... bir an birbirlerine garip bir hüzünle baktılar; ikisi de karşısındakinin acı çektiğini biliyor ve kendinden çok karşısındakinin acısına üzülüyordu.
Hatırlayacaksınız; Amerika, Irak'a girmeden evvel İncirlik Üssü'ndeki uçaklara karga sürüleri saldırmıştı. Amerikan askerleri günlerce kargalara ateş ettiler, zehir püskürttüler ve biz oturup olan bitenden ders çıkarmadık. Bir Müslüman ülkeye başka bir Müslüman ülkenin topraklarından savaş uçakları kalkacak diye kargalar bile isyan etmiş, mahlûkat ayaklanmıştı ama ne yazık ki aynı onurlu duruşu sergileyemedik. Düne kadar halimize gülen kargalar o gün bugündür ümmetin durumuna ağlıyor hissediyorum.
Sayfa 198 - Ketebe. 1. Baskı: Mayıs 2026/ İstanbul·Kitabı okudu
Bizim halkınız binlerce yıldan bu yana yoksulluk çekmiş, ezilmiş, çiğnenmiş, bütün insan olma gücü elinden alınmış bir halktır.
Böyle bir halk değil başkaldırmak, korkusundan gözünü bile açamaz, siz keyfinize bakın.
İslam dünyasının biricik derdi ve belası bu: Kula Kulluk. Ve daha büyük belası da şu:
Kula kulluğu Allah'a kulluk sanmak. İslam dünyası, abdi memlük olmaya tahammülü kader bilen bir buçuk milyarlık bir kitle. Parası var, nüfusu var, toprakları çok değerli, tarihi, kültürü zengin, dini mükemmel. Ama kahır ve sefaletten kurtulamıyor. Boyunduruk altında. Zelil ve perişan. Neden? Sebep tek:
İslam dünyası abdi memlük olma illetinden kurtulamıyor. Bu illet, acayip bir illet. Bu illet ki, devası sadece ona tutulanın elinde. Derdi çekenin kurtulmaya, acı ilacı içmeye karar vermesi şart. Aksi halde dünyanın hiçbir tabibi, isterse lokman hekim olsun, çare bulamaz. Evrensel insanlık değerleri çareyi göstermiş; umursayan yok. İslam dünyasının iman kaynağı olan kitap da yol göstermiş; onu dinleyen de yok. Peki, ne olacak?
"Gerçek şu ki Allah, bir toplumun maruz kaldığı şeyleri, onlar, birey olarak işlerindekini/birey olarak kendilerine ilişkin olanı değiştirmedikçe, değiştirmez." (Ra'd, 11)