Savaşın mahvet ettiği bir aile. Yeni bir başlangıç yapmak için Alaska’ya taşınır. Hiç hazırlıkları olmadan bu soğuk iklime giden bu aile her şeyin iyi gideceğini düşünürken aslında hayatlarının altüst olacağını bilemezler. Leni daha 14 yaşında vahşi Doğa’yla baş etmeye çalışan bir kız çocuğudur. Üstelik sadece vahşi olan doğa değil, koruması gereken bir de annesi vardır. En kötüsü de koşulsuz bir şekilde babasını seven annesi Cora. Her ne yaparsa yapsın ondan vazgeçmek istemez ta ki elleri kızına uzanana kadar. Bir annenin seçim yapma zamanı. Bir çocuğun ise yaşamaması gereken en büyük kabus belki de. Ayrıca bir yandan da güzel bir aşk yaşayan Leni ve Matthew, babası yüzünden en zor trajik bir hikayeye sahip olurlar. Bir kaza aslında bütün hayatınızı değiştirebilir.
Bu kitapta tüm bunları okurken, aile olmayı, anne kız ilişkilerini, aşk, koşulsuz sevginin aslında çok da güzel olmadığını, birlik olmayı ve aynı zamanda yaşanması çok zor olan bir yerde kendini evinde hissetmeyi okuyorsunuz. Kitap belli bir yerden sonra öyle bir heyecanlanıyor ki, elinizden bırakamayacağınız yerlere doğru sürükleniyor. Kitabın sonunda kavuşma olsa da içiniz buruk olarak yaşıyorsunuz bunu çünkü hiçbir şey eskisi gibi de olmuyor. Ben isterdim ki Leni ve Matthew bu macerada en kazasız bir şekilde atlatsınlar, ama maalesef geçmişin izlerini hep üzerlerinde de taşıyorlar. Başta beni biraz zorlasa da detaylar sonrasında hikaye akıp gitti. İçimi burkan Severek okuduğum bir kitap oldu.