Yalçın kara

Kendimizi geçmişle tanımlamak bizi geçmişe bağlar, bu türden bir tanımlamayı geride bırakmaksa özgür kılar.
Timaş Yayınları·Kitabı okudu
Yalçın kara
Ama geçmişini de bilmeli. Hatta istese de geçmişini tamamen geride bırakamaz kimse.
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Cazibedar siyaset ve boğuşma dairelerine dikkat eden, bazan kapılır; vazifesini yapamadığı gibi, selâmet-i kalbini ve hüsn-ü niyetini ve istikamet-i fikrini ve hizmetteki ihlasını kaybetmese de o ittiham altında kalabilir.
Sayfa 38
Din
Yalçın kara
Peki bu siyasetin üstesinden nasıl gelinir. Siyasetten uzak durmak şahsen kolay ama bu sefer de art niyetli kimselerle dolup taşıyor o mecralar. Siyasi alanların istikameti için neler yapılabilir.
Biz dahi Bismillah demeliyiz. Allah namına vermeliyiz, Allah namına almalıyız. Öyle ise Allah namına vermeyen gafil insanlardan almamalıyız.
Yalçın kara
Marketten alışverişlerde besmele çekilmeden veriyorlar veya üretimlerin çoğunda besmele çekilmiyor o durumda da almamalı mıyız.
Acaba bu ehl-i bid'a ve doğrusu ehl-i ilhad, bu dinsizlikte hangi menfaati buluyorlar? Eğer idare ve asayişi düşünüyorlarsa; Allah'ı bilmeyen dinsiz on serserinin idaresi ve şerlerini def'etmesi, bin ehl-i diyanetin idaresinden daha müşkildir. Eğer terakkiyi düşünüyorlarsa; öyle dinsizler idare-i hükûmete muzır oldukları gibi, terakkiye dahi manidirler. Terakki ve ticaretin esası olan emniyet ve asayişi kırıyorlar. Doğrusu onlar, meslekçe tahribatçıdırlar. Dünyada en büyük ahmak odur ki, böyle dinsiz serserilerden terakki ve saadet-i hayatiyeyi beklesin. Böyle ahmaklardan mühim bir mevkii işgal eden birisi demiş ki: "Biz, Allah Allah diye diye geri kaldık. Avrupa, top tüfek diye diye ileri gitti." "Cevabü'l-ahmaki's-sükût" kaidesince, böylelere karşı cevab sükûttur. Fakat bazı ahmakların arkasında bedbaht gafiller bulunduğundan deriz ki: Ey bîçareler! Bu dünya bir misafirhanedir. Her günde otuzbin şahid, cenazeleriyle "El-mevtü hak" hükmünü imza ediyorlar ve o davaya şehadet ediyorlar. Ölümü öldürebilir misiniz? Bu şahidleri tekzib edebilir misiniz? Madem edemiyorsunuz; mevt, Allah Allah dedirtir. Sekeratta Allah Allah yerine; hangi topunuz, hangi tüfeğiniz, zulümat-ı ebedîyi o sekerattakinin önünde ışıklandırır, ye's-i mutlakını ümid-i mutlaka çevirebilir? Madem ölüm var, kabre girilecek; bu hayat gidiyor, bâki bir hayat geliyor. Bir defa top tüfek denilse; bin defa Allah Allah demek lâzım gelir. Hem Allah yolunda olsa; tüfek de Allah der, top da Allahu Ekber diye bağırır...
Sayfa 74·Kitabı okudu
Yalçın kara
“Kul üstünde yargı ancak Allah’a aittir.” Çok güzel hatırlattığın için teşekkür ederim benim de kârım bu oldu bu diyologdan. Allah hepimizi sıratı müstakime dahil eyleyip bir an bile istikametten ayırmasın inşallah. Selametle Not: bu fotoğrafın daha güzelmiş :))