"Yaşamı muhafaza etmeye çalışırız - içinde bulunduğu vücuda dayanma şansı olmadığını bildiğimizde bile. Vücudumuzu besleriz, rahat ettiririz, yıkarız, tedavi ederiz, okşarız, hatta ona şarkı söyleriz. Bu temel işlevlere cesur ya da özverili olduğumuz için değil, bu nefes alıp vermek gibi türümüzün en asli eylemi olduğu için itina gösteririz: Zaman onu geride bırakana dek vücudu ayakta tutmak."
Sayfa 194 - Harfa Yayınları, İngilizceden Çeviren: Deniz Koç·Kitabı okuyor
O andan itibaren bavulların içine tıkıştırılmış hayatlar değil, ebatları ve varış yerleri önemliydi sadece. Kırılacak eşyalara itina gösteriliyordu ama bavulların içlerine gizlenmiş yorgun kalpler kimsenin umurunda değildi....
Kabalık... Nezaketsizlik... Sınır ihlali... En kötüsü de samimiyetsizlik... Birbirinin yanında güvende hissetmeme hâli... Her ilişki neticede derin bir güvenlik oyunudur. Sadakatten bahsetmiyorum burada. İki tane çok temel referansın olduğunu düşünürüm. Birincisi; bu topraklarda anneni babanı, derdini, yetersizliğini partnerine anlattığında o da sonra bunu sana bir hançer olarak sokmayacak. Bu önemli... Ikincisi, bir ilişkinin yakınlığını gösteren hållerden biri cinsel yakınlıktır. Cinsellik gün sonunda karanlığı olan bir arazidir. Burada da o karanlıkta bulduğunu kötüye kullanmayacaksın. Bunlara itina azalırsa birbirine güven çok hasar alıyor.
Fikir sadece içimizden geçip giderse hiçbir kıymeti olmaz ve vuku da bulmaz. Fikre düzenli itina, hassasiyet, samimi bir
dikkat göstermek gerekir.
Tek başına yaşayabilmesi için özel
ilgi göstermek, saklamak, sahiplenmek gerekir.
Onu uzun süre bilincinde canlı tutmak, ara sıra üzerinde düşünmek gerekir.