8/10
·240 syf.·
2026 13. kitabı
Kitap Türk edebiyatında okuduğum en farklı eserlerden. Ömer F. Oral'dan ise okuduğum ikinci kitap. Kendisinden okuduğum ilk kitap olan Ferahlık Anına Övgü'den sonra beni oldukça şaşırttı. Sanki iki ayrı yazardan iki ayrı kitap okumuş gibi hissettim. Açıkcası kitabın ismine baktığımda beni tamamen ters köşe yapan, hiç ummadığım bir düşünce akışına dahil olduğum bir okuma oldu. Bir akademisyenin bir gece uykusuz kalmasıyla üzerinde çalıştığı Evliya Çelebi'nin de uykusuz bir gecesinde yaşayabileceklerini hayal edip kurguladığı, yazarın zihin akışıyla okuduğumuz bir eser. Kitap hem yazarın kendi evinde, hem de Evliya Çelebi'nin Kahire'deki kalesinin içinde geçiyor. Evliya Çelebi'nin yazdığı notlardan, kaledeki haşerelere kadar kalenin ayrıntılarını sanki siz de uykusuz kalmışsınız da, taa 21. y. y. 'dan bir gözle kalenin içini ve karakterlerin zihnini gözlüyorsunuz gibi hissettiriyor. Bununla da kalmayıp hem Evliya Çelebi'yi hem de kölelerini uyutmayan düşünce akışlarının içinde, yazar size geçmiş bir dünyanın kapılarını açıyor. Sürekli tekrarlayan düşüncelerin içinde, karakterlerin uykusuzluklarını, endişelerini, hayallerini, hayatlarında olmasını istedikleri durumları yazarın kaleminden keyifle okuyorsunuz. Benim için farklı bir okuma deneyimi oldu. Ömer F. Oral'ın daha önce yazdığı Uçmak "Hazerfan Ahmet Çelebi" adlı tiyatro eserini de izleyip, kafasının içinden geçenleri seyircilere aktarmasını çok sevmiştim. Gerçekten bu kitapla da kendisine hayran kaldım. Nasıl ki insan bir hayal kurduğunda belli başlı noktaları sürekli kafasında döndürüyorsa, yazar da kitapta bize kurduğu cümlelerle bunun edebiyat versiyonunu oluşturduğunu sezdirmeye çalışıyor. Hem akademisyenin hem Evliya Çelebi'nin uykusuz zihninde dolaşmak -özellikle Kahirede'ki kalenin taş duvarları arasında
Doğum Günüme Çağırmak İstediğim Tek KişiÖmer F. Oyal · Yapı Kredi Yayınları · 060 okunma
Puan vermedi·376 syf.··
2026 39. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 15 Haziran 2026 18:00
Herkese merhaba,Amin Maalouf’un kalemiyle ve Granada’dan Roma’ya uzanan tarihi bir coğrafyayla tanışmak harika olur diye düşünüyordum.Ancak dürüst olmam gerekirse, bu kitapla yıldızımız pek barışmadı ve sayfaları zar zor, yer yer atlayarak bitirebildim.. Neden mi?Kitap yoğun bir tarih kroniğine sahip ve bu bir süre sonra sıktı beni..Granada, Fas, Kahire, Roma derken her seferinde hikayeye dahil olan onlarca tarihi şahıs var. Bir noktadan sonra kim kimdi, kiminle ne bağı vardı derken karakter kalabalığı içinde kayboldum,buna birde Maalouf’un sakin ve detaycı üslubu da eklenince iyice uzaklaştım. Afrikalı Leo kesinlikle çok katmanlı, muazzam bir emeğin ürünü ve çok güçlü bir biyografik roman. Tarihi sevenler için bir başyapıt olabilir. Ancak benim gibi daha dinamik, odak noktası net ve akıcı bir tempo arayanlar için okuması epey sabır gerektiren, yorucu bir deneyim.. Herkese keyifli okumalar dilerim,kitapla kalın..
