Puan vermedi·64 syf.··
2026 9. kitabı
Çehov’un 44 yıllık ömründe tamamladığı son öykü sayılan Nişanlı, evlilik arifesindeki genç bir kızın hayatı sorgulamasını ve zincirlerini kırarak özgürleşme sürecini anlatıyor. Rus feodal yapısının yarattığı aylak insan profilini yere yere bir hâl oldun be Pavlovic. Ne var yani sistem; kendilerini tembelliğin kucağına atmış insanları yarattıysa ve işe yaramazlıklarıyla mahalle kahvelerinde geceleyen binler yarattıysa, oğulları ve kızları kendilerinin laciverti olmaktan başka bir kapıya çıkamıyorsa 3-4 soy. Yazarken bile yalandan olumlayamıyorum bu tekdüzeliği. O yüzden ben de bu Akçadağlılardan hallice taşlama becerisine sahip Anton abimin düşüncesinden taşacağım. Herif 44 yıllık ömrünü bu cehaletin karşısında geçirmiş, bize biraz daha fazla yıllar vaat eden bu hayatı; sırtı emperyalizmin şatafatına dayayarak geçirmek yakışmaz. Bu az önce bahsettiğim genç kızımız işte ; eve Moskova'dan gelen akraba Saşa ile kendini bulma sürecine girer. İçinde annesinin karbon kopya hayatını yaşayacağının kaygısını, sezgisini duymaya başlar ve şüphe eder evliliğe bu kadar yaklaşmış ve görünürde en önemli kararını verecekken hayatının; ve işte en önemli kararını Saşa ile kaçmakla kendine yeni bir yelken açmakta bulur. Saşa onun için yeni kapılar da açabilen bir çilingir görevi görür yani. Saşa ile kaçmak diyince ona bağrı yanık da sırılsıklam peşinden gidiyor sanılmasın, Nadya kendini bulabileceği bir eşik yaşamaktadır sadece. O yüzden ismini ilk defa şu an , özgürlüğüne adım atarken anmayı tercih ettim, ismini unuttuğumdan değil yani. -Biz de yedik, yeseniz güzel olurdu.- Nadya Moskova'da kendi yolunu çizmeye çalışır, eğitim alıp kendini geliştirir, bir kere girmiştir çünkü o yola; köyüne dönüp nişanlısıyla evleneceği yoktur ya bu saatten sonra, o da ancak ailesine keskin bir ket
NişanlıAnton Çehov · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20241,920 okunma
Puan vermedi·779 syf.··
2026 25. kitabı
·
13 günde okudu
·
Okunma: 31 Mayıs 2026 18:28
Budala, okuyucuya yalnızca "budala" bir adamın öyküsünü sunmakla kalmaz; özüne inildiğinde 19. yüzyıl insanına batılılaşma ve modernleşme üzerinden çarpıcı mesajlar verir. Bu dönemde Rusya, Batı Avrupa etkisinde kalmış, toplum yapısı hızla değişmiş; modernleşme, sanayileşme ve kentleşme gibi sorunlarla toplumsal düzen sarsılmıştır. Romanda bu dönüşümün etkileri açıkça görülmektedir. Karakterlerin çoğu toplumdaki konumlarını yükseltme, maddi kazanç elde etme veya sosyal statülerini koruma çabası içerisindedir. Dostoyevski, bu durumun insan ilişkilerini samimiyetten uzaklaştırdığını ve bireyleri çıkar odaklı bir yaşam anlayışına sürüklediğini gösterir. Modernleşmeyle birlikte insanların manevi değerlerden uzaklaşması, romandaki birçok trajedinin de temel nedenlerinden biri olarak sunulur. Romanın başkarakteri Prens Mışkin ise bu dünyanın karşısında duran bir simge konumundadır. O, insanları maddi durumlarına göre değerlendirmez; her zaman sevgisi, saygısı, affediciliği ve merhametiyle ön plandadır. Böylesi bir dünyada herkesten farklı özelliklere sahip olmak, çevresi tarafından anlaşılamamasına ve bir "budala" olarak görülmesine neden olur. Bu durum, modern toplumun ahlaki değerlerden ne kadar uzaklaştığını açıkça yansıtmaktadır. Kapitalizm Kıskacında İnsan İlişkileri ve Metalaşma Kapitalizmin temel özelliklerinden biri, ekonomik çıkarın toplumsal ilişkiler üzerinde belirleyici hale gelmesidir. Budala romanında da birçok karakterin davranışı ekonomik kaygılarla şekillenmektedir. Özellikle Gavrila Ardalionoviç İvolgin (Ganya) karakteri bu durumun en belirgin örneğidir. Ganya, Nastasya Filippovna ile evlenmek istemektedir; ancak bu isteğin temelinde sevgi değil, ekonomik kazanç ve sosyal yükselme arzusu yatar. Bu durum, evlilik kurumunun bile ekonomik hesapların bir
BudalaFyodor Dostoyevski · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 201231,6bin okunma
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
10/10
·779 syf.··
Beğendi
·
2026 2. kitabı
