Hayat İlerlemeye Değer!!
30 yaşıma çok az bir zaman kaldı. O zor günlerin nasıl geçtiğini düşündükçe hâlâ şaşkınlık içindeyim. Bir zamanlar hiç bitmeyecek sandığım yolların sonuna gelmişim. Bugün sohbet hocasıyım. İki yıllık ilahiyat eğitimimi dört yıla tamamladım ve bugün diploma işlemlerimi hallettim. Hâlâ hayretler içerisindeyim; "Bitmez." dediğim şey gerçekten bitti. Şimdi Kur'an öğreticisiyim. Minik minik öğrencilerim var. Üstelik bir butik işletmesinde ticaret danışmanı olarak da çalışıyorum. Geçmişteki ben, günün birinde bu iki meslekten rızık kazanacağını asla tahmin edemezdi. Demek ki insan, yürüdüğü yolun sonunu her zaman göremiyor. Bazen sadece adım atması gerekiyor. Bir kitapta şöyle diyordu: "Hayat ileriye doğru yaşanır, geriye doğru anlaşılır." Bugün geriye baktığımda birçok şeyin neden yaşandığını daha iyi anlıyorum. Rızık konusunda büyüklerimizin söylediği söz ne kadar doğruymuş: "Rızık Allah'tandır." İnsan bazen kapandığını sandığı kapıların, aslında kendisi için daha güzel kapıların habercisi olduğunu yıllar sonra anlıyor. Hayatıma giren, beni hiç yalnız bırakmayan, kolum kanadım olan, canım, cananım, güzel yüzlü eşime de hamdolsun. Onu yetiştiren ailesine de binlerce kez teşekkür ediyorum. Bugün eşimle birlikte planladığımız tatile gidiyoruz ve ben şu an kahvemi balkonumda içiyorum. Huzur… İşte tam olarak huzur. Bir zamanlar mutlu olmayı, sevilmeyi ve sevgi dolu bir yuva kurmayı ne kadar çok beklemişim. Şimdi dönüp bakıyorum da, bazı duaların kabul olması için insanın biraz büyümesi, biraz olgunlaşması ve biraz da sabretmesi gerekiyormuş. Eşim, omuzlarımdaki yükü çoğu zaman sessizce hafifletiyor. Birlikte hayatı paylaşmanın ne demek olduğunu bana yeniden öğretti. Geçmişteki hâlime bakıyorum ve bazen kendime üzülüyorum. Ne öfkemi gösterebilmişim insanlara ne de
*Namazsızlığın insan hayatındaki en yıkıcı etkisi Muhammedsizliktir ASM./* Namaz dinin direğidir hadisindeki din nedir? İslâmiyettir. İslâmiyet nedir? *Risale-i Nur'un ifadesiyle; Ümmi bir zâtın (A.S.M.) ef'al ve akval ve ahvalinden çıkan İslâmiyet...