"Yaptığın her işte doğru düşüncelerden beklendiği gibi hareket etmezsen karamsarlığa, umutsuzluğa kapılma, mağlup edilmiş hissetme; yaotıkların ters teperse yeniden başla, insana layık eylemlerin çoğunluktaysa bundan memnun ol. Dödüğün yolu sev ve felsefeye sert bir eğitmene gider gibi gitme."
Bütün nevrozların ve psikozların sebebi; insanın yetişme çağında yaşadığı mahrumiyet ve acıların anlamını bulamamasıdır. İşte bu anlamlandıramama işi, insanoğlunu ilerleyen yaşlarda psikoza düşürüyor. Modern insan vahiyden ve ilahi anlamlardan koptuğu için gitgide anlamsız bir düzeye mahkum oluyor. Acılarını anlamlandıramıyor, başına gelen şeyleri bir sabır imtihanı olarak görmemeye başlıyor. Böylelikle insanda bir asilik başlıyor.
İşte İslam dünyasının rahat yüzü görmemesinin sebeplerinden
biri de budur. Ve birçok sebep gibi bunun arkasında
da dinin Kur'an dışında yapılandırılması vardır.
Sâmi Efendi Hazretleri ...
"Adana'da bukalemun denilen bir hayvan yaşardı. Çocukluğumuzda onu merakla seyrederdik. Hayvan hangi cismin üzerinde gezerse onun rengini alırdı. İşte kalp de böyledir. Yanındakilerden renk alma kabiliyeti vardır. Huzurlunun yanında huzur alır, gâfilin yanında gaflet alır. Bunun için de gâfillerin yanında fazla oturmamalıdır, zaruri iş ve ihtiyaç görülünce hemen ayrılmalıdır."
"On yıl önce bir gün bu eve geldim. Oğuz'u beklerken gördüm seni. Atölyendeydin. Kulağında kulaklık, üstünde beyaz bir elbise vardı. Üstün başın boya içindeydi.Abin senden bahsederdi.Resim yapıyor derdi, çok narin bir kız, bizim hayatımızı kaldıramıyor bazen derdi ama o kadar. İsmini bile bilmiyordum senin. O an atölyende seni gördüğümde aklımdan geçen tek şey güneş gibi parlak olduğundu. Biliyordum, Işık. Seni tekrar bulacağımı biliyordum.Ama sana göz koymadım. Asla. O gözle bakmadım bile. Sadece... Çok güzeldin be kızım. Alamadım bakışlarımı işte."