9/10
·399 syf.··
2026 54. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 07 Mayıs 2026 00:00
Cemil Meriç belki de en sevdiğim düşünce yazarıdır. Onu Bu Ülke ve Ümrandan Uygarlığa isimli başyapıtlarıyla tanımıştım yıllar önce. Ne zamandır okumak istediğim Jurnal'ini de an itibarıyla okumuş bulunmaktayım. Cemil Meriç kendini ne sağa ne sola ait hisseden bir mütefekkirimiz. Düşüncelerini, tavrını o kadar beğendiğim biri ki Cemil Meriç'le -Bu Ülke ile- 18 yaşımda tanışmayı bile geç kalmışlık olarak değerlendirmiştim. Cemil Meriç'in Jurnal'i yalnızca bir jurnal değil bir münevverin kendi iç dünyasında kurduğu devasa bir mahkemenin tutanağıdır. Eseri okurken onun o kendine has, tavizsiz ve bir o kadar da zarif üslubunun büyüsüne kapılmamak elde değil. "Kamus, namustur" düsturuyla ördüğü bu metinlerde, her kelimeyi titizlikle seçilmiş birer mücevher gibi işlemiş. Jurnal, Doğu ile Batı arasında sıkışmış Türk aydınına tutulan bir ayna olmanın ötesinde, yazarın ideolojilerin hapsinden kaçan hür tefekkürüyle şekillenen entelektüel bir otopsi niteliği taşıyan harikulade bir eser. Meriç'in fiziksel engeli ve anlaşılamama kaygısından beslenen o yoğun melankolik asaleti, kendi zaaflarına karşı gösterdiği acımasız dürüstlükle birleşince eser benim için sarsıcı bir itirafnameye dönüşüyor. Zira kendisi âmâ olsa da gönül gözü daima açıktı. Meriç'in toplumla olan kavgasını okurken aslında bu kavganın altında yatan Türk irfanına olan bağlılığı, eserin her satırında bir kandil gibi yanıyor. Cemil Meriç’in Jurnal'i, benim için sadece bir kitap değil, her okuyuşumda yeni bir derinlik keşfettiğim bir hazine olacak. Onun fildişi kulesinden yükselen bu ses, tüm toplumun yansımasıdır. Okunmasını şiddetle tavsiye ederim lakin ön yargılı insanlar okumaya tenezzül bile etmemeli.
Jurnal - Cilt 1Cemil Meriç · İletişim Yayınları · 20183,672 okunma
Bu Ülke
Puan vermedi·339 syf.··
2026 5. kitabı
·
25 günde okudu
·
Okunma: 13 Nisan 2026 18:49
Yazar: Cemil Meriç Yayınevi: İletişim Yayınları Tür: Araştırma - İnceleme / Deneme GİRİŞ Cemil Meriç’ in “Bu Ülke” eserinde bizi ilk olarak yazarın kısa not ve günlükleri, bazı alıntılamaları karşılar. Bu notlar yazarın kişisel hayatına, fikir ve düşüncelerine dair okurun önemli ölçüde fikir sahibi olmasını sağlar. Kitabın devamında yazılanlar bir olay örgüsü şeklinde ilerlemez, daha çok yazarın makalelerinden ve tarihsel tespitlerinden oluşmaktadır. Meriç, kitabında çeşitli aydınları ve düşünce adamlarını kimi zaman eleştirmekte kimi zaman takdir etmektedir. Genel olarak vurgulanmak istenen asıl konuysa Türkiye’ nin son iki yüzyıllık batılılaşma serüveninin toplumumuzun zihin dünyasında yol açtığı olumsuzluklar ve bu süreçte kendi kimliğine yabancılaşan Türk aydınının içine düştüğü trajik durumdur. ANALİZ VE DEĞERLENDİRME Kitapta sıkça kullanılmış olan fildişi kule metaforu, yazarın toplumun sığ fikirlerinden kaçmak ve yüksek fikirlere sığınmak amaçlı kendi kabuğuna çekilmesini temsil eder. Bazen bu kuleye kaçtığı için topluma karşı sorumluluk yükü hissetmekte, bazense bu kule onun düşünce dünyasında mistisizm rüzgarları estirmektedir. Bu mistik eğilim, yazarın medeniyet anlayışında İslam tasavvufunun ve irfanın önemini daha da belirginleştirir. Meriç’e göre Batı’nın sömürgeci bir anlayışla dayattığı "kültür" kavramı toplumu köksüzleştirirken; bizim kendi medeniyetimizden doğmuş olan "irfan" kavramı İslam'ın manevi derinliğini yansıtmaktadır. Batı değerlerini yücelterek toplumu zihinsel çöküşe sürükleyen entelijansiya (aydınlar topluluğu) kitapta sıkça eleştirilmiştir. Bu kesim için de fildişi metaforu kullanılmıştır. Ancak buradaki kullanım onların halka tepeden bakmaları,  halkın değerlerini gericilik olarak görmeleriyle ilişkilendirilir. Meriç, kitabında Batı
Bu ÜlkeCemil Meriç · İletişim Yayınları · 202425,3bin okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Taşşâk-u Talat ve Fitnat çık zihnimden..
