O andan beri hep sevdim seni. Biliyorum, senin gibi şımartılıp pohpohlanan birine kadınlar çok söylemiştir bu sözleri. Ama inan bana, kimse seni benim o zamanlar olduğum ve senin için hep öyle kalan o kız kadar köle gibi, köpek gibi, tüm ruhuyla sevmedi, zira dünyada hiçbir şey karanlıklardaki bir çocuğun fark edilmeyen aşkına benzemez...
O günden sonra bizim apartmanda, benim o zavallı çocuk dünyamda senden başka hiçbir şeyle ilgilenmediğimi, on üç yaşındaki bir kızın tüm inatçılığıyla, tüm ısrarcılığıyla artık sadece senin hayatının, senin varoluşunun etrafında dolandığımı söylememe gerek var mı sana?
Sana her şeyi en baştan anlatmak istememi sabırla karşıla sevgilim, şu on beş dakika boyunca bıkmadan beni dinlemeni rica ediyorum, ben ki seni ömrüm boyunca sevmekten hiç bıkmadım.
Fakat mektubu elinde tutuyorsan, bil ki bir ölü anlatıyor sana hayatını, can bulduğu ilk andan son nefesine kadar senin olan hayatını. Sözlerim korkutmasın seni; bir ölü hiçbir şey istemez artık, ne aşk ister, ne merhamet ne de teselli. Senden tek isteğim, acımla sana sığınarak itiraf ettiğim her şeye inanman. Söylediğim her şeye inanmalısın, senden tek ricam bu, zira insan biricik evladının öldüğü saatte yalan söylemez.
Biliyorum, biliyorum, yavrum öldü dün - şimdi dünyada senden başka kimsem kalmadı, sen ki beni tanımıyorsun bile, sen ki her şeyden bihaber oyunlarını oynuyor, insanlarla ve türlü şeylerle gönül eğlendiriyorsun. Beni hiç tanımayan, benimse daima sevdiğim senden başka kimsem kalmadı.