Çünkü aşkın kökeninde umut vardı. Yarınlara dair umut. Olabileceklere dair umut. Her şeyinizi emanet ettiğiniz birinin onları sarmalayıp koruyacağına dair umut.
Marianne'in birinden diğerine zahmetsizce geçtiği bir dizi kimliği olduğunu düşünüyor gibiydi. Bu şaşırttı Marianne'i, çünkü genelde ne yapsa ya da ne söylese aynı kalan tek bir kimliğin içinde hapsolduğunu hissederdi.