Puan vermedi
MÜKEMMEL ÇİFT  Lyla, hayatının zor bir döneminde erkek arkadaşı Nico’nun ısrarıyla bir reality şova katılır: Mükemmel Çift.Ödül büyüktür,ada ise tam bir cennet gibi görünmektedir. Yarışmaya seçilen beş çift, daha ilk günden korkunç bir fırtınaya yakalanır. Ekip dahil hiç kimseyle iletişim kuramazlar. Az miktarda yiyecek ve şarjı bitmek üzere olan bir telsiz dışında ellerinde hiçbir şey yoktur.Ve kâbus başlar. Bundan sonrası artık bir yarışma değil, hayatta kalma mücadelesidir.Güvenilir olmadıklarını bildikleri insanlara bile mecburen güvenmek zorundadırlar. Karakterlerin çaresizliğini,korkularını ve adadaki o gerilimi o kadar hissediyorsunuz ki,kitap o hararetli bölümlerde rüyama bile girdi:) Mükemmel Çift bir gerilim romanı,evet.Ama bence çok daha fazlasıydı.İnsanların hayatta kalmak için neleri göze alabileceğini,çaresizliğin insanı normalde asla yapmayacağı şeylere nasıl sürükleyebileceğini anlatan bir hikâyeydi.  Ben o adada olsaydım farklı davranabilir miydim? Sanmıyorum.Ve sanırım en ürkütücü yanı da tam olarak bu. Kısacası bu türü seviyorsanız mutlaka okuyun,pişman olmazsınız.
Mükemmel ÇiftRuth Ware · The Kitap · 202678 okunma
Kafka Bey, Bu Ne Kasvet?
Puan vermedi·64 syf.··
2026 28. kitabı
·
15 saatte okudu
·
Okunma: 26 Haziran 2026 10:35
Hayatımda ilk defa bir kitabın bitsin diye gözünün içine baktım; Kafka’nın bu eseri benim için tam bir sabır sınavı oldu.Akıcı kurgulara ve net mesajlar veren edebiyata alışmış veya alışmaya çalışan bir okur olarak, bu 14 öykünün boğucu kabus atmosferi ruhumu daralttı. Net bir sona bağlanmayan absürt olaylar ve karakterlerle bağ kurulamayan tekinsiz anlatım, günümüzün hızlı dünyasında edebi bir hazdan ziyade sadece vakit kaybı gibi hissettiriyor. Edebi değerine, yazıldığı dönemin şartlarına ya da psikolojik derinliğine saygı duyabilirim; ancak bugünün penceresinden baktığımda, Bir Köy Hekimi benim için edebi bir hazdan ziyade, bir an önce bitmesini umut ettiğim kasvetli bir görevden fazlası olamadı. Dipnot: Bu inceleme tamamen kişisel bir okuma deneyiminin ve bugünün dünyasından bakan bir okurun samimi hissiyatının ürünüdür. Amacım eserin edebi büyüklüğünü gölgelemek değil, bana hissettirdiği o ağır ve boğucu etkiyi dürüstçe paylaşmaktır. Sürçülisan ettiysek, farklı düşünen tüm edebiyatseverlerden şimdiden affola.
Bir Köy HekimiFranz Kafka · KAPRA YAYINCILIK · 20214,472 okunma
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Araf..
10/10
·118 syf.·
2026 115. kitabı
Seni düşünüyordum, Susana. Yeşil tepelerde. Rüzgârlı havalarda uçurtma uçururduk tepelerde, aşağılarda kalan köyün sesleri gelirdi kulaklarımıza, rüzgâr uçurtmanın ipini çekelerdi. “Koş, Susana.” Yumuşak ellerin ellerimi yakalardı. “Gevşek bırak ipi." Rüzgâr nasıl güldürürdü bizi; ip parmaklarımızdan kayarken birbirimize bakardık; bir kuşun kanatları çarpmış gibi usulca kopardı ip. Kâğıt-kuş yukarlardan taklalar atarak düşerdi, toprağın yeşili içinde eriyene kadar saçaklı kuyruğunu sürürdü ardından. Dudakların ıslaktı, çiy tanelerini öpmüştüm sanki. Seni düşünüyordum. Orada deniz-yeşili gözlerinle bana bakışını. Susanna, ne kadar uzaklardasın sen, bulutların üstünde, ta uzaklarda, tepelerde gizlenmişsin. O’nun büyüklüğünde, O’nun bağış dolu Kutsal Yüceliğinde saklısın, seni bulamam artık, göremem. Orada sözlerim erişemez kulaklarına." Damlaların düşüşünü gözlüyordum Susana, şimşeğin parıltısında her soluk bir iç çekişiydi, her düşüncem sen." --- Ne yazsam az kalacak, ne desem eksik... Ne dökülür ki kelimelere; yaşayanlar mı, ölenler mi, anılar mı, geç kalınmış bir intikam isteği mi yoksa aşk mı? Comala’da bu ayrım çoktan silinmiştir. Ne gerçeğin ayakları yere basar burada, ne de büyünün kanatları vardır; anlatılan her şey, sıcaktan kavrulmuş taşın ve toprağın kendi kendine mırıldanmasıdır belki de bir yerlere sinmiş, saklanmış yankılar vardır. Zaman, dağınık ilerler, ileri geri akmaz, evet. Ama belki de hiç akmaz. Her fısıltı, her çığlık ve her susuş, o hiç geçmeyen, her an yeniden doğup aynı yerde can veren sonsuz bir şimdinin içinde gizlidir. Ne geçmiş gömülebilmiştir ne de gelecek bir umuttur; her şey şu anda asılı kalmıştır. Adem’in dünyaya bırakılması gibi bırakılır Juan Preciado bu coğrafyaya. Kimse karşılamaz. Tekinsiz, kurak ve ölü bir
