O hâlde ahlâkın anası ve esası dört şeydir. Bunlar, hikmet, secaat, iffet ve adalettir. Hikmetten kastımız: Nefsin, tüm ihtiyari fiillerde doğruyu yanlıştan ayırt edebilmesidir. Mesela akıl kuvvetinin mutedil olmasından işleri iyi idare etme, derin kavrayış, isabetli görüş, işlerin incelikle rini görme, nefisleri helâk eden hususların gizli hâllerine vâkıf olabilme yetileri ortaya çıkar. Eğer akıl kuvveti mutedil çizgiden ifrata kaçarsa; aldatma, hilekârlık, sahtekârlık ve cin fikirli olma durumları meydana gelir. Akıl kuvvetinin tefriti durumunda ise ahmaklık (ebleh), bönlük (gamaret) ve cinnet durumları ortaya çıkar. Şecaat ahlâkına gelince: Bundan iyilik ve ihsan, gözü pek olma, kıvrak zekâ, âlicenap olma, tahammül gücü, hilim, yufka yüreklilik, metânetli olma, öfke kontrolü, saygı, sevgi ve benzeri övülen huylar ortaya çıkar. Secaatin ifratı durumundaki bu aşırı böbürlenme (salf), kibirlenme (bezh), âni hiddetlenme (istişate), kendini beğenme (ucub) ve tepeden bakma durumları meydana gelir
Secaatin tefriti durumunda ise: Mehanet (kepazelik), zillet (alçaklık), ceza' (feryat etme), hasaset (adilik), insan- ları hor görme, hakkını arayamayıp içine kapanık olma gibi durumlar ortaya çıkar.
İffet ahlâkına gelince: İffetten cömertlik, hayâ, sabır, mü- samaha, kanaat, takvâ, letâfet, yardımlaşma, zarâfet ve tok gönüllülük ortaya çıkar. İffetin ifrat veya tefrit boyutunda ise şunlar meydana gelir: Hırs, oburluk, yüzsüzlük, pislik, savurganlık, cimrilik, riyâ, kusurları teşhir etme, sonunu düşünmeden işe girişme, boş işlerle meşgul olma, dalkavukluk, hased, başkasının başına gelene sevinme, zenginler karşısında zelil olma, fakirleri hakir görme...