… Hiçbir ülke kendi kayıplarının sayısını bildirmeye yanaşmıyordu; yalnızca çatışmada tarafsız kalmış olan İspanya hastalıkla ilgili haberler yayımlıyordu, işte bu yüzden sonunda bu hastalığa “İspanyol gribi” adını koymuşlardı
İsrâfil sevinçten uçuyordu. Çünkü hayatında ilk kez, başka birinin yapamadığı, ama sadece
kendisinin yapabildiği bir işi olmuştu. Artık saygıdeğer bir şahıs, adıyla sanıyla, Amat'ın borucusu
Eşek İsrafil'di o! Artık, halat roda etmek ve raspa taşı ile güverteyi ovmak gibi süfli işlerle kendini
tüketmek yerine hayatını sanatına adayacaktı. Muhteşem pirinç borudan çıkan o harika ses bir kere
ruhunu büyülemiş, onu meftun eylemişti. Heyhat ki boruyu ancak savaş zamanı çalabilecekti! Allah
vere de tez zamanda bir V enedik kadırgasına yahut bir İspanyol kalyonuna rastlasalardı! İşte o zaman
herkes, İsrâfil'in borusunun nasıl öttüğünü anlayacaktı.
Amerika kıtalarındaki İspanyol yayılmacılık ve sömürgecilik faaliyetleri, 1519'da Hernan Cortes'in Meksika'yı işgali, 15 yıl sonra Francisco Pizarro'nun Peru'yu ve bundan yalnızca 2 yıl sonra Pedro ve Mendoza'nın Rio De La Plata'yı keşif seferleri ile ciddi anlamda başlamış oldu.
Bölgeye ilk gelen İspanyol ve ileride göreceğimiz üzere İngiliz sömürgecileri toprağı kendileri söylemek istemiyorlardı.Bu işi kendileri adına başkalarına yaptırarak zenginliklerini, altınlarını, gümüşlerini yağlamak istiyorlardı.
Şu anda Meksika ve Guatemala olarak anılan bölgelerdeki Maya uygarlığının sayısal sisteminden bahsetmeden matematiksel sistemlerin gelişimi konusunu geçemeyiz. Maya halkının ataları, M.Ö. 2000 civarında Orta Amerika'ya geldi ve Maya medeniyetinin Klasik Dönemi, M.S. 250' den 900'e kadar sürdü. Medeniyete ait kayıtlarının çoğu, on altıncı yüzyılda İspanyol fatihleri tarafından yok edildi. Ancak geriye kalan bulgular bize matematik bilgileri hakkında iyi bir fikir vermek için yeterlidir.