* Cenab-ı Hakk eğer namaz gibi en büyük ibadet ve emrinde sadece kendisini muhatap alsaydı Kur'an'ın da bazı emirlerde ve yasaklarda yaptığı gibi _namazın her detayını bizzat ayrıntılarıyla Resulullah ASM'ın izahına ve öğretmesine ihtiyaç bırakmadan Kur'an'ında ifade ederdi_ ama bitamamiha etmemiş şuan biz Efendimizin ASM öğrettiği namaza eğer bakmaz isek namaza Allahu Ekber diyerek başlayamıyoruz bile! Çünkü Kuran'da namaza hangi hareket ile ne söyleyerek ve nasıl başlanılacağını açıklayan bir ayet yok. Namaza nasıl başlanır Efendimiz ASM'dan öğrendik çünkü Kuran'da O'na ASM ittati emrediyor. Acaba O'nsuz, Muhammedsiz ASM Namaza başatmayan Cenab-ı Hakk, kendisinin huzuruna gelmeden O'na, Efendimiz ASM'a uğrayıp İslamiyeti ders almamızı namazı ders almamızı, güzel ahlakını ders alamazı murad etmeseydi Kuran'ında detaylıca namazı anlatmaz mıydı? Demek namazdan maksat bizzat kendimiz olarak sadece doğrudan Allah'ın huzuruna çıkmak değil! Belki Resulünün ahlakıyla ve O'nun gibi ve O'na benzeyerek ve namazı dahi O'na benzeterek huzuruna çıkmamızı istiyor. Yasinin Yasin olarak Allah'ın huzurunda Muhammedsiz ASM ne işi var? İşte buradan anlamalıyız ki Yasin önce Muhammede ASM benzesin hareketleri de kafasına göre değil aynı Muhammed ASM gibi olacaksa namaza gelsin... İsteniyor! *Demek Ona benzemeyen ve namazını O'na benzetmeyen kulun ibadeti namazı murad değildir!* Namaz kılan bir kişi bakın sabah ilk işi uyanınca Efendimize ASM'ın öğrettiği namaz ibadetiyle güne başlıyor. Öğlen, ikindi, akşam ve yatsı günün 5 vaktinde
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Müsait zamanın olduğunda, uğrayıver yüreğime Bi ara uzun uzun sev beni Gelmesen de olur, malum hayat işte.. Herkesin aşk'ı başından aşk'ın.
Şifaya Vâye Günlükleri… Sevmek ciddi iştir azizim. Yüreğin yetmiyorsa, hiç kalkışmayacaksın boyundan büyük sevmelere. Çünkü sevgi; hevesle başlanıp sıkılınca yarım bırakılacak bir yol değildir. Ah olur yarım bıraktığın umutlar. Vebal olur verip de tutmadığın sözler. Bir insanın kalbine umut ekiyorsan, onu susuz bırakmaya hakkın yoktur. Haddin olmadan girdiğin bir kalpte, en derin yara sen olursun bazen. Bir cümlen, bir sessizliğin, bir vazgeçişin… Bir ömrün yüküne dönüşebilir. Gün gelir, sabah ezanına karışan içli dualarda yankılanır adın. Affedilmek için değil… “Neden?” diye göğe açılan iki avucun arasında hatırlanırsın. İşte o zaman zamanı geri çevirmek istersin. Hafife aldığın sevgiyi bu kez hakkını vererek yaşamayı dilersin. Ama bazı pişmanlıkların saati yoktur. Bazı kapılar, yalnızca bir kez açılır. Ve bazı insanlar, ikinci kez aynı masaya aynı kalple oturamaz. Sevmek ciddi iştir üstadım. Çünkü sevgi, sadece “Seni seviyorum.” demek değildir. Bir insanın güvenini taşımaktır. Hayallerini incitmemektir. Yaralarını derinleştirmemektir.
