Doğu ve Batı
Bu bütün ilerleme karşısında geriliğin, kemâl karşısında noksanın bütünüdür. Ve işte Garp'in karşısında Şark'tan bahsedildiği zaman anlamamız lâzım gelen sey budur... Vakıa eski Yunan medeniyeti kendisinden evvelki medeniyetlere nazaran Garp olduğu gibi İslamiyet Yunan'a, Rönesans İslamiyet'e ve modern Avrupa hatta Rönesans'a nazaran Garp'tır. Bundan dolay Sark'tan Garp'a geçmek, Garplılaşmak demek izafi ve belirsiz bir değişmeyi kabul etmek değil; teknik ve değerler tekâmülüni akip etmek, medeniyetin yekpare ve dinamik gidişinde, ilerleyişinde en son hatveyi atmak demektir.
Sayfa 98 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları·Kitabı okuyor
Alıntı
İzafi bir kavramsa zaman, bir lazadan ibaretti. Mah ve Şer kavuştu; Gece bitti, Şafak söktü, hikaye sonlandı.
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Eflatun haklı çıkmıştı. Artık ideler ile gölgeler arasına gerçekler giriyordu. Einstein birbirinden bağımsız zannedilen mekan ve hareketin birbirine bağlı izafi olaylar olduğunu söylediğinde cisim zamanla, zaman cisimle, mekan hareketle, hareket mekanla ve dolayısıyla hepsi birbiriyle bağımlı, oluverdiler. Ve insan bir şeyin farkına vardı, doğrusal ve değişmeyen hareket, gözlemcinin uzaklığı veya zamanına göre değişiyordu.
Sayfa 146·Kitabı okudu
Felsefe
HÂL İSTİKBÂLE BORÇLU!...
(...) Sebep şu, netice bu... Netice şu, sebep bu... “Tamlık” ve “tamamlık” kasdının bazen sebebe ve bazen neticeye hamledilişine bakarsak, her şeyin gerçekleşmeden önce mümkün olma özelliğiyle var olmasına nazaran hâl, istikbâlin “tamlık” ve “tamamlık” keyfiyetine göre “araz” belirtir... “Asl” alınan istikbâl’e nazaran hâl’in “araz” oluşu, “hayat”ın ölümünden ödünç ve şimdinin gelecekten borç alındığını izâh eder... Borç, geçici ve izafî malikiyettir ya!...
Vâridât: Nasreddin Hoca’nın Eşeği, ″NASREDDİN HOCA’NIN HİMMETİ″ başlıklı bölüm, İBDA Yayınları
Mücerret Fikir
İnsanlık, dahil olduğu varoluş derecesinde, kozmik bakış açısından, gerçekten "merkezi” bir rol oynamaktadır. Fakat yalnızca bu dereceye kıyasla. Yoksa kuşkusuz bu derece, içerdiği sınırı belirsiz sayıdaki dereceler içinde yalnızca birini oluşturduğu ve diğerlerine kıyasla hiçbir özel durumunun bulunmadığı evrensel varoluşun bütünü açısından değil. Dolayısıyla, ancak izafî ve sınırlı bir anlamda insanmerkezcilikten söz edilebilir.
Sayfa 157
Doğruya yakın vardır
Kuantum işin içine girince gerçek izafi hale gelir. Gerçek izafi olduğundan da artık ona gerçek denebilir mi? Aynı nedenle, artık biliyoruz ki mutlak doğru yoktur.
Sayfa 214·Kitabı okudu