"Atticus iki küçük çocuk ve Calpurnia adındaki zenci bir aşçıyla dul kaldığında kırk sekiz yaşındaydı.Oturup olan bitende anlam aradığı filan kuşkuluydu;yalnızca çocuklarına elinden geldiğince sahip çıktı,çocuklarının ona olan sevgisine,düşkünlüğüne bakılırsa,elinden gelen hiç de fena değildi:hiçbir zaman Yakar Top oynayamayacak kadar yorgun,muhteşem öyküler uyduramayacak kadar meşgul,abartılı bir yakınma dinleyemeyecek kadar kendi sorunlarına gömülmüş olmazdı;her gece onlara yüksek sesle okurdu,ta ki sesi çatallaşana kadar.
Atticus çocuklarına okurken bir taşla bir sürü kuş vuruyordu,ancak yaptığı şey bir çocuk psikoloğunu muhtemelen dehşete düşürürdü:O sırada ne okuyorsa Jem'le Jean Louise de onu okuyordu,böylece çocuklar karman çorman ama geniş ve çeşitli bilgiye sahip oldular.Yola askeri tarihle,Kanunlaşacak Yasa Tasarıları,Gerçek Polisiye Romanlar,Alabama Kanunnamesi,İncil ve Palgrave'in Altın Hazinesi'yle çıktılar.
Atticus hemen hemen nereye gitse,Jem'le Jean Louise de peşinden giderdi.Halk meclisinin yazlık toplantısı varsa,Montgomery'e onları da götürürdü;onları futbol maçlarına,siyasi toplantılara,kiliseye,geç vakte kadar çalışacaksa da bürosuna götürürdü.Güneş battıktan sonra Atticus'u peşinde çocukları olmaksızın nadiren görebilirdiniz."