7/10
·176 syf.··
Beğendi
·
2026 29. kitabı
Sonunda Salih Uyan kalemi ile tanıştım. günümüz teknolojisinin özellikle çocuklar üzerinde iyi ve kötü yanlarını ele alan, doğru kullanılmadığı taktirde masumca yapılan bazı şeylerin bile felaketlere yol açabileceği işlenmiş Bence mizahı da fena değil bir kaç yerde kahkaha bile attım
Nasıl Fenomen Oldum?Salih Uyan · Carpe Diem Kitapları Yayınları · 2020101 okunma
K1
9/10
·112 syf.··
2026 13. kitabı
Duygu çözümlemesi yapmak zor gelir bana. Bazı sayfalarda tam olarak ne demek istediğini bile anlamadım. Ama hissettiğim en derin şey şu ki kaç yaşına gelirse gelsin bir çocuk ebeveyninden onay almaya her zaman ihtiyaç duyarmış. Ve küçükken hep eleştirilen, onaylanmayan çocuklar yetişkin olduklarında bile kendi kararlarını kendileri veremezlermiş. Mektubu niye vermedi bilmiyorum. Milena’ya birçok kez mektuptan bahsetti, mektubu daktiloya çekti ki bu mektubun yayımlanmaya hazır bir metin olduğunu gösteriyor Franz’ın alışkanlıklarına göre. Belki de sadece içini dökmek için yazdı, çocukluğundaki Franz ve babası ile yüzleşmek için. 1919 Kasım ve Franz Kafka 36 yaşında, ama mektubu yazan o değil. “yetişkin Franz değil de çocukluğundaki Franz yazıyor gibi” Aradan biraz zaman geçer ve muhtemelen ben bu mektubu bir daha okurum, sonra biraz daha zaman ve tekrar. Okuduğum yaşa göre mektubun bana hissettirdikleri de değişecek. Büyülü sanki. 
Babaya MektupFranz Kafka · Can Yayınları · 201954bin okunma
Reklam
7/10
·336 syf.··
2026 28. kitabı
·
58 günde okudu
·
Okunma: 17 Haziran 2026 08:37
Kafka'nın kitap çevirilerini yapan kadın ile mektuplaşmasını ele alan kitap, başlarda sohbet amacıyla gönderilen mektupların ileride büyük bir aşkın oluşmasına sebep oluşudur. Kitabımızda Kafka'nın milenaya gönderdiği mektupları teker teker okuyor, yer yer kendine, milenaya, hayata olan sitemleine tanık oluyoruz. Kafkayı çok sevsem de bu kitabını pek başarılı bulamadım, akıcı değildi (kaç günde okuduğumdan da belli oluyordur zaten) Sadece tek tarafın mektuplarını görmek olayın çoğunluğuna hakim olmamızı güçleştiriyor, olayları tam anlamıyla takip edemiyoruz. Üslup açısından biraz yavan ve eksik kalmış. Onun dışında kafka'nın iç dünyasını yansıtması açısından başarılı denebilecek bir kitap.
Milena’ya MektuplarFranz Kafka · Olimpos Yayınları · 201965,9bin okunma
Puan vermedi·152 syf.··
2026 2. kitabı
Kitap ilk bakışta kapitalizmden sosyalizme geçişin başarısızlığını anlatan bir distopya gibi görünse de, aslında çok daha derin bir sistem eleştirisidir. Birçok kişi bu eseri genel bir komünizm eleştirisi sanıyor ama yanlış. Orwell burada doğrudan Stalin dönemini ve devrimin nasıl bir diktatörlüğe evrildiğini hedefe alıyor. Kitabı tam anlamıyla kavrayabilmek için 1917 Rus Devrimi'nin aktörlerini bilmek gerekiyor. **spoiler Kitabın bence en sarsıcı kısmı, domuzlar ile insanların aynı masada kağıt oynayıp zaferlerini kutladıkları o son sahneydi. Hayvanlar dışarıdan içeriye bakarken artık kimin domuz, kimin insan olduğunu ayırt edemiyorlar. Bu sahne, "günün sonunda kazananın hep elitler, kaybedenin ise hep halk olduğu" gerçeğini yüzümüze çarpıyor. Tüm bunların yanında aslında kitap bize şunu fısıldıyor: Güç, kimin eline geçerse geçsin "kirletir". Dün ezilenin bugün gücü ele geçirdiğinde kendinden zayıfı ezmekte hiçbir sakınca görmemesi, sadece siyasetin değil, günlük hayatın da acı bir gerçeği maalesef. Yine de kitapta da olduğu gibi bunu en çok siyasette görüyoruz; teoride mükemmel olan vaatlerin pratiğe döküldüğüne kaç kere şahit olabildik? Yani diyeceğim şu ki "iyi yönetim biçimi" veya "kusursuz ideoloji" diye bir şey yoktur; yalnızca iyi niyetli yöneticiler ve en önemlisi, domuzların vaatlerine kanmayacak kadar bilinçli halklar vardır. Aksi halde, düşmanın değiştiğini sandığımız her zaferin sonunda aslında hiçbir zaman aynı tarafta olmadığımızı fark ederiz "Siz gidin artık Düşman dağıldı dedikleri bir anda Anlaşılıyor Baştan beri bütün yenik düşenlerle Aynı kışlaktaymışız" -İsmet Özel
Hayvan ÇiftliğiGeorge Orwell · Can Yayınları · 2024296,5bin okunma
Kaç ağaç daha bu saçmalık yüzünden canından oldu?
