Maalesef bu kitabı kindledan okumaya çalıştığım için ve çok uzun bir kitap olduğu için odaklanmakta çok zorluk çektim. Normalde nolursa olsun kitabı bitiririm ama kendimi kitaptan ve yazardan soğutmamak için yarım bırakmaya ve Türkiye’ye döndüğümde bir kitapçıdan satın alıp devam okumaya karar verdim. Monte Cristo KontuAlexandre Dumas
Alfred Adler den okuduğum ilk kitap olan Yaşamın Anlam ve Amacı eğer psikolojiye ilginiz var ise okumasının size de keyifli geleceğini düşündüğüm bir kitap. Psikoloji alanında yazılmış bir kitap olmasına karşın kitabın dili oldukça hafif ve bilimsel terimlerin çok olmadığı bir kitap. Bu yüzden de bence herkese hitap etmesini kolaylaştırıyor. Özet olarak Alfred Adler yaşamın anlam ve amacının bulunmasında üç önemli değer belirleyip bu şekilde sağlıklı bir amaç oluşturabileceğimizi söylüyor. Ve Alfred Adler için en önemli değer ise bir insanda toplum bilincini oluşturmak ve hayatın amacının bireysellikten çıkarılıp ‘bu dünya için ne yapabilirim?’ Gibi sorularla bulunması gerektiğini ve bunun insanın sağlıklı bir hayat amacı ile birlikte sağlıklı bir psikolojide olmasının anahtarı olduğunu söylemektedir.
Stefan Zweig ın klasiklerinden olan Hayatın Mucizeleri eğer daha öncesinde yazarın kitaplarını okuyup sevmişseniz size de yine aynı keyfi vereceğinden eminim. Çok kalın bir kitap olmamasından dolayı okuması hızlı ve klasik Stefan Zweig kalemini göreceğiniz bir kitap. Esther isimli bir yahudi kız ile hristiyan bir ressam arasında geçen ilişki üzerinden kurulmuş bir eser. Kitabın önsözünde ise yazarın kendini bu kitapta Esther olarak yansıttığı ve iç dünyasını bize bu karakter ile yansıttığı söyleniyor. Ben genel olarak beğendim.
İlk kez Arthur C. Clarke tan bir kitap okuyorum. Genelde bilim kurgu kitaplarına elim pek gitmesede bu serüvene bilim kurgu klasiklerini okuyarak başlamaya karar vermiştim. Çocukluğun Sonu tam olarak bilim kurgu klasiklerinden biri. Ve kitabı okuduktan sonra iyi ki de böyle yapmışım dedim açıkçası. Tam da kitabın arkasında yazdığı gibi Arthur C. Clarke edebiyat ve bilimi gerçekten çok güzel bir araya getirmiş. Kitap temelde bir uzay istilası üzerine kurgulanmış olsa da, böyle bir konu akışında bile insanlık için yapılan yorumlar, eleştiriler ve varsayımlar sosyolojik bir çalışma gibi. Yani demek istediğim “gerçekten” eğer bir “uzay istilası” olsa insan, toplum davranışları nasıl olurdu çok gerçekçi işlenmiş. Bir çok yerinde konu bilim kurgu bile olsa ‘evet ya insanlar gerçekten hep böyle ve kesin böyle olurdu’ diye düşündüm. Ve bu farzı misal üstünden de çok güzel sosyolojik çıkarımlar yapılmış. Yani ben genel olarak çok sevdim ve okuması da hiç sıkıcı veya zorlayıcı değildi.
Rahel Tanrı’yla Hesaplaşıyor üç hikayeden oluşan Stefan Zweig ın üç hikayede de bilgelik üzerine yoğunlaştığı, erdem nedir sorularına cevap aradığı, Tanrının yolundan gitmenin en doğru halini bulmaya çalışan hikayelerle çoğu zaman gerçekten doğru nedir? Adalet nasıl sağlanır ya da neye göre sağlanmalıdır? gibi felsefi sorularla derin düşüncelere daldıran bir kitap. Okuması hızlı olsa da üzerine uzunca düşünebileceğiniz bir eser. Ben her zamanki gibi bir Stefan Zweig kitabını yine çok beğendim. Sizlere de keyifli okumalar!