✔✔✔✔✔✔(GENÇLER OKUMASIN)
VAHİY ve EYLEM TEORİSİ
Vahiy metafizik bir olgu olsada alemde ve insanda somutlaşır. Bu nedenle onun akli olarak mükemmel olması yetmez. Yeryüzüne ve insanlığa derin ve olumlu bir etki bırakması için onun kapsamlı ve sağlıklı bir şekilde yorumlanması; siyasi, sosyolojik, ekonomik ve ahlaki olarak bir toplumda ete kemiğe bürünmesi gerekir. Aksi taktirde hiçbir kalıcı etkisi olamaz. Bir avuç sahabe neslinin yarım asırda iki büyük emperyalist devlet olan Bizans ve Sasani imparatorluklarını alt etmesinin asıl nedeni budur. Bu açıdan modern dünyaya verecek hiçbir şeyimiz yoktur. Ne iman ne ahlak ne ilim ne hukuk. Hatta insani ve ahlaki olarak çöktüğümüzü kabullenmek gerekir....
Allah'u Âlem / Vesselâm
Seyyid KutubAli ŞeriatiAliya İzzetbegoviçHasan el-BennaEbu'l A'lâ el-MevdudiEbu’l Hasan NedviMuhammed KutubNecip Fazıl KısakürekCahit ZarifoğluBediüzzaman Said NursîErdem BayazıtRasim ÖzdenörenSalih SuruçDücane CündioğluSezai Karakoç
SÖZÜN GÜCÜ MÜ?
GÜCÜN SÖZÜ MÜ?
Tarih sosyolojisini objektif bir bakış açısıyla okumaya vakıf olanlar göreceklerdir ki, tarihi konjektüre yön veren iki güçten biri SÖZ diğeri de GÜÇ’tür. Sözün güce galebe çaldığına inananlar hep medeniyetin kurucu mimarları olurlarken, gücün sözüne güvenenler de tarihin sayfalarına diktatör olarak kaydedilmişlerdir.
İnsanlık tarihinin başlangıç noktasında Adem a.s. sözün gücüne inandığından meleklerin bile kendisine secde ettirir konumuna yükselirken, insanın sadece güç ve şehvetten müteşekkil olduğuna inanan melekler insan hakkında yanılıp yeryüzü halifeliğini insana kaptırmışlardır. Aynı sahnede Adem sözün gücüne inandığı gibi İblis de gücün sözüne sırtını dayamış ve neticede sözün gücüne inanan Adem bu tavrı ile adam olurken, gücün sözüne sırtını dayanan İblis Şeytan oluvermiştir.
Sözün gücüne bel bağlayan Habil erdemli duruşun mümessili olurken, gücün sözüne inanan Kabil tarihin ilk katili oluvermiştir. Bu gelenek tarihi serüven içerisinde hep tekrarlana gelmiştir. Sahne değişmiş, aktörler başkalaşmış ama senaryo ve sonuç hep aynı olmuştur. Bazen sözün gücünü gücün sözüne tercih edenin adı İbrahim olurken, karşısında gücün sözünü kendine ilke edinenin adı Nemrud olmuştur. Bazen sözün gölgesinde gücü terbiye edenin adı Musa olurken, sözün gücü karşısında Gücün şiddetinden medet umanın adı Firavun olmuştur. Bazen kurtuluşu sözün sözcüsü kalemin mürekkebinde arayanın adı Hz. Muhammed olurken, hep güçlü kalmayı gücün sözünün yegane dayanağı olan cehalette arayan cehaletin babası Ebu Cehil olmuştur.
Geldiğimiz noktada da bu iki gücün temsilcileri farklılaşmasına rağmen misyon olarak yüklendikleri kimlikleri hep aynı kalmıştır. Sözün gücüne inananlar ikna ve müşavereyi merkeze alırken, gücün sözüne