Çepnilerle Trabzon Rum Devleti arasında başlayan bu mücadelede Çepnilerin üstün olduğu 1402’de bölgeden geçen İspanyol seyyah Clavijo tarafından belirtilir. O, Vona(Ordu) yöresinden geçerken bu toprakların tamamının Erzamir adında bir Türk prensliğinin himayesinde olduğunu ifade eder.
Daniyal öldürdüğü adamın cesedine gözlerini dikmişti. Canını aldığı
adamın olağanüstü bir özelliğini arıyordu. Ama İspanyol, Daniyal kadar sıradan görünüyordu. Açık
kalmış gözleri siyah, kana bulanmış dalgalı saçları ise kestane rengindeydi. Genç yeniçeri cesedin
başında epeyce beklemişti ki, bir süre sonra birkaç İspanyol, papazla birlikte geldi. İçlerinden biri
cesedin çizmelerindeki mahmuzları çıkaracak oldu ama Daniyal bu ölü soyucuya okkalı bir tokat
indirdi. Ölünün açık kalmış gözlerini eliyle kapadı. İçinden ona sarılmak, ondan özür dilemek
geliyordu. Sanki dünyada kendisini affedecek yegâne kişi, ayakları dibinde cansız yatan o
İspanyol'du. Tâ akşam vaktine, yani cesetlerin toplanması bitene dek gözyaşı döktü. İspanyol'un
cansız bedeninin yere yıgılışı Daniyal'ın aklından bir türlü çıkmıyordu. Canını aldığı cesedin
İspanyol esirler tarafından gömülmesini seyretti. Mezarın başına dikilen haçın üzerine yazılan ad
şöyle idi:
Emilio Santos
… Hiçbir ülke kendi kayıplarının sayısını bildirmeye yanaşmıyordu; yalnızca çatışmada tarafsız kalmış olan İspanya hastalıkla ilgili haberler yayımlıyordu, işte bu yüzden sonunda bu hastalığa “İspanyol gribi” adını koymuşlardı
İsrâfil sevinçten uçuyordu. Çünkü hayatında ilk kez, başka birinin yapamadığı, ama sadece
kendisinin yapabildiği bir işi olmuştu. Artık saygıdeğer bir şahıs, adıyla sanıyla, Amat'ın borucusu
Eşek İsrafil'di o! Artık, halat roda etmek ve raspa taşı ile güverteyi ovmak gibi süfli işlerle kendini
tüketmek yerine hayatını sanatına adayacaktı. Muhteşem pirinç borudan çıkan o harika ses bir kere
ruhunu büyülemiş, onu meftun eylemişti. Heyhat ki boruyu ancak savaş zamanı çalabilecekti! Allah
vere de tez zamanda bir V enedik kadırgasına yahut bir İspanyol kalyonuna rastlasalardı! İşte o zaman
herkes, İsrâfil'in borusunun nasıl öttüğünü anlayacaktı.