8/10
·280 syf.··
2026 19. kitabı
Görünüşü, ışıltısı, bakışı, öyle sersemletici şekilde masumdur ki yer gök bir olsa da kötülük yapacağına inanmayız. Fakat en kokuşmuş düşünceleri en mide bulandırıcı işleri barındıran onlardan başkası değildir. Kendi çıkarları için dünyayla dahi top sektirirler. Kumar birer yaşam felsefesidir. Felsefesi tamamen iyilik makyajı yapmak, pis kokuyu esanslarla maskelemektir. Dorian böyle bir yapıydı. İnsan denilemeyecek kadar insandı. Tanrı'ya kafa tutandı. Tüm varlığıyla âdem ruhuyla iblis.
Duygu ve Düşünce
Dorian Gray'in PortresiOscar Wilde · Can Yayınları · 201899,4bin okunma
Puan vermedi·400 syf.··
2026 11. kitabı
·
18 günde okudu
·
Okunma: 29 Haziran 2026 00:33
Bu kitap acele etmiyor; tıpkı anlattığı o küçük, rüzgarlı İrlanda köyü gibi kendi ritminde, yavaş yavaş akıyor. ​Hikayenin merkezinde Cal Hooper var. Chicago’da yirmi yıl boyunca cinayet masasında çalışmış, hayatın en karanlık yüzünü görmüş, evliliği bitmiş ve ruhu yorulmuş eski bir polis. Cal, her şeyi arkasında bırakıp İrlanda’nın ücra bir köşesinde, eski bir evi tamir ederek kendine sakin bir hayat kurmak istiyor. Sadece huzur, doğa ve yalnızlık arıyor. Ama hayatın planları her zaman bizimkilerle uyuşmuyor. Köyden Trey adında, içine kapanık bir çocuk bir gün kapısını çalıp kaybolan abisini bulmasını isteyince, Cal o çoktan gömdüğünü sandığı polislik refleksleriyle ve kaçtığı o karanlıkla yeniden yüz yüze geliyor. ​Kitabın en güzel tarafı, hikayeden ziyade bıraktığı o his. Yazar, İrlanda’nın o puslu, yeşil ama bir o kadar da tekinsiz doğasını öyle bir anlatıyor ki, okurken pencerenizin dışından soğuk bir rüzgar esiyor ya da burnunuza yağmur sonrası toprak kokusu geliyor gibi hissediyorsunuz. Cal’in o eski evi adam etme çabası, sabahları kendine kahve koyup doğayı izlemesi, kasabanın barındaki insanlarla kurduğu o mesafeli ama meraklı ilişkiler o kadar samimi işlenmiş ki, kendinizi bir dedektiflik hikayesinden ziyade bir insanın kendini iyileştirme çabasını izlerken buluyorsunuz. ​İz Sürücü, bir "katil kim?" kitabından çok daha fazlası. Aslında bir aidiyet, güven ve geçmişle hesaplaşma hikayesi. Taşranın o dışarıdan çok sıcak ve samimi görünen ama içine girildiğinde herkesin birbirinin her şeyini bildiği ve sırları saklamak için duvarlar ördüğü o boğucu atmosfer çok iyi yansıtılmış. İnsanların "yabancı" olana bakışı, dostça gülümsemelerin ardındaki o tetikte olma hali insanı sürekli bir teyakkuzda tutuyor. ​Eğer elinize alıp bir çırpıda bitireceğiniz,
İnceleme
İz SürücüTana French · İthaki Yayınları · 2022102 okunma
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
İyilik yaptında noolllduuuu???
10/10
·779 syf.··
Beğendi
·
2026 61. kitabı
·
27 günde okudu
·
Okunma: 28 Haziran 2026 23:35
Budala, benim için olaylardan çok karakterlerin zihnine yapılan uzun bir yolculuktu. Bu yüzden de öyle bir oturuşta okunup geçilecek bir kitap değil. Ben zaten bu tarz klasik romanları bayağı uzun sürede bitirebiliyorum. Hatta bu kitabı 1-2 günde bitiren insanları görünce gerçekten şaşırıyorum. Hiç mi sindirmiyorsunuz arkadaş? Yoksa benim bilmediğim gizli bir okuma yeteneğiniz falan mı var? Varsa gerçekten öğretin.:) Çünkü ben neredeyse her birkaç sayfada bir durup düşünüyorum. Altını çizdiğim bir cümle oluyor, üzerine kafa yorduğum bir karakter oluyor ya da “Dostoyevski bunu niye özellikle böyle yazmış?” diye kendi kendime sorgulamaya başlıyorum. Hal böyle olunca kitap da doğal olarak uzuyor. Ama bence bu kitap tam da böyle okunmalı. Hızlıca tüketilecek bir roman değil. Sindire sindire, karakterlerle birlikte düşünerek okununca asıl etkisini gösteriyor. Ben okurken sadece Mışkin’i, Nastasya’yı ya da Rogojin’i okumadım; zaman zaman kendimden de parçalar buldum. Belki de Budala’nın en güçlü yanı bu. Kitap bittikten sonra hikâyesinden çok, insanın içine bıraktığı sorular aklında kalıyor.
