Bir zamanlar kendimi
Bulunmaz Hint kumaşı sanmıştım.
Kaç metredir benim yokluğum?
Benden daha çok var sanmıştım.
Benim yokluğumdan dünyaya
Bir elbise çıkar sanmıştım.
Dünyanın çıplaklığına bakmaya utanmadan Sonunda ben de alıştım.
Ah .. dedim sonra, Ah!
İfade, somut nesnelerden kaçarak somut bir nesne yaratmaktır!
Kim bilir kaç tembel adam bugüne kadar kendi gerçeğini "hayal gücü" tabirinin arkasına saklanarak kabul ettirmiştir?
Kim bilir kaç kere bedeni olduğu yerde bırakarak ruhun sınırsız gerçekliğine yaklaşmak uğruna, sağlıksız bir yöne sapma eğilimini hayal gücü diye adlandırıp güzelleme yapmaya çalışmışlardır?
Başkalarının bedensel acılarını insanın kendi ıstırabı gibi hissetmesi adını da alan, hayal gücünün bu duygusal yönü sayesinde kim bilir kaç insan kendi bedensel acılarından kaçtı?
Ve yine, manevi acı gibi ölçülmesi oldukça güç hisleri hayal gücü ne kadar basitçe yüceleştirmiştir?
Bu tarz bir hayal gücü haddini aşarak bir sanatçının ifade tarzı ve bahsedilen suç ortaklığı ilişkisiyle birleştiğinde, ortaya çıkan ve edebî eser adı verilen bir "nesne" kurgusal olarak var olmaya zorlanmıştır;
böyle çok sayıda "nesne"nin müdahalesi de o anda tam tersine gerçekliği bozup yeniden düzenlemesiyle oluşur.
Bunun neticesinde insanlar, sadece gölgeyle temasa girerken kendi bedensel ıstıraplarından uzaklaşabilir.
Neden, neden alnındaki yıkkınlık,
Bakışlarındaki öldüren buğu?
Kaç yol ağlamaklı oluyorum geceleri...
Nasıl da almış aklımı,
Sürmüş, filiz vermiş içimde sevdan,
Dost, düşman söz eder kendi kavlince,
Kınanmak, yiğit başına.
Bu, ne ayıp, ne de yasak,
Öylece bir gerçek, kendi halinde,
Belki, yaşamama sebep...
Insanlığın temelinde iki duygu yatardı. Nesillerdir dünyada yaşamış bütün varlıklar için geçerli bir ilkeydi bu. Doğuştan gözlerimizi bu dürtüyle açmıştık.
Savaş ya da kaç.
Biz o ihtilali yapalı tam beş yıl oldu. Hakikatte şimdi bizim iktidarda olmamız gerekirdi, ama ne yazık ki iktidarı devirip ele geçirdiğimizi millete duyuramadık. Millete duyuramadıktan sonra iktidarın sahibi olmuşsun kaç para eder. Zavallı Övreke'liler, şimdi başlarında bulunan hükümetin beş yıl önce devrildiğini bile bilmiyorlar da, onları sahici hükümet zannediyor.
Genciz, namlu gibi,
Ve çatal yürek,
Barışa, bayrama hasret
Uykulara, derin, kaygısız, rahat,
Otuziki dişimizle gülmeğe,
Doyasıya sevişmeğe, yemeğe...
Kaç yol, ağlamaklı olmuşum geceleri,
Asıl, bizim aramızda güzeldir hasret
Ve asıl biz biliriz kederi.