"Yakılmak için ateşin üzerinde bağlanmışken hâlâ sevinen bir kimse, acıyı yendiği için değil, acı beklediği yerde acı hissetmediği için sevinmektedir."
Binlerce yıldız gökyüzünün maviliğinde parıldıyordu. Bense anlaşılmaz bir topluluk içinde yalnız görünüyordum. Bütün insanlar derin bir uykudaydı. Yüzükoyun, yatay ve sessiz bir şekilde.
“Ben vedaları sevmem albayım. Hiç gitmesin insanlar. Hele gelmemek üzere giderlerse, çok üzülürüm albayım, dayanamam. Gelmemek üzere gidenler çok sevdiklerim olur genelde. Bir de bir hikâye bırakır ki geride, noksanlığın daniskası içinde. Ölse, öldü dersin, ama ölmez onlar. Ölmesinler de. Ölürlerse bir kere daha üzülürüm. Çünkü koklayamazlar bir daha çiçek. Yazık olur..."