Dışarıya bakan rüya görür içine bakan uyanır
Sayfa 26
Jung’a göre :
“Ruh sınıflandırılamaz. Psikolojik tipler insanın psikolojisini daha iyi anlamak adına aralanmış bir kapıdır.”
Felsefe-Düşünce
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Düşündüren bir kavram:Kolektif Bilinçdışı
Jung’a göre insan zihni, insanın evrimi tarafından biçimlendirilmiştir. Dolayısıyla bireyin geçmişi ile bağlantısı yalnızca çocukluğunu değil, kendi türünün geçmişini, hatta tüm insanlık evrimini içerir. .Kolektif bilinçdışı bir grup gizli imajdan oluşur ve bunlar insana atalarından aktarılır. Yalnız insanlık tarihinin değil, insan öncesi evrimin de ürünüdürler.. Bir başka deyişle, kolektif bilinçdışının evrimi, tarih boyunca insan bedeninin geçirmiş olduğu evrimle özdeş biçimde açıklanabilir. Zihin işlevlerinin organı beyin olduğuna göre, bilinç dışının oluşumu da beynin evrimine doğrudan bağlıdır.
Sayfa 177·Kitabı okudu
ULYSSES'İN FENOMENOLOJİSİ...
(...) “Ulysses”, 800 küsûr sahifelik bu eser, 16 Haziran 1904’te, İrlanda’nın başşehri Dablin’in muhtelif köşelerinde, sıradan insanların his ve hayâl dünyalarında olup bitenlerin veya olup bitmiş olması mümkün olanların anlatıldığı bir roman. Ve bu roman etrafında ilk akla gelen sualler; söz konusu olup bitenlere veya olup bitmesi mümkün olanlara niçin “Ulysses” ismi verildiğiyle, tarih olarak neden 16 Haziran 1904 gününün seçildiği… James Joyce, bütün hikâyesi bir güne sığan böylesi karmaşık bir eseri ne maksadla kaleme aldığı sorulduğunda, “Edebiyat münekkidlerini 100 sene uğraştırmak için!” cevabını vermiş. Gerçekten, 1922’de Paris’te yayınlandığından kısa bir süre sonra, büyük yankı uyandırmış “Ulysses”. Üzerine, yüzlerce, binlerce cild araştırma ve inceleme yazısı yayınlanmış. 1984’e gelindiğinde, Amerika’da bazıları çıkmış, “Ulysses”in bugüne dek yanlış bilindiğini, çünkü okunaksız bir yazıyla Fransa’da dizgiye verildiğini, dizgicilerin hiçbirinin tek kelime İngilizce bilmediğini ve “gerçek Ulysses”in kendilerinde olduğunu iddia etmişler. Amerikalılar bu türlü sansasyonlara bayılır! Psikolojinin büyüklerinden Carl Gustav Jung da “Ulysses” üzerine bir inceleme yapanlardandır. Jung’a göre, bütün “Ulysses” macerası “hiçlik”te düğümlüdür; basit, sıradan, hiçliğe müncer günlük itiş kakışlar dünyasını ele alır. 16 Haziran 1904’te de hiçbir şey olmamış, “tarihî” denebilecek hiçbir şey yaşanmamıştır. Ama bu hiçlikte bir kutsallık vardır ki, Joyce bunu anlatmak ister. Nitekim “Ulysses” tabirinin eski Yunanca kökeninde de bu mânâyı görürüz: O da, kutsal hiç kimse, kutsal hiçlik demektir… Lâkin Amerikalı Daniel Boorstin, Jung ile aynı kanaatte değildir. __16 Haziran 1904 gününde Joyce’un, Nora Barnakle’a âşık olduğunu söyler. Nora, Joyce’un,
Selim Gürselgil, (I. Dönem, Nisan 1997), ULYSSES ve TİLKİ GÜNLÜĞÜ -I-
Akademya Yazıları
Gölge, kişiliğimizin kabul etmediğimiz, bastırdığımız yanıdır. Hassas insanlar için gölge genellikle şunlar: • Dünyevilik • Öfke ve kararlılık • Sığlık ve eğlence • Rekabet ve hırs Jung’a göre: Gölgeni ne kadar reddedersen, o kadar güçlenir. Onu kucaklamak bütünleşmenin ta kendisidir.
Carl Gustav Jung, insanın bir gölge tarafı olduğundan bahseder. Jung’a göre kişi bilinç dışına bastırdığı olumsuz benlik algısını iki türlü ortaya çıkarır. Ya başkasına aşırı telafi ederek yansıtmayı seçer ya da bu özellik kendisinin değil başkasının bir özelliğiymiş gibi yansıtır.