Hacıemiroğulları ve Çepniler: Faaliyetler ve Bölgesel Etkiler
Çepnilerle Trabzon Rum Devleti arasında başlayan bu mücadelede Çepnilerin üstün olduğu 1402’de bölgeden geçen İspanyol seyyah Clavijo tarafından belirtilir. O, Vona(Ordu) yöresinden geçerken bu toprakların tamamının Erzamir adında bir Türk prensliğinin himayesinde olduğunu ifade eder.
Sayfa 71 - Selenge Yayınları·Kitabı okudu
Alıntı
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Daniyal ve Emilio Santos
Daniyal öldürdüğü adamın cesedine gözlerini dikmişti. Canını aldığı adamın olağanüstü bir özelliğini arıyordu. Ama İspanyol, Daniyal kadar sıradan görünüyordu. Açık kalmış gözleri siyah, kana bulanmış dalgalı saçları ise kestane rengindeydi. Genç yeniçeri cesedin başında epeyce beklemişti ki, bir süre sonra birkaç İspanyol, papazla birlikte geldi. İçlerinden biri cesedin çizmelerindeki mahmuzları çıkaracak oldu ama Daniyal bu ölü soyucuya okkalı bir tokat indirdi. Ölünün açık kalmış gözlerini eliyle kapadı. İçinden ona sarılmak, ondan özür dilemek geliyordu. Sanki dünyada kendisini affedecek yegâne kişi, ayakları dibinde cansız yatan o İspanyol'du. Tâ akşam vaktine, yani cesetlerin toplanması bitene dek gözyaşı döktü. İspanyol'un cansız bedeninin yere yıgılışı Daniyal'ın aklından bir türlü çıkmıyordu. Canını aldığı cesedin İspanyol esirler tarafından gömülmesini seyretti. Mezarın başına dikilen haçın üzerine yazılan ad şöyle idi: Emilio Santos
Sayfa 64·Kitabı okuyor
İspanyol filozof Ortega Y Gasset, "İnsan, kökten yalnızlıktır," diyor. Modern insanın en temel meselelerinden biri yalnızlık.
Sayfa 13·Kitabı okuyor
Alıntı
… Hiçbir ülke kendi kayıplarının sayısını bildirmeye yanaşmıyordu; yalnızca çatışmada tarafsız kalmış olan İspanya hastalıkla ilgili haberler yayımlıyordu, işte bu yüzden sonunda bu hastalığa “İspanyol gribi” adını koymuşlardı
Sayfa 23
İsrafil isimli çocuk
İsrâfil sevinçten uçuyordu. Çünkü hayatında ilk kez, başka birinin yapamadığı, ama sadece kendisinin yapabildiği bir işi olmuştu. Artık saygıdeğer bir şahıs, adıyla sanıyla, Amat'ın borucusu Eşek İsrafil'di o! Artık, halat roda etmek ve raspa taşı ile güverteyi ovmak gibi süfli işlerle kendini tüketmek yerine hayatını sanatına adayacaktı. Muhteşem pirinç borudan çıkan o harika ses bir kere ruhunu büyülemiş, onu meftun eylemişti. Heyhat ki boruyu ancak savaş zamanı çalabilecekti! Allah vere de tez zamanda bir V enedik kadırgasına yahut bir İspanyol kalyonuna rastlasalardı! İşte o zaman herkes, İsrâfil'in borusunun nasıl öttüğünü anlayacaktı.
Sayfa 26·Kitabı okuyor