İspanyol sineği diye bilinen uyuşturucuyu aldıktan sonra bir Ford Pinto’nun vitesinde neredeyse kendini öldürene dek tepinen ve en yakın arkadaşımın kuzeninin sevgilisi olan kız şu anda 234 numaralı odada. Kızın adı Mandy. Beyaz bir gömlek giyip gizlice bir kliniğe sızarak pelvis testi yapmaya kalkışan adam da orada. Motel odalarında yatak örtülerinin üzerinde çıplak vaziyette, sabah ereksiyonuyla hizmetçinin gelmesini bekleyen ve kadın içeri girene dek uyuyormuş numarası yapan adam da orada. Hakkında dedikodu yapılan arkadaşlarımızın arkadaşlarının arkadaşlarının arkadaşları… İşte hepsi buradalar.
1000Kitap
Yakın zamanda bir Alman editör bana şöyle dedi: "İşini beğeniyorum ama zaten bir Perulumuz var." Bunu asla bir Alman'a, İspanyol'a ya da İngiliz'e söylemezdi.
Sayfa 18·Kitabı okuyor
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Heçzad
"Bir kızı öldürmek hoşuma gitmiyor," dedi İspanyol. "Tanrı bunu her zaman yapıyor; eğer bu onu rahatsız etmiyorsa, seni de endişelendirmesine izin verme."
Epsilon Yayınları·Kitabı okuyor
1980’e doğru pop music’ten, ritimleri melezleştiren, sıcak liman mahallelerinde doğmuş dansları yeniden ele alan, Güney müziklerini gitgide daha fazla kullanarak en farklı enstrümanları, stilleri ve türleri birbirine karıştıran world music’e geçilir. Önce, Buenos Aires göçebeleri ile köylerdeki zengin mal sahipleri arasındaki anlaşmazlığın doğurduğu tango gelir. Derken Küba müziği olan salsa dünyaya açılır. Buena Vista Social Club, Amerikan Bili Board’unda dünyanın bir numarası olur. İspanyol (Julio Iglesias) ve Porto Rico’lu (Ricky Martin, Jennifer Lopez) yorumcular, rock ve latin ritimlerini birleştirerek 1960’ların İngiliz sanatçılarını takip ederler.
Cemiyetle beraber hakikatler de gelişir. Tek tehlike bunu kavramamak, kızıl şal görmüş İspanyol boğası gibi, her düşünceye ve her düşünene saldırmak: Bu canım memleket bu yüzden bir cüzzamlılar ülkesidir.
Sayfa 55·Kitabı okuyor
Sosyoloji
“Ben Küba’da iken üç ayda 7.000 çocuk öldü. Acıdan çılgına dönen bazı anneler bebeklerini nehirde boğuyorlardı. Böylece erkekler madenlerde kadınlar ağır çalışma içinde ve çocuklar da süt bulamadıkları için ölüyordu. Bu kadar büyük, güçlü ve verimli topraklar kısa sürede boşaldı. İnsanlığa o kadar yabancı olan tüm bunları kendi gözlerimle gördüm ve şimdi bile yazarken ürperiyorum.” (Las Casas). “Tanrının hususi takdiriyle savaştan kaçan Kızılderililerin tamamına yakınını çiçekten öldürdük. Tanrı topraklarımızı temizledi.” (Massachusetts Körfezi kolonisinin ilk valisi John Wintrop) “Kızılderilileri yakıyorduk. Onları böyle ateşte kızarırken ve bu ateşi söndüren kan gölünde görmek korkunç bir manzaraydı. Çürüyen cesetler ve bunlardan yayılan koku berbattı fakat zafer tatlı bir fedakârlık gibiydi. Bizlere olağanüstü yardımlarda bulunarak bu kadar gururlu ve kibirli bir düşmanı elimize düşüren bu kadar çabuk bir zafer bahşeden Tanrıya şükranlarımızı sunarız.” (Phymouth kolonisinin valisi William Bradford) “Kızılderililerin hamal olarak kullanılmasını kınamıyorum. Ancak bir adamın bir domuza ihtiyacı varken 20 tane öldürüyordu. 4 Kızılderiliye ihtiyaç duyduğunda bir düzine alıyordu. Metreslerini omuzlarda taşınan hamaklar içinde fakir Kızılderililere taşıtan birçok İspanyol vardı. Bu uygulamalar esnasında yerlilerin maruz kaldığı kötü muameleler, zararlar, soygunlar, haksızlıklar ve büyük kötülüklerin sayılması istense bunun sonu gelmez. Çünkü onlar için Kızılderilileri öldürmek yararsız hayvanları öldürmekle birdir.” (Cieaze de Leo) “Kızılderililerin eğer altını yoksa çocuklarını satarlardı. Eğer çocukları da kalmamışsa kendi hayatlarını verirlerdi. Bu haraçları veremediklerinden ötürü Kızılderililer işkence altında ya da gaddarca zindanlarda öldürülürdü. Zira İspanyollar