Afrikalı LeoAmin Maalouf · Yapı Kredi Yayınları · 202418,3bin okunma
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Big-bang
Puan vermedi·167 syf.··
2026 23. kitabı
·
25 saatte okudu
·
Okunma: 14 Haziran 2026 00:00
Kitap içeriği ve adının uyumlu olduğu ender kitaplardan biri. Beatrice, bir böcek bilimci profesörün kızıdır. Profesör, Mısır'a bir seminer için gitmiştir. Orada ilgi alanı olan bok böceklerini anlatmak için bir seminer verecektir. Seminerden önce başka bir anlatıcının bok böceği baklalarından bahsetmesi onun dikkatini çeker. Bok böceği baklaları, Mısır'da kullanılan, cinsel gücü artırmak ve erkek dölüt oluşmasını sağlamak için kullanılan uyarıcı bir maddedir. Seminerden sonra Kahire sokaklarında dolaşırken birinin ona yaklaşıp "Bok böceği baklası ister misin?" diye sorması üzerine bu baklalardan alıp oteline geri döner. Otel odasına onunla konuşmak için gelen genç gazeteci Clarence ile tanışır. Clarence ile sohbet tadında bir röportaj yaparlar. Clarence ile sohbeti ilerletirler ve sonunda beraber yaşamaya karar verirler. Clarence da bir haber için gittiği Mısır'da bok böceği baklalarını keşfeder. Doğudaki soyun erkek çocuktan ilerleme anlayışından dolayı bok böceği baklalarının çılgın bir şekilde kullanıldığını görür. Yapılan son nüfus sayımında, yeni doğan erkek sayısının yeni doğan kız sayısına oranının ciddi bir şekilde fazla olduğunu tespit etmesi üzerine konu hakkında derin bir araştırmaya girişir. Daha fazla spoiler vermeden burada bitireyim... ​Bir çocuğun doğumu, özellikle de ilk çocuğun doğumu bir aile için milattır. Bütün düzen yıkılır, yerine yeni bir düzen kurulur. Düzeni yıkan ise 3-5 kiloluk, ağlamaktan başka bir şey bilmeyen bir et yığınıdır. Evin ortasına düşer ve atom bombası etkisi yapar. Büyük bir yıkım gerçekleşir. Her taraf toz duman olur. Tam bir Bing Bang ve yaratılış hikayesi. Herkes onun etrafında döner. O ise çığlıklarıyla etrafındaki toz yığınlarını bir hava bükücü misali dağıtmaya başlar. Salgıladığı kokuyla herkesi kendisine bağımlı bir
Edebiyat
Beatrice'ten Sonra Birinci YüzyılAmin Maalouf · Yapı Kredi Yayınları · 20192,059 okunma
Puan vermedi·92 syf.·
2026 8. kitabı
aslında biz kadınların çok iyi bildiği, içimizde bir yerlerde hep taşıdığı o tanıdık sızıyı ve isyanı anlatıyor. Kitabı okurken, sanki aynaya bakıp kendi ruhumun parçalanmışlığını gördüm . ​Buradaki kadın, modern dünyanın ya da toplumun beklentileriyle asimile edilmiş, bir kalıba sokulmuş ama özünü, o kadim köklerini ne yaparsa yapsın koparıp atamamış bizden biri. "Saçlarımı geri ver" çığlığı, aslında elinden alınan özgürlüğü, çalınan benliği ve hapsedilen kadınlığı geri istemenin o çok tanıdık, can yakıcı isyanı. ​İncelemeyi yazarken içimdeki o git gelleri o kadar net hissettim ki... Bir yanım toplumun o bitmek bilmeyen cehaletine, bizi sürekli bir şekle sokmaya çalışan ikiyüzlülüğüne karşı deli gibi öfkeli. Ama diğer yanım, o öfkenin hemen arkasında, bu topraklara ve insanına karşı o kadar büyük bir şefkat ve merhamet besliyor ki... İşte bu ikilem, insanı nefessiz bırakıyor. ​Kitaptaki o kadının anlam arayışı, aslında hepimizin her sabah uyandığında verdiği o gizli mücadele: "Ben kimim ve bu dayatmaların içinde kendimi kaybetmeden nasıl var olabilirim?" sorusu. O, ne geçmişin sığlığına teslim oluyor ne de modern dünyanın ruhsuzluğuna. Köklerinden aldığı o sessiz güçle, kendi küllerinden yeniden doğmanın yolunu arıyor.
