Geri çekildi, soluk soluğa olduğunu anladım, başım döndü, nerede olduğumuzu, kim olduğumuzu, her şeyi unuttum, her şey silinip gitti, onu kendime çekip yavaşça öptüm.
Acaba o anda, çok sonraları bir arkadaşımın yazacağı o dize aklıma gelmiş olabilir miydi: " verilen bir öpücük asla kaybolmaz."
insanın hayatında bazı anlar vardır ki sonradan kendisi bütün ayrıntılarıyla hatırlansa da anlatması imkansızdır. çünkü o ayrıntılar aslında sözcüklere dökülmüş değildir. yalnızca o an, eşsiz bir görüntü gibi belleğe kazınmıştır, renkleriyle, ışığıyla, kokusuyla, geçmişin, kaybolmuş hayatın içinden unutulmaz bir anı olarak kesilip alınmıştır. beklenmedik bir anda, istesek de istemesek de çıkar gelir, bizi bulur ve sanki hayatın hiç de sandığımız gibi sıkıcı, boş, anlamsız olmadığını göstermek ister. hani bazen bir rüyadan uyanırsınız ve geri dönmek istersiniz. dönemeyeceğinizi anladığınız zaman da unutmamak için bütün ayrıntıları yeniden biraraya getirmeye çalışırsınız ama ne yaparsanız yapın o rüyayı bütünüyle yeniden canlandıramazsınız...
sanki tutmaya çalıştığınız bütün o görüntüler toza dönüşür, dağılır ve çaresizce yarım yamalak birşeyler hatırlamakla yetinirsiniz. görüntüler, gerçek hayatta biraraya gelmesi anlamsız bağlantılar, kokular, konuşmalar, bakışlar, hepsi çekip gider ama o sabahın duygusu sizinle kalır.