Bay Golyadkin'in tam karşısında oturan kişi – Bay Golyadkin'in korkusu, – Bay Golyadkin'in utancı, – Bay Golyadkin'in önceki geceki kâbusu, kısacası Bay Golyadkin'di, – hem de ağzı açık, elindeki kalemiyle donakalmış bir halde masasında oturan Bay Golyadkin değildi; şefine yardım eden Bay Golyadkin değildi; silik davranmaktan ve kalabalığın arasında kaybolmaktan hoşlanan Bay Golyadkin değildi; tavırlarıyla açıkça "ben size ilişmiyorum, siz de bana ilişmeyin" ya da "ben kimseye bulaşmıyorum, kimse de bana bulaşmasın" diyen Bay Golyadkin değildi, – hayır bu, bizim Bay Golyadkin'e tıpatıp benzemesine rağmen farklı, tamamen farklı, başka bir Bay Golyadkin'di, – boyu aynı, bosu aynı, giyimi aynıydı, saçı bile aynı şekilde dökülmüştü, – kısacası o kadar benziyordu ki yan yana otursalar hangisinin gerçek hangisinin sahte, hangisinin eski hangisinin yeni Bay Golyadkin olduğunu kimse ayırt edemezdi.