1/10
·384 syf.··
2026 546. kitabı
Psikopat kitabını okuduktan sonra serinin neden bu kadar ilgi gördüğünü anlamaya çalışmış, ancak edebî açıdan oldukça yetersiz bulmuştum. Buna rağmen eleştiri yapabilmek için ikinci kitaba da şans vermek istedim. Belki karakterler gelişir, olay örgüsü derinleşir, ilk kitapta eksik kalan yönler tamamlanır diye düşündüm. Ne yazık ki beklentilerimin hiçbiri gerçekleşmedi. İlk kitapta başlayan sorunların büyük kısmı Psikopat 2’de de devam ediyor. Hikâye ilerliyor gibi görünse de aslında sürekli aynı duygu döngüleri ve benzer çatışmalar tekrar ediliyor. Karakterlerin yaşadığı olaylar okuyucuyu etkilemek yerine yalnızca sayfa sayısını artırmak için uzatılmış hissi veriyor. Kitabın merkezinde yine yoğun bir şekilde takıntılı ilişkiler, kıskançlıklar, dramatik çıkışlar ve sürekli büyütülen duygusal krizler yer alıyor. Ancak bunların hiçbiri gerçek bir karakter gelişimine dönüşmüyor. Kahramanların yaşadıkları olaylardan ders çıkardığını, olgunlaştığını ya da değiştiğini görmek yerine aynı davranış kalıplarını tekrar tekrar okumak zorunda kalıyoruz. Öğrencilerimin bu seriyi neden sevdiğini anlayabiliyorum. Dili son derece basit, bölümler kısa ve merak unsuru sürekli canlı tutulmaya çalışılıyor. Fakat bir kitabın kolay okunuyor olması onu iyi bir kitap yapmıyor. Okuma alışkanlığı kazandırmakla edebî değer taşımak arasında önemli bir fark var. Spor lisesinde görev yaptığım dönemde öğrencilerimin akademik açıdan çok güçlü olmadığını ve matematiğe ilgilerinin sınırlı olduğunu gördüğüm için en azından kitap okumalarını teşvik etmeye çalışıyordum. Öğrenciler arasında elden ele dolaşan bu seriyi de bu yüzden okudum. Çünkü gençlerin yalnızca izledikleri değil, okudukları da düşünce dünyalarını şekillendiriyor. Elbette herkes klasik okuyacak diye bir kural yok. Gençlik romanları,
Psikopat 2Mihri Mavi · Martı Yayınları · 20162,839 okunma
Kılavuzu karga olanın pusulasının sağlam olma şansından bi kuple
10/10
·218 syf.··
Beğendi
·
2026 9. kitabı
·
32 günde okudu
·
Okunma: 21 Haziran 2026 11:47
"Kim bilir daha kaç kış görürdü bu kentin sokaklarında." Çok karamsar bir giriş... Sevdim mi? Tabii ki. :) Sever içim böyle karanlıkları. Baştan sona bir takip, baştan sona merak ve 'ee şimdi nolcak' hissi ile kopukluk yaşatmayan bir olay örgüsü. Biraz Türk filmi romantizmi, öz mitolojimizden ve tarihimizden harmanlanmış bize has bir hava... Kaderin cilvesinin kitap sonu dokunuşu ve son. Özgün mizah anlayışı olan karakterler kitaplarda favorimdir; neydi o söz, 'inceyi görmek'... hani bir değil iki değil her karakterin ayrı ayrı, farklı açılardan inceyi gördüğü ve nev'i şahsına münhasırlıklar... Keşke seri olsa da ikinci üçüncü kitabı okusak, bu karakterlerden uzak kalmasak dedirten bir içimizdenlik hissi verdi bana. Çünkü tadı Ateş , Su , Hava , Toprak dörtlemesi gibi geldi bana. Tabi ben böyle düşünürken yazarımızın bir ters köşesi ile karşılaşmadım değil. Ama söyleyemem başlarına gelenleri, okumanız lazım. :) O zaman; Keyifli okumalar. :)
Duygu ve Düşünce
Kılavuzun PusulasıOğuz Yılmaz · Kitapyurdu Doğrudan Yayıncılık · 2022314 okunma
Reklam
Reklam