8/10
·224 syf.··
Beğendi
·
2026 18. kitabı
·
4 saatte okudu
·
Okunma: 24 Şubat 2026 21:02
Sinan Akyüz'ün okuduğum ilk romanıydı. Anlatımı beni çok tatmin etmedi fakat hikaye derindi. Ülkem,evim dediğiniz yerde, kapı komşunuz etnik kimliğinizden dolayı beslediği gizli düşmanlığını ortaya serse nasıl bir kabus yaşardınız hayal edin. Amir, kim olduğunun peşine düşerken aslında hayatına da tutunmuş oluyor. Bir insanın kendini bulma çabası ve farkında olmadığı yaşama umudu. Konu güzeldi. Belki siz yazarın anlatımını da seversiniz.
Edebiyat
Ben AmirSinan Akyüz · Alfa Yayıncılık · 20231,818 okunma
8/10
·528 syf.··
2026 44. kitabı
Savaşın mahvet ettiği bir aile. Yeni bir başlangıç yapmak için Alaska’ya taşınır. Hiç hazırlıkları olmadan bu soğuk iklime giden bu aile her şeyin iyi gideceğini düşünürken aslında hayatlarının altüst olacağını bilemezler. Leni daha 14 yaşında vahşi Doğa’yla baş etmeye çalışan bir kız çocuğudur. Üstelik sadece vahşi olan doğa değil, koruması gereken bir de annesi vardır. En kötüsü de koşulsuz bir şekilde babasını seven annesi Cora. Her ne yaparsa yapsın ondan vazgeçmek istemez ta ki elleri kızına uzanana kadar. Bir annenin seçim yapma zamanı. Bir çocuğun ise yaşamaması gereken en büyük kabus belki de. Ayrıca bir yandan da güzel bir aşk yaşayan Leni ve Matthew, babası yüzünden en zor trajik bir hikayeye sahip olurlar. Bir kaza aslında bütün hayatınızı değiştirebilir. Bu kitapta tüm bunları okurken, aile olmayı, anne kız ilişkilerini, aşk, koşulsuz sevginin aslında çok da güzel olmadığını, birlik olmayı ve aynı zamanda yaşanması çok zor olan bir yerde kendini evinde hissetmeyi okuyorsunuz. Kitap belli bir yerden sonra öyle bir heyecanlanıyor ki, elinizden bırakamayacağınız yerlere doğru sürükleniyor. Kitabın sonunda kavuşma olsa da içiniz buruk olarak yaşıyorsunuz bunu çünkü hiçbir şey eskisi gibi de olmuyor. Ben isterdim ki Leni ve Matthew bu macerada en kazasız bir şekilde atlatsınlar, ama maalesef geçmişin izlerini hep üzerlerinde de taşıyorlar. Başta beni biraz zorlasa da detaylar sonrasında hikaye akıp gitti. İçimi burkan Severek okuduğum bir kitap oldu. 
Büyük YalnızlıkKristin Hannah · Pegasus Yayınları · 2019934 okunma
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
8/10
·264 syf.·
2026 3. kitabı
Cinayet ve polisiye romanlarını seven birisiyim. Kapağını ilk açtığım ve okumaya başladığım da ilk 7-8 sayfada bundan sonra polisiye roman okumam bundan da soğuttular dedim. Demez olaydım :) Sevgili yazar sizi hikayenin o kadar içine çekiyor ki adeta karakterler siz oluyorsunuz. Muhsin yerine koy Haluk Bilginer'i Burcu yerine koy Özgü Namal'ı film olsun. Kitabı tek gece de neredeyse soluksuz okudum. Gerçekten kalemine emeğine sağlık.
1000Kitap
06:33 Bitmeyen KabusSerkan Şengül · Trend Yayınevi · 201993 okunma
Puan vermedi·184 syf.··
2026 47. kitabı
Hepimiz geleceğe dönük hayallerimizi sevdiklerimizle birlikte huzurla yaşlanmak diye planlarız. Benim için de mutluluk tam olarak böyle. Sevdiklerimle yan yana, sakin ve güvenli olarak. Ama bazen hayat, en büyük korkularımızla bizi karşı karşıa bırakıyor. "Yalnızlığı Sen Seçmedin" kitabını okurken, Buket’in hikayesindeki olay bana kendi kaybetme korkumu hatırlattı. Sevdiğin adamı, kocam dediğin biricik eşini bir anda ölümle kaybetmek... Düşüncesi bile kabus Fakat kitap beni sadece bu acıyla kavurmadı, asıl vuran şey, o büyük kaybın ardından gelen, arkadaki yaşama tutunma çabasıydı. Hayatın tüm acımasızlığına rağmen yaşamaya geri dönmek offf. Bu düşünce beni çok derinden etkiledi. Ruhuma dokunan, beni hem ağlatan hem de sürekli kalp çarpıntısı yaşatan çok özel bir yolculuk oldu. “Sevmek, belki de bir gün kaybedeceğini bilsen bile o şairane yaşamın peşinden koşma cesaretidir...”
