Onlar boşuna mı ağlayıp dua ederler? Kutsal saydığımız o sevgi, her şeyin üstesinden gelemez mi? Bu mezarda gömülü olan yürek ne kadar günahkar, ne kadar isyankar olursa olsun üzerinde açan çiçekler, bizlere saf ve masum gözlerle bakarlar... Bize anlatmak istedikleri yalnızca sonsuz umursamaz bir sakinlik değildir. Onlar bize sonsuz bir başarı, ölümsüz bir yaşamı anlatırlar!..
Sözde ve eylemde uzlaşmacının tüm görünümlerini reddeden isyankâr için önem taşıyan nedir? O daha iyi olanı arar, insaniyete giden yolu arar, sırf uyumlu görünmemek adına farklılığını vurgular -ama onda da șiddet eğiliminin çizgileri görülür. O halde isyankâr kimdir? Kendisi de büyük bir isyankâr olan Henry Miller, Büyük İsyan Üzerine başlıklı Rimbaud incelemesinde, isyankâr olan her şeyi, insanlıkla gerçek bağı arayışımızın belirlediğini yazıyordu. "İnsan, kendi özel varlığının belirleyici farklılğını gerekçelendirmeli ve böylelikle tüm insanlıkla, en zavallı insan evladıyla bile olan akrabalığını keşfetmeli. Anahtar sözcük, onaylamadır. Ama onaylama aynı zamanda ivmenin önündeki engeldir de. Onaylama tam olmalı ve uzlaşmacılıktan ibaret olmamalıdır."
📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Sabah kahvaltısının ortasına ulaşamadan, daha gazetenin birinci sayfasını okuyamamışken başlayan kafa konfeksiyon, hattâ overlok muhabbet, okuduğunuzu anlayamama, aynı haberi dönüp baştan okuma gibi sıkıntılar yaratsa da, kadın o sabah fırça çekmeye kararlı uyanmışsa, hiç ilgilenmeyeceksin. Sabah mahmurluğu kalkanına sığınarak duymazdan geleceksin. Gazete sayfalarının;
— Sıkar bu kadın da! Her sabah aynı tantana! Haberlerimiz, makalelerimiz okunamıyor...
isyankâr hışırtısıyla dolduruşa gelmeyeceksin.
"... hayatlarını kurmak, ruhlarını ifade etmekte kullanmak zorunda oldukları malzeme bu. İfade şekilleri de böyle; şen şakrak ve şamatacı, yaslı ve ağlamaklı, tutkulu ve isyankâr; bu müzik onların müziği, memleketin müziği."
Çocukların ilişkilerinin sayısı ve kalitesi dirençli olma becerileri açısından önemli bir belirleyici unsurdur. Ancak sorunlu çocuklarla çalışmak zor olabilir: Birçoğu soğuk, mesafeli, isyankar ve sevmesi zor görünebilir. Beyinlerimizin taklit etme özellikleri otomatik olarak bu olumsuzluğu yansıtır ve uzaklaşmak istememize neden olur.
Ancak onlara taklit edecekleri olumlu bir duygu vermek ve bunu başaramadıklarında olumlu olmak bizim görevimizdir. Çocuklar genellikle karşılık vermek için çok fazla sayıda olumlu etkileşime ihtiyaç duyarlar. Şayet temizlikçiden genel kurul başkanına kadar personelin her üyesi her gün en zorlu çocuklardan en azından birini karşılamayı görev haline getirirse, o çocuk en sonunda kendisini daha iyi hissetmeye karşı gelmekte zorlanmaya başlar. Sayılar önemlidir ve bu tartışma bu noktayı vurgulamalıdır.
Ama kalite de önemlidir. Dolayısıyla, "Merhaba," demek iyi olsa da "Merhaba, nasılsın?" demek ve yanıtı gerçekten duymak çok daha iyidir. Ne kadar sakin ve merhametli olabilirsek, çocukların bunu bize geri yansıtmasına yardımcı olmakta ve sonuç olarak kendilerini düzenlemeyi öğretmekte daha iyi oluruz.