‘’Bir kasabada kaç cadde olur? Kaç caddeden sonra orası bir kasaba olur? Kaç ağaç bir ormandır, kaç ölüm kıyamettir, onu da bilmiyorum ama sora sora arıyorum.’’
ard - arda kaç zemheri,
kurt uyur, kuş uyur, zindan uyurdu.
dışarda gürül - gürül akan bir dünya…
bir ben uyumadım,
kaç leylim bahar,
hasretinden prangalar eskittim.
Hayatı boyunca kaç kez kendini görünürde anlaşılmaz sistemlerin izleyicisi konumunda bulmanın hüsranını yaşadı, onun girmeyi bırak kavramayı bile beceremediği yapılara başkalarının zahmetsizce katılışını seyretti kim bilir.
Kim bilir kaç kere zihnimiz dertli ve acılı, ıstırabımızın sebebini bilmeden yatağa girmiş, sabah uyandığımızda belki de karanlıktaki zihinsel faaliyetin ürünü olan yepyeni bir yöneliş, bir sarahat bulmuşuzdur. Öyle sabahlar da vardır ki, kanımız coşkunlukla kaynar, karnımız, göğsümüz sevinçle germeger, kıpır kıpırdır, oysa düşüncemizde bunun hiçbir sebebi ya da gerekçesi yoktur.
Yüzbaşı Romel Rangel, konuşmamız boyunca ben ne zaman "Chavez" diye söze başlasam, düzeltiyor:
"Başkan Chavez!"
Bundan hiç bıkmıyor, ben kaç kere "Chavez" diyorsam; o da o kadar kez "Başkan Chavez" diye tekrar ediyor üzerine basa basa. Liderine tapan bir adamın iktidara biat etme gösterisi değil bu. Siz sadece "Chavez" dediğinizde bu yaşanan devrime karşı olduğunuz, devrimin meşrutiyetini tanımadığınız anlamına geliyor.
Chavez'in "Başkan Chavez olarak düzeltilmesi gibi ne zaman "ülkenin yaşadığı değişim" diye başlasam söze, yine özel bir vurguyla belirtiyor:
"Değişim değil Sinyorita, devrim!"