·
268 günde okudu
·
Okunma: 17 Nisan 2026 20:19
Öncelikle Bizde saf diye aklı ermeyene dendiği için, ana karakter saf olarak oturmadı kafamda... Romandaki kahramanımız prens mışkin saftan çok hayatın içinde sosyal deneyimler kazanamamış hayatın acemisi olan genç bir birey gibiydi benim için daha çok.. Yazar romanda , mışkinin İnsanlarla arasına sınır koymaması durumunu, kendini koruyamamasını ve sosyal beceri eksikliğini devamlı budalalık olarak ele almış. Kahramanla herkesin alay etmesine, budala demesine izin vermiş.. ve kahramanın hiçbir konu ve olayı büyütmeyerek tartışma çıkarmama durumunu, ahlaki bir tercih olarak, çatışmadan kaçınıyor gibi göstermiş. yazar roman boyunca okuyucuyu devamlı sorgulamış… bu refleks eksikliği mi yoksa bilinçli bir pasiflik mi.. yüksek bir merhamet mi, yoksa işlevsiz bir uyumsuzluk mu? en önemli çelişki ise, çok merhametli ve iyi biri gibi gösterilen mışkinin merhametinin eşit ve rastgele olmaması.. Nastasya Filippovna gibi yoğun ve trajik aynı zamanda zengin ve çok güzel figürlere yönelmesi onun seçici bir fedakârlık yaptığını, saflığın mutlak olmadığını, çünkü davranışlarının içinde yalnızca iyilik değil, aynı zamanda anlam arayışı, dramatik olana çekilme ve kurtarıcı rolünü yaşama eğilimi olduğunu da göstermiş. Kitapta merhamet bile duygusal çekim ve etkiyle şekillenmiş. Yazar devamlı bilinçli bir bulanıklık yaratmaya çalışmış . Bazı konular varki insana atak geçirmelik.. sayfa sayısı çok olunca romanla da özdeşleşiyorsunuz tabi.. herkesin huzurunda sormak isterim.. bee heyy prens mışkin sen kimsin ki, birilerini bişeylerden kurtarabileceğini sanıyorsunnn.. ona iyi geleceğine inanıyorsunn.. sadece bir kadını kurtarabileceğine inanan sıradan bir insansınnn yani ve sanırım bana tek budalaca gelen fikri de buydu.. her ne kadar nastasya Filippovna’nın
İnceleme
BudalaFyodor Dostoyevski · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 201231,6bin okunma
Karamazov Kardeşler İnceleme Ve Yorum
10/10
·1025 syf.··
2026 1. kitabı
·
187 günde okudu
·
Okunma: 05 Mart 2026 02:07
Hayatımın 6 ayına eşlik eden bu kitap için nereden başlanmalı nasıl başlanmalı hiç bilmiyorum aslında. Ama öncelikle söylemeliyim ki incelememi görüp merak edenler henüz kitabı okumadıysalar buranın spoiler içerdiğini bilmeli. Ben 19 yaşında biri olarak haddim olmadan kitap üzerine kendi yorumlarımı ve karakter analizlerimi yapıp ayrılacağım. Ayrıca bu incelememi yaparken arka planda "Richter: On the Nature of Daylight" parçası bana eşlik ediyor. Bu yüzden okurken belki bu eseri açarsanız, yazarken nasıl hissetttiğimi biraz olsun anlayabilirsiniz. Kitabın konu olarak iki kısımda ayrıldığını söyleyebiliriz. Birinci kısımda ( burası ilk 600 sayfaya tekabül ediyor) karakterlerimizi, yani karamazov ailesini tanıyor, onların fikirlerini, felsefelerini öğreniyor, hayatlarına eşlik ediyoruz. İkinci kısım ise kitapta gerçekleşen bir cinayet üzerine dönüyor. Ki bu kısımdaki mahkeme gününü okumak çok zevkliydi. Savcımız ippolit krilloviç ve avukatımız fetyukoviç, cinayet konusunda iki farklı görüşe sahip konuşmalarını ve savunmalarını yapıyorlar, ki ikiside çok dokunaklı baktığınızı zaman mantıklı savunmalar yapıyor. O yüzden geçmişte hasım olan bu iki hukuk adamının konuşmalarını dinlemek çok zevkliydi. Birinci kısım ile ilgiliyse genel olarak bir olaya değinmeden yalnızca karakterlerimiz üzerine görüşlerimi bildireceğim. İncelememe dostoyevskinin Ana karakter olarak belirlediği Alyoşa karakteri ile başlamak istiyorum. Alyoşa; dindar, insan seven, merhametli, yüce gönüllü karakterlerden biri. Bu özelliklerinden ötürü belkide kitapta en çok sevilen karakter aynı zamanda. Benim alyoşa'ya karşı ilk bağlanmam Staretz Zosima'nın cenaze gününde, bir mezarlığın arkasına çöküp ağladığı sahne de oldu. O an sarılıp elini tutmak istedim alyoşa'nın. Çok saf, çok temiz bir kalbe sahip
Karamazov KardeşlerFyodor Dostoyevski · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202545,4bin okunma
Hər əsərin müsbət obrazı olmalıdırmı?
