15 yaşından büyük olup da son üç ay içinde iş arayan ve
15 gün içinde işbaşı yapmaya hazır olduğunu bildirenlerin
toplam işgücüne bölünmesiyle işsizlik oranı hesaplanıyor.
Oturup duruyorum. (Yoo, bazen kalkıp saçımı kesiyorum, değişik kâhküller deniyorum.) Kağan 5'te işten dönüyor, alelacele yemek yiyor, sonra akşamları bulunursa iğrenç Amerikan kovboy-gangster-polis-casus-vampir-science fiction filmleri seyrediliyor lokalde (lokal denilen yer de tokyolu adamların tavla ve kağıt oynadığı ve veremler dinlediği bir mahalle kahvesi aslında) eve dönülüyor ve Kağan ertesi sabah 6'da işbaşı yapabilmek için sızıyor. Bir makine ve erkek cemaati burası.
Kağan Önal, akşamları beşte işten geliyor, alelacele yemek yiyor ve sonra lokale geçiyorlardı. Lokal dedikleri yer Nilgün Marmara'nın yorumunca tokyolu adamların tavla ve kâğıt oynadığı ve veremler dinlediği bir mahalle kahvesiydi. Burada akşamları eğer bulunursa Nilgün Marmara'nın hiç sevmediği Amerikan kovboy-gangster-polis-casus-macera filmleri izleniyordu. Sonra eve geliyorlardı ve Kağan Önal ertesi sabah altıda işbaşı yapabilmek için uyuyordu. Nilgün Marmara için ise yine kendiyle kaldığı saatler başlıyor ve hiç bitmeyecek bir döngüye dönüşüp onu içine çekiyordu.
"Bir makine ve erkek cemaati burası" diye tanımlıyordu artık Libya'yı.
İşçiler puslu sabah saatlerinde, karanlığa gömülmüş yollarda, mezbahaya götürülen bir hayvan sürüsü gibi başları önde taban tepmekteydi. İncecik giysileri altında tir tir titriyor, kollarını kavuşturuyor, bedenlerini öne doğru eğerek, gömlekleri ile ceketleri
arasına yerleştirdikleri azıklarıyla kamburlaşan sırtlarını daha da tümsekli hale getiriyorlardı. Toplu halde tekrar
işbaşı yapan bu insanların, hiç gülmeyen, sağa sola bakmayan bu kapkara ve sessiz gölgelerin öfkeyle dişlerini sıktıkları, yüreklerinin kinle dolu olduğu, sadece aç kalmamak için boyun eğdikleri hissediliyordu.