BudalaFyodor Dostoyevski · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 201231,6bin okunma
Puan vermedi
Budala, yalnızca iyi bir insanın hikâyesini anlatmaz; aynı zamanda toplumun iyiliğe karşı nasıl bir tavır aldığını da gözler önüne serer. Dostoyevski, Prens Mışkin karakteri üzerinden ahlaki saflığın, çıkar ve hırsla örülü bir dünyada neden kırılgan hâle geldiğini sorgular. Mışkin, insanlara önyargısız yaklaşır, affetmeyi bilir ve herkeste bir umut ışığı arar. Fakat tam da bu özellikleri, içinde bulunduğu toplum tarafından güçsüzlük ve saflık olarak değerlendirilir. Romanın en acı yönlerinden biri de budur: İnsanlar, kendilerine iyilikle yaklaşanı anlamakta zorlanırken, kötülüğü ve bencilliği daha tanıdık bulurlar. Eserdeki karakterler yalnızca olayları ilerleten kişiler değil, insan doğasının farklı yönlerini temsil eden sembollerdir. Her biri sevgi, kıskançlık, tutku, kibir, korku ve vicdan arasında sıkışıp kalmıştır. Dostoyevski, hiçbir karakteri bütünüyle iyi ya da kötü olarak çizmez; aksine insanın iç dünyasındaki çatışmaların onu nasıl şekillendirdiğini gösterir. Bu nedenle roman, yalnızca karakterleri değil, okurun kendi vicdanını da sorgulamasına neden olur. Romanın en güçlü yönlerinden biri de sevgi kavramını ele alış biçimidir. Burada sevgi yalnızca romantik bir duygu değildir; merhamet, fedakârlık ve insanı olduğu gibi kabul edebilme cesaretidir. Ancak Dostoyevski, sevginin tek başına her şeyi iyileştiremeyeceğini de gösterir. Kırılmış ruhlar, bastırılmış tutkular ve toplumsal önyargılar, en saf duyguları bile trajediye dönüştürebilir. Bu yönüyle Budala, sadece bir dönemin Rus toplumunu anlatan klasik bir eser değil, insan ruhunun değişmeyen gerçeklerini ortaya koyan evrensel bir romandır. Kitap bittiğinde okurun zihninde yalnızca yaşanan olaylar değil, “Gerçek iyilik nedir?”, “İnsan neden iyiliği zayıflık sanır?” ve “Merhamet, acımasız bir dünyada ayakta
Duygu ve Düşünce
BudalaFyodor Dostoyevski · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 201231,6bin okunma
East of Eden - John Steinbeck
9/10
·736 syf.··
Beğendi
·
2026 1. kitabı
·
36 saatte okudu
·
Okunma: 03 Ocak 2026 03:27
Kitap / Book: East of Eden / Jenseits von Eden / Cennetin Doğusu – John Steinbeck, 1952 Tür / Genre: Roman, klasik edebiyat, aile destanı / Novel, classic literature, family saga Dönem / Period: 20. yüzyıl – Amerika Birleşik Devletleri 20th century – United States Cennetin Doğusu, iyilik ve kötülük, özgür irade ve kader temaları etrafında şekillenen güçlü bir aile romanıdır. John Steinbeck, İncil’deki Habil–Kabil anlatısından ilham alarak insan doğasının ahlaki çatışmalarını derinlikli karakterler üzerinden işler. Roman, seçim yapma özgürlüğünün insan hayatındaki belirleyici gücünü merkeze alır. East of Eden is a profound exploration of good and evil, free will, and moral responsibility within the framework of a multi-generational family saga. Inspired by the biblical story of Cain and Abel, Steinbeck examines human nature through richly drawn characters. The novel ultimately emphasizes the power of choice as the core of human existence. Yorum: Steinbeck muhteşem bir hikâye anlatıcısı! Bu kitap, insanlığa dair en temel algımı derinden sarstı. İnsan nefsi ve sahip olduğumuz özgür irade üzerine yazılmış gerçek bir başyapıt. Özellikle karakter çizimi muazzam. Hayatımı ve yaptığım seçimleri yeniden sorgulatan nadir kitaplardan biri... #EastOfEden #CennetinDoğusu #JenseitsVonEden #JohnSteinbeck #ClassicLiterature
1000Kitap
East of EdenJohn Steinbeck · Penguin · 201711,5bin okunma
İkiye Bölünen Vikont
Puan vermedi·102 syf.··
Beğendi
·
2026 15. kitabı
İkiye Bölünen Vikont, insanın bölünmüş doğasını sorgulayan güçlü bir felsefi alegori. Italo Calvino, fantastik bir hikâyenin içine insan ruhuna dair derin bir sorgulama yerleştiriyor. Medardo'nun ikiye bölünmesi yalnızca bedensel bir ayrılık değil; insanın iyiliğiyle, kötülüğüyle, zaaflarıyla ve erdemleriyle bir bütün olduğunun simgesi. Bu yönüyle roman, Carl Gustav Jung'un bireyleşme sürecini ve "gölge" kavramını hatırlatan güçlü bir psikolojik okuma da sunuyor.Felsefe ve Jung okumaları yapanların ilgisini çekecek bir kitap. Çoğumuz dünyayı yalnızca iyiliğin kurtaracağına inanırız. Oysa romanın sonunda görüyoruz ki ne mutlak kötülük ne de mutlak iyilik insan doğasına uygun. Dünya, kusurlu insanların birlikte yaşamayı öğrenmesiyle güzelleşebilir sanki. Belki de ihtiyacımız olan şey kusursuz insanlar değil; kendini tanıyan, kusurlarının farkında olan ve onları yönetebilen insanlardır. Son sayfayı çevirdiğinizde hikâye bitiyor ama düşünceler sizinle yaşamaya devam ediyor. Kitaptan birkaç alıntı bırakayım buraya... "Her şeyin eksiksiz olması için eksiksiz bir vikont yeterli olmayacaktı." "Duygularımız renksizleşiyor, köreliyordu; çünkü kendimizi kötülükle erdem arasında yitirip gitmiş hissediyorduk, ikisi de insan doğasına aykırıydı."
1000Kitap
İkiye Bölünen VikontItalo Calvino · Yapı Kredi Yayınları · 2011637 okunma