Puan vermedi·488 syf.··
2025 49. kitabı
Öyrəşmişik əsərdə 5 pis varsa,l yaxşı olmalıdır, hər yer qaranlıqsa, mütləq ki,işıq gələn yola çıxarıq. Ancaq bu əsər bu şablonu məhv edir. Belə ki, əsərdə yaxşı obraz yoxdur, axtarmayın həqiqətən yoxdur. Sempatik, xarizmatik ola bilər, amma yaxşı obraz yoxdur. Ostap Bender indiyə kimi tanıdığım ən sempatik cinayətkardır, çünki cinayətlərinin qurbanları gülünc rus insanlarıdır(rusları sevmirəm demədim, sadəcə burdakılar gülüncdür) Əsərin yazılma tarixi o qədər maraqlıdır ki, elə bunun haqqında da bir əsər ortalığa çıxarmaq olar. Deməli, İlya Yevgeninin qardaşı Katayev yenicə tanınmış və birlikdə çalışan İlf və İlyanı çağırır. Deyir ki, bəs bu mövzulu bir kitab yazmaq istəyirəm,siz də bu əsərin ruh yazarları(mükafat qarşılığında tanınmış yazarın əsərinin mətnini yazan şəxs) olun. Dostlar buna razılaşır və işə başlayır, lakin mətn o... qədər gözəl olur ki, Katayev deyir başlamısız bitirin. Lakin ideya Katayevə aid olduğundan dostlar mükafat olaraq kitabı ona həsr edir və Ostap Bender adlandırdıqları baş qəhrəmanı Katayevin prototipi kimi yaradırlar. Vəə mövzuya keçək deməli İppolit adlı qəhrəmanın qaynanası öz brilliyyantlarını 12 stullu qonaq mebelində gizlədir. Ölmədən də bunu yeznəsinə vəsiyyət edir.Zatən həyatından, işindən, mühitindən bezmiş Ippolit briliyyant-yeni həyat, yeni arvad eşqi ilə yola çıxır və bizim xarizmatik və şirin fırıldaqçı Benderlə qarşılaşır, birlikdə axtarışa çıxan "dostlar" yol boyu hər işə qarışır, hər cür insan tanıyır, xarakterlərində enişlər və çıxışlar yaşayırlar. Sonda isə....... Oxumasanız ən gözəl satirik nümunələrdən biri ilə tanış olmamış dünyadan köçəcəksiniz, bu isə böyük peşmançılıq olardı
On İki StulYevgeni Petrov · Teas Press Nəşriyyatı · 2019291 okunma
10/10
·779 syf.··
2025 146. kitabı
·
27 günde okudu
·
Okunma: 22 Ekim 2025 20:05
Ana temasının insanı anlamak olduğunu düşündüğüm kitabı okurken çok büyük edebi ve düşünsel keyif aldığımı belirterek başlayayım incelemeye. Zaten Dostoyevski'nin sürgün sonrası yazdığı eserlerde çokça göze çarpan ana özelliği, eserlerinde anlama temasını çokça işlemesidir. Dolayısıyla kitabın ana karakteri olan ve kitaba da adını veren Prens Mışkin'in budala olması ironik yansıtılmakla birlikte Prens Mışkin burada bir sembolü temsil eder. Zira kitap boyunca Prens Mışkin'in bilge mi yoksa gerçekten de saf bir insan mı olduğunu kestirmek bile güçtür. Sanki Dostoyevski bize bunu doğrudan vermemiş, okuyucusunu prens sembolü üzerinden düşünmeye itmiştir. Dostoyevski'nin belirgin özelliklerinden birinin de bir yargıyı okuyucuya empoze etmeden zıtlıklar üzerinden düşünce fırtınası yaratmak olduğunu söylemiştim. Burada karşıtlıklar olarak; vicdanın karşısına yıkıcı bir tutku ve aynı zamanda iyimserlik karşısına karamsarlığı yerleştirmiş bana kalırsa. Prens Mışkin vicdan ve iyimserliği temsil ederken; İppolit karamsarlığı, Rogojin ise yıkıcı tutkuları temsil ediyor. Buradan sonrası çokça spoiler içerir, belki de kitaptan sonra okunması daha iyi olur. Ana karakterimiz Prens, vicdanının sesini ve dünyaya iyi gözlerle bakma özelliğini “insanı anlamakla” besler. Dostoyevski, kitabın en başında bizdeki bu anlama ve empati duygularını yükseltmek adına, Fransa'da idam kararıyla yargılanmayı bekleyen bir suçlunun son anlarında neler hissedebileceğini Prens'in anlamaya çalışmasıyla öyle bir tasvir eder ki, suçunu bilmediğimiz bu kişiyle empati yapmamak imkansızlaşır. Dostoyevski burada insan ruhunun sınırlarını da gözler önüne serer. Böylece okuruna yalnızca bir suçlunun kaderini değil, onun ruhunun derinliklerinde kıvranan insani duyguları da gösterir, öyle ki anlamamanın imkanı
Edebiyat
BudalaFyodor Dostoyevski · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 201231,6bin okunma