Kahire Saçlarımı Geri VerNevâl El-Seddavi · Everest Yayınları · 2001420 okunma
Bir Amin Maalouf Klasiği
9/10
·373 syf.··
2026 16. kitabı
Afrikalı Leo Üzerine.. Semerkant ve Doğu nun Limanlarından sonra okuduğum ve hiç bitmesin dediğim bir Amin Maalouf eseri. Yazarın ise edebiyat dunyasinda okuyucuyla buluşan ilk romanı.. Amin Maalouf'un kaleme aldığı Afrikalı Leo, 16. yüzyılda yaşamış gerçek bir gezgin olan Hasan el-Vezzan’ın (Afrikalı Leo) hayatını konu alan tarihi bir romandır.Yazarın güzel anlatımıyla Endülüs'ün düşüşünü, coğrafi keşifleri ve Doğu-Batı kültürleri arasındaki çatışmayı sanki olayın kahramanı benmişimcesine içselleştirerek yaşadım. Eser başlangıçta muslumanların Granada'dan sürüldüğü döneme odaklanır. Mutlu bir çocukluk geçiren Hasan'ın Kastilyalıların baskısıyla Fas'a göç etmek zorunda kalmasıyla yolculuğumuz başlar. Grana'da bölümünde bağnazlıkla (din adi altındaki bağnazlık) bilimin mücadelesi tüm çıplaklığıyla gözler önüne serilir. Afrika yaşantısında İslam dunyasindaki siyasi çatışmalar ele alınır.Kabile çatışmaları kültürel yaşantı konu edilir. Granada Kitabı bölümü; Granada'da (Gırnata) mutlu bir çocukluk geçiren Hasan, Kastilyalıların baskısıyla Fas'a göç etmek zorunda kalır. Kahire kitabı bölümünde Osmanlı'dan Yavuzdan bahsedilir ve devleti Aliyye büyük Türk" olarak nitelendirilir. Roma kitabı bölümünde, müslüman bir coğrafyacı ve diplomat olan Hasan'ın, Papa nın sarayında bir hristiyan bilgin olarak , kendi köklerine bağlı bir bilgin, yaşama çabası anlatıllır. Eser benim Endülüs coğrafyası , Endülüs İslam medeniyeti, engizisyon, papalık, Yavuz Sultan Selim dönemi ve Osmanlı medeniyeti hakkında tekrardan araştırmalar yapmama vesile oldu diyebilirim. Eserdeki en beğendiğim alıntılar; "Talihsizliklere saygı göstermeyi yada verdiği işaretleri çözümlemeyi henüz öğrenmiş değildim.." "Çünkü varsıllık ve güç, sağduyunun düşmanıdır.Bir buğday tarlasında kimi başkaların dik
Afrikalı LeoAmin Maalouf · Yapı Kredi Yayınları · 200718,3bin okunma
Necip Mahfuz , Midak Sokağı
Puan vermedi·304 syf.··
2026 27. kitabı
Necip Mahfuz , Midak Sokağı Nobel ödüllü (Nobel edebiyat ödülünü alan ilk ve tek Müslüman -Arap yazardır Mısırlı yazar Necip Mahfuz’un ikinci Dünya Savaşı sırasında Kahire’de Midak sokağı sakinleri arasında geçen toplumsal gerçeklik türünde yazdığı bir romandır. Necip Mahfuz ulusal solcu El-Akram gazetesinde 40 dile yakın yazı yazmıştır Romanlarında eserlerinde kahve kültürü önemli bir yer edinir Midak Sokağında da olaylar bir kahve etrafında şekillenir ki Necip mahfuzda sürekli gittiği iki kahve bulunmaktadır ve Necip mahfuz çok fazla gezmeyi sevmez kahire dışına da çıkmamıştır Kendisine Mısır’ın Balzac ı ve Mısır’ın Yaşar Kemal’i de denilmektedir Romanlarında genellikle sade bir dil kullanmıştır ağdalı dilden oldukça uzaktır Roman belli karakterleri odaklamak yerine sokakta yaşayan sokağın önde gelen tüm sakinlerine odaklanarak farklı bir deneyim sunar, bir nevi sokağı canlı bir organizmaya sokak sakin yerinde canlının uzuları gibi anlatmıştır. Kitabı okurken bir Kızılderili atasözü geldi aklıma” bir derede iki balık kavga ediyorsa oradan İngilizleri geçmiştir.” Savaş ve İngiliz askerlerinin varlığı babanın Oğla geçen geleneksel meslek anlayisini değersizleştirerek İngilizlere hizmet ederek daha iyi yaşam standartları sunarken onları köklerinden koparır İngilizlerin varlığı gençlerin batıya açılma isteği doğu batı çatışması beraberinde getirir yani gelenek ve medeniyetin çatışmasıdır, çünkü Midak sokağı sakinleri geleneksel yaşam biçimlerine bağlıdır ancak savaşın etkisiyle dış dünya sokan içine girer ve nüfuz eder bu da bir gerilime neden olur Kitapla işlenen diğer bir konuda sınıf atlama arzusudur kültürel uzlaşma karakterleri incelerken bunu daha net bir şekilde göreceğiz Kitap temel çatışmalar üzerinde kurulmuştur İnançlar ve kültürel uzlaşma Kanaat etme ve
Midak SokağıNecib Mahfuz · Kırmızı Kedi Yayınevi · 20201,769 okunma