Düşlerinde Elma Kokusu; Büşra Çelik'in ilk kitabı olduğunu öğrendiğimde ( kitabı bitirdikten sonra öğrendim , kitabı okumadan arka kapak yazısına bakmam ) çok şaşırdım ve çok da takdir ettim sevgili yazarımızı . Hikâyelerden oluşan öyle güzel bir eser ortaya çıkarmış ki , her bir hikâyede anlatmak istediklerini , nahif , samimi dokunuşlarla kurgulanmış bu da ayrı bir tad bırakıyor okuyucuda .
Adem ve Havva'dan , Habil ile Kabil'den , varoluştan bu yana insan halleri ...
"Kardeş kardeşi kalbinden vurur zaten. Vuran şaşkın, vurulan inliyor. Vuran ağlıyor, vurulan ölü . Vuran kaçıyor. Yerdeki yaralı, kaçıp giden ise sahibi yaranın . Biri ambulansı biri polisi arıyor. Bakkal Hamdi ölüyor. Bir adam “ yer davasıymış ” diyor. Başka biri “ Alacak verecek meselesiymiş ” diye atlıyor. Öbürü “ Kadın meselesiymiş ” diye ekliyor. E adam ölüyor, e kardeşi kaçıyor. Yeryüzü yetmiyor. Kardeş kardeşi kalbinden vuruyor. "
Bazen bir kapı konuşuyor, bazen gölge...
"Ben kapı. Kapısız köyün kapısı. Aslında bütün köyler kapısızdır. Köylerin görünmeyen kapıları sızlayıp durur. Ben kapı, Allah'ın ardındaki eşiklerden biri. Allah'ın evinin kapısında düşüp kalanlar için. Onları düşürenler ve yitirenler için. Kapıyı çalmanın usulünü ve dahi kapıda beklemenin gerekliliğini unutan babalar için anlatıyorum. Ben kapı. Geride kalamayanlar için anlatıyorum. Dinmeyen ateşlerin ardındaki gölgeler için."
Kokunun , sesin , izin peşinde okuru da peşinden sürükleyen hikâyeler...
"Hatırlayamadığım kadar uzak yıllarda beni de bir koku yaraladı. Yılların yıl bile olmadığı vakitlerde. "
" O ilk gün. O elma ağacı. Hepimiz orada yaralandık ."
Susanların , inanmışların , aldanmışların hikâyeleri...
" İnsanların sevdikleri için kefen dokuduğu zamanlar vardı. O devirler geçmiş , şimdi ise insanlar