri, bize, milyonluk şehirlerin gulgulesile "Evet!" diye bağırdı. Anadoludan gördüğümüz alâka derecesini, şehir şehir, kasaba kasaba, nüfus nisbetlerine göre sıraya koyduk: Birinciliği Gümüşhacıköy aldı. İkinci Urfa, Üçüncü Tavşanlı, dördüncü Haruniye, beşinci Malatya, altıncı Kayseri, yedinci Samsun, sekizinci Ödemiş... Bunların arkasından, nisbet sırasına konmamış olarak, sadece alâka bolluğu ölçüsile, Eskişehir, Afyon, Bursa, Erzurum, İstanbul, İzmir, Ankara geliyor. Ne gariptir ki, (Büyük Doğu), satış ve okunma alâkası bakımından, nüfus nisbetleri mahfuz, birinci derecede Kayseri ve Tavşanlı; ikinci derecede Urfa, Malatya, Konya, Eskişehir, Bursa; üçüncü derecede de Antalya, Adana, Elazığı vesairede muvattaktır. Demek ki, Cemiyet alâkası (Büyük Doğu)nun satışına tam mutabık zuhur etmemiş ve bazı mıntıkalardaki kuvvetli ve şahsiyetli (Büyük Doğu)cular, büyük bir kalabalığı peşlerinden çekmeyi bilmişlerdir. Öyle ki, bazı yerlerde tek tek istekliler bu gibi yerlerdekilerden birkaç misli
Sayfa 35 - (8 Temmuz 1949, Cuma Büyük Doğu Dergisi s.: 18)·Kitabı okuyor
Alıntı
Reklam
Reklam