"Merak etme," dedi. "Onları satirlerin koruması altına aldım."
"O da ne demek?"
"Yani vahşi doğaya kazasız belasız varacaklar," dedi. "Su, yiyecek, gölgelik alan, artık ihtiyaçları her neyse, kolaylıkla yaşayabilecekleri güvenli bir yer bulabilecekler."
"Peki bize niye böyle bir koruma sağlayamıyorsun?" diye sordum.
"Çünkü sadece vahşi hayvanlar üzerinde işe yarıyor."
"O zaman Percy'de de işe yaraması lazım," dedi Annabeth.
Bana doğru yürüyüp elini omzuma koydu. "Deli olduğunu sanmıyorum Rose. Bence üst üste çok şey yaşadın."
Kaşlarımı çattım. "Bu ne demek?"
"Deli olduğunu sanmıyorum demek."
"Bence gece için durmalıyız," dedi Chubs. "Bir park bulabilecek misin?"
"Rahatla dostum, o işi hallettim bile," dedi Liam.
Arkasına yaslanıp, "Hep böyle diyorsun," diye mırıldandı Chubs. "Sonra bir bakıyoruz, ayılar içeri girip yiyeceklerimizi çalmak isterken sen, Ah üzgünüm ekip, hadi ısınmak için sarılalım, diyorsun."