1000Kitap
Düşünüyorum bu da demek ki… #10
Nefret ediyorum şu gecelerden. Herkes uyuduğunda benim zihnimin şalteri bir türlü kapanmıyor. Yatağa uzanıp tavana bakıyorum, sadece uyuyup dinlenmek isterken tam tersi en uyanık anımı yaşamaya başlıyorum. Oda sessizleştikçe ben kendi kafamın içinde yapayalnız kalıyorum. Son zamanlarda kaçırdığım fırsatlar geliyor aklıma. Elimin altından kayıp giden ihtimaller, "şöyle yapsaydım ne olurdu?" dediğim o dönüm noktaları birer birer karşıma dikiliyor. Eski bir filmi başa sarar gibi o anları tek tek izleyip kendimi hırpalıyorum, içim daralıyor. Tam bu girdaba kapılacakken mantıklı tarafım devreye giriyor. Kendime dışarıdan bakıp "Dur bir dakika" diyorum, "Şu an yaptığın şey tamamen saçmalık. Geçmiş değiştirilemez. Üzerinde hiçbir kontrolünün olmadığı şeyler için uykundan feda edip üzülmenin hiçbir rasyonel açıklaması yok." Kendimi mantıkla sakinleştirmeye çalışıyorum. Üstelik tüm bu şeylere üzülmek zaten baştan aşağı mantıksız çünkü ben artık hayata dair bunca şeyi, bu koşturmacayı, bu kaçan trenleri o kadar da ciddiye bile almıyorum, almak istemiyorum. Her şeyin nihayetinde koca bir hiçliğe açıldığını bilecek kadar mesafeliyim dünyaya. Ama işte o lanet döngü tam olarak burada bu farkındalıktan hemen sonra başlıyor. Zihnim durulacağına, bu sefer kendi mekanizmamı masaya yatırıyorum: "Madem rasyonel olmadığını biliyorsun madem dünyanın bu absürt tiyatrosunda artık hiçbir şeyi ciddiye almıyorsun, o halde neden hâlâ bu manasız düşüncelerin peşinden gidiyorsun? Neden duygularını o kusursuz mantığınla hizalayamıyorsun?" Çünkü biraz bile düşündüğümde o sızıyı biraz bile hissettiğimde içten içe hâlâ bir şeyleri ciddiye aldığımı, o soğuk duvarları tam olarak öremediğimi fark ediyorum. İnşa ettiğim o kayıtsızlık kalesinin aslında ne kadar kırılgan olduğunu görmek beni
İnsan ve Duygular
Yaşama kılavuzluk edecek 10 kitap
Her kitap deneyimi biriciktir. Lakin bazı kitaplar vardır ki, artık okuduktan sonra başka bir insana dönüştürür sizi. İşte, bu kitaplar da farklı temalar ve anlatımlar ile hayatınıza yeni perspektifler kazandırabilir. 1. Simyacı- Paulo Coelho Paulo Coelho’nun bu klasik eseri, kişisel efsane ve içsel yolculuk temalarını işler. Santiago adındaki bir çobanın, rüyasında gördüğü hazineyi aramak için çıktığı yolculuk, okuyuculara kendi hayallerinin peşinden gitme cesareti verir. 2.Ustalık Gerektiren Kafaya Takmama Sanatı - Mark Manson Mark Manson, modern hayatın karmaşıklığını ve sürekli mutluluk arayışını sorgulayan bu kitabında, okuyuculara daha az şeyi kafaya takarak daha anlamlı bir yaşam sürme yollarını gösterir. 3. Dönüşüm - Franz Kafka Kafka’nın bu kısa ama etkileyici eseri, Gregor Samsa’nın bir sabah dev bir böceğe dönüşmesiyle başlar. Eser, kimlik, yabancılaşma ve insan ilişkileri üzerine derin düşünceler sunar. 4. Savaş ve Barış (2 Cilt Takım) - Lev Tolstoy Tolstoy’un bu epik romanı, Rusya’nın Napolyon Savaşları dönemindeki toplumsal ve bireysel yaşamları ele alır. Aşk, savaş, aile ve insan doğası üzerine derinlemesine bir inceleme sunar. 5. Küçük Prens - Antoine de Saint-Exupéry Bu klasik eser, çocuk kitabı gibi görünse de, aslında yetişkinler için derin felsefi mesajlar içerir. Küçük Prens’in gezegenler arası yolculuğu, hayat, sevgi ve insan doğası üzerine düşündürür. 6. 1984 - George Orwell Orwell’in bu distopik romanı, totaliter bir rejimin insan hayatı üzerindeki etkilerini çarpıcı bir şekilde anlatır. Özgürlük, bireysellik ve devletin gücü üzerine düşündürür. 7. Otomatik Portakal - Anthony Burgess Bu çarpıcı roman, şiddet ve özgür irade temalarını işler. Alex ve çetesi üzerinden, toplumun suç ve cezalandırma yöntemlerini sorgular.
Makale|Yazı