1000Kitap
Pedro ParamoJuan Rulfo · Can Yayınları · 19832,284 okunma
Puan vermedi·675 syf.··
2026 104. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 25 Haziran 2026 23:16
Bu kitap Fernando Pessoa’nın ölümünden sonra ortaya çıkan notları ve günlüklerden toplanan ‘olaysız bir öz yaşam’ öyküsüdür. Kendisini de kitapta ‘bu kitap hiç hayatı olmamış bir adamın biyografisidir’ diye not düşmüştür. Bu kitap yaşanan olayları değil, kendisinin dünyadaki varlığını okurla birlikte sorgulamıştır. Savaştan sonra kaleme alındığı bilinen metinler savaşın buhranını ve kasvetini yansıtır. ‘Ben hep şimdiki zamanda yaşarım’ dese de , geçmişten kurtalamayacak kadar geçmişe ve geleceği karamsar görecek kadar geleceğe saplantılı bir adamdır bay Pessoa çünkü, iki sonraki cümlesinde şu yer alır: ‘Geçmişim, olmayı başaramadığım her ne varsa onlarla dolu’ Yazar, okuyucuyu 675 sayfa boyunca Lizbon’da muhasebe yardımcısı olan Pessoa’nın hayatın sıradanlığı, insanlığın basitliği, yalnızlığı ve benliği hakkında sorgulamalara iter ve okuyucu-kendisinin de kitapta belirttiği gibi- ‘şehvetli’ bir kabus görmüş gibi olur. Sayfalar arasında gezinirken ‘öyleyse beni kim kurtaracak var olmaktan’ diye çırpınan Pessoa, okura var olmaktan hem mutlu hem de mutsuz olduğunu anlatırken, kurtarılmak için yardım çığlıkları atıp bir yandan da yalnızlığıyla övünen anlar yaşattırır. Yıllarca insanların içinde ‘ayrık otu’ gibi yaşamayı kendine görev edinmiş bir isimdir çünkü, kendisini tarif ederken ‘ben bir hiçim, kendimi hiçbir şey olarak hayal ediyorum’ diye tanımlamıştır. Kendini ve insanlığı sorgulayan okurlar kitabı beğeneceklerdir; Satır aralarında gezen tutarsızlıkların nedeni ise Pessoa’nın ‘Ben aslında iki kişiyim’ demesidir. Dili, çevirmen Saadet Özen’in başarısıdır ve kitap okumayı kendine mesken tutmuş okuyucular için çok kolaydır. Okunması ise, olaysız oluşu kitabın akıcılığını etkilese de cümlenin derinliklerini anlamak için okuyucuyu çok defa aynı sayfa üzerinde kalıp
Huzursuzluğun KitabıFernando Pessoa · Can Yayınları · 202514,6bin okunma
10/10
·332 syf.··
2026 14. kitabı
·
13 günde okudu
·
Okunma: 25 Haziran 2026 19:26
Semir Arslanyürek’in bir kitap fuarı standında Yazılama Yayınevinin bir çalışanı tavsiyesi ile bu kitabın ilki olan Rüya Gibi Sovyetler Birliği’nde 7 yıl kitabını almıştım. Stand görevlisi kızın söylediği kadar varmış bir solukta bitirdim. Sovyetler Birliği merakını bu kadar iyi dindiren başka bir eser olmadı desem yeridir. Bu kitabın ikincisi olan Kabus ise en az Rüya kadar etkileyici ve sürükleyici. Sinema sanatına meraklı iseniz tanıdık simalarda romanda yer alıyor. Ben de Mehmet Soyarslanı adam sanardım. Resimdeki Gözyaşları…
Kabus GibiSemir Aslanyürek · H2O Kitap · 20241 okunma
8/10
·224 syf.··
Beğendi
·
2026 18. kitabı
·
4 saatte okudu
·
Okunma: 24 Şubat 2026 21:02
Sinan Akyüz'ün okuduğum ilk romanıydı. Anlatımı beni çok tatmin etmedi fakat hikaye derindi. Ülkem,evim dediğiniz yerde, kapı komşunuz etnik kimliğinizden dolayı beslediği gizli düşmanlığını ortaya serse nasıl bir kabus yaşardınız hayal edin. Amir, kim olduğunun peşine düşerken aslında hayatına da tutunmuş oluyor. Bir insanın kendini bulma çabası ve farkında olmadığı yaşama umudu. Konu güzeldi. Belki siz yazarın anlatımını da seversiniz.
Edebiyat
Ben AmirSinan Akyüz · Alfa Yayıncılık · 20231,818 okunma