Yalnızlığı Sen SeçmedinBirim Özer Sili · Özyürek Yayınları · 202615 okunma
Puan vermedi·200 syf.··
2026 88. kitabı
ÖLÜM BUSESİ . " Yaşam ve Ölüm. Gerçek ve Kabus. Acaba hep mi iç içerlerdi? Kaçış için bir umudumuz olsun diye mi farklı olduklarını varsaydık? " . Merhaba, İlk defa bir grafik roman okudum sanırım. Çizgi romanlardan farklı, fakat çok benzeri. Bir seriymiş #zombiemakeoutclub ve benim okuduğum üçüncü kitabıymış bu serinin. Karanlık, gotik, korku tarzı ilk gençlik okumalarından. Üç beden. Boyunları üzerine kanlarıyla çizilmiş üç kalp ve sıfır kelle. Ortaya çıkan "Gaz Maskeli Aşk Tanrıçası" diye adlandırdıkları bir seri katil ile ilerliyor olaylar. Korku yaratan katilimiz aşıklara dayanamıyor ve ölüm busesini alırken boyunlarından kesiyor. Kestiği kafalar ise bulunamıyor! Ölüm ile yaşam arasında sıkışmış olan Zombimiz, mahallede korku terörü oluştururken okuyanlara yalnızlığı vurguluyor bir nevi!! Kitabın benim için en dikkat çeken yanı ise görsel anlatımı oldu. #peterrichardson ın çizimleri rahatsız edici ve etkileyici. Okurken huzursuzluk ve gerilim yaratan karanlık manzaralar, grotesk karakterler hikayeyi desteklerken hafızayı da tetikte tutuyor. Sevginin insanları iyileştirebildiği kadar yıkıma da sürükleyebileceği fikrini sorgulatan grafik roman için, belki seri ortasından başladığımdan belki de ilk okumam olduğundan taşlar yerine oturamadı. Meraklısının ve seveninin takipçisi olacağı seriyi inceleyin derim. Keyifle .
Zombie Makeout Club 3: Ölüm BusesiPeter Richardson · Eksik Parça Yayınları · 20265 okunma
Abdülhak Şinasi Hisar - Çamlıca'daki Eniştemiz
Puan vermedi·203 syf.··
2026 20. kitabı
Kitap roman olarak geçiyor olsa da bence tam bir enişte biyografisidir. Araştırıldığında bu eniştenin aslında tam olarak bir kişi değil, yazarın yakın akrabalarından belki birkaç kişinin toplanıp tek bir vücut bulduğu kurgusal bir karakter olduğu görülür. Eserin üslubu bana Ahmet Hamdi Tanpınar'ı; özellikle de Beş Şehir'i anımsattı. Onda da artık var olmayan bir şehir dokusunu en ince detayına kadar anlattığı için sıkılmıştım bu eserde de aynısını bilhassa Çamlıca tasvirlerinde yaşadım. İsminin hakkını verecek şekilde yazarda büyük bir Çamlıca sevdası vardır ve kitabın en az %20'si Çamlıca'ya ve onun orada yaşadığı mazisine övgüdür diyebilirim. Burada en dikkat edilmesi gereken nokta artık var olmayan aile gelenekleri ve sosyal yapıların ele alınmasıdır. Eser o zamanlar bir çocuk olan anlatıcının Çamlıca'daki enişteleri Hacı Vamık; namı diğer Deli Vamık'ı tasviriyle ve deliliğe makul bir övgüyle başlar. Babıali onu mutasarrıflık, defterdarlık, valilik gibi çeşitli görevlere verip verip geri almaktadır. Eserin ilerleyen bölümlerinde kendisinin hakkında vazife başında yolsuzluk söylentileri olduğu da verilecektir. Doğal olarak maddi durumu ortalamanın oldukça üzerindedir. Konaklarında hizmetçiler çalışmaktadır. Yazara göre, akıllı dediğimiz insanların sağı solu belli değildir; iyilik beklediğimizden kötülük, sadakat beklediğimizden ihanet görme ihtimalimiz her zaman oldukça fazladır; ancak deliler öyle midir? Deli daima delidir, şaşırtmaz, daima doğasına uygun davranır. Hacı Vamık enişte lakırdı etmeyi pek seven, kendine has ve eğlenceli bir konuşma üslubu olan bir adamdır. Hemen her şeyle ilgili bir fikri veya anısı vardır. Yalnız kaldığı zamanlar harici konuşur; hâttâ yalnız kaldığında bile bazen kendiyle konuşur bazen de türkü söyler. Yeğenlerine daima "can didem"
Çamlıcadaki EniştemizAbdülhak Şinasi Hisar · Bağlam Yayınları · 1996422 okunma