3/10
·136 syf.·
2026 2. kitabı
Eseri ilk kez okudum. Çeşitli sınavlara çalışırken içeriğine ve özetine hakim olmuştum. İlk yorumum Sami Efendi keşke hep ve sadece kâmus yazsa imiş. Edebi tür olarak bir ilk olması hasebiyle bu yönünü değerlendirmek haddim olmayacağı için es geçiyorum. Ele alınan konu çeşitli versiyonlarıyla hala taptaze önümüzde duruyor. Neler mi? Baskıcı bir baba, incir çekirdeğini doldurmayan sebeple karı boşama, kaynanalık nasıl yapılır örneği, kız kısmı çıkıp gezemez anlayışı, erkeklerin adam gibi sevdiğine açılamayışı, türlü dedikodular... En dikkatimi çeken kısım, kızın babası olduğunu bilmeden ona sırılsıklam aşık olan adam nasıl oluyor da birden babası olduğunu öğrendiğinde bu aşk dönüşüp baba sevgisine evriliyor.? Benim mantığım almadı. Bir diğer ilgimi çeken husus -o dönem yazılan diğer romanlarda da bunu gördüm- habire dur durak bilmeksizin bir hıçkırıklarla, yastığa gömülerek ağlama seansları. Mesela Araba Sevdası eserinde ağlamayı bile kelimelere dökmüştü yazar "hığ hığ hığ" diye, gülmekten ölmüştüm okurken. Ne diye bu kadar gözyaşı öne çıkarılıyor, dramatize ediliyor bilen varsa desin. Kanaatimce o ağır kederli, hüzünlü, acılı hali betimlemenin en kolay yolu, karakterlerin salya sümük ağladıklarını yazmak olsa gerek. Tuhaf. Sırf bir edebi eseri okumamış olmak için okudum. Hiç bir tesiri olmadı bende. Belki de kendi bencil bakış açımla baktığım için böyle oldu. Keyifli okumalar dilerim değerli okurdaşlar... Saygılarımla.... Bişnev...
Edebiyat
Taaşşuk-ı Talat ve FitnatŞemseddin Sami · Araf Yayınları · 201738bin okunma
Batı Kültürün vatanı ,Doğu İrfanın
Puan vermedi·200 syf.··
2026 16. kitabı
Yüksek memur Bir baba. Meriç kıyısından hatay'a intikal. On numara gözlükle kitaplarla dost çevreyle uyumsuz arkadaşsız kitap aşığı bir çocuk Luk. Çocukluk ve gençlik yıllarında Marksist ve sosyolist bir ideoloji sahibi. Elazığ ve Hatay'da öğretmenlik. Kısa süreli hapislik. Çeviri çalışmaları maddi zorluklar edebiyat fakültesinde hocalık evde derin sohbet halkaları. Her daim yanında bulduğu Fevziye hanım'la evlilik. Görme yetisini tamamen kaybetme Paris'te sonuçsuz ameliyat sonrası içine tamamen kapanıklık ve kabulde zorlanma. Eşinin okuması ifadeleri yerine yazmasıyla eserler yazması ve yayınlatmadaki çektiği sıkıntılar umutsuzluklar. İntelejia adını verdiği köksüz Aydın tipi sağ sol fark etmez tarihten ve kökünden habersiz batının tüm hastalıklarına ithala hazır memur şirket diye ifade ettiği tahammülde güçlendiği sözüm ona Aydın tipinden muzdarip. Kamus namustur ifadesi ile bilinçsiz batılılaşma teslimiyetine isyan. Hint kültürünü derinlemesine araştırma sonucunda; ütopik solist hedeflere Osmanlı'nın uygulamalı tarihiyle ulaştığını görmesi. Resimin dini haline getirilmiş kemalizme olan eleştirileri sürekli önünü kesmiştir. Her kesimden dinleyicileri sohbet çevresi olsa da İslami çevre ile tanıştıktan sonra o dönemini ustalık çağı olarak görür. En değerli eserlerini bu ustalık döneminde verdiğini ifade ediyor said Nursi ve nurcularla ilgili olumlu görüşler ifade ediyor. " Karanlığa o kadar alışmışız ki her aydınlığı yangın sanıyoruz" diyerek fikirlere karşı olmayı kabul etmiyor. Batıyı kuru kültürün merhametsizlik kaypaklık karanlık samimiyetsiz ,doğuyu ise edebi ahlaki vicdani ifade eden İrfan merkez olarak görüyor. Eşini kaybettikten sonra sağlığı daha da bozuluyor hayatımın sonuna doğru
Kültürümüzün Kırk Ambarı - Cemil Meriçİslam Yaşar · Yeni Asya Neşriyat · 201320 okunma
Vuslatın Ahenginde Kaybolmak
10/10
·54 syf.··
Beğendi
·
2025 7. kitabı
Ne vakit adın düşse dilime, bir sır perdesi iner; Gönlümde açar güller, sükûtun sesi diner. Sen, ezelden kalma bir yadigâr, ruhumun eşi; Zaman dursa, ömür bitse, bitmez bu ateşin işi. Gözlerin, binbir rengi yutan derin bir okyanus; Her bakışın, kalbime çizilen kutsal bir kâmus. Kirpiğin gölgesinde saklı kalır en mahrem sözler; Sana değen rüzgâr bile, bana bin asır yol gözler. Yokluğun bir hicran ağı, yırtılmaz, geçilmez; Varlığınsa, en hazin dertlere bir merhem, seçilmez. Ey canımın cananı, şiirimin en güzel mısra; Sen, varoluşumun yegâne anlamı, son durağı. Aşk, bir nehrin denize kavuşması gibi sende, Coşkun bir ahenk var, kaybolduğum her demde. Bir ah çekersem bülbül susar, figanım göğe erer; Sana olan bu sevda, en kadim destanlara değer. Nurhan Habibe Düşlerin Haritası Nurhan Habibe
Edebiyat & Roman
Düşlerin HaritasıNurhan Habibe · Kitapyurdu Doğrudan Yayıncılık · 20246 okunma
Hiciv diyince
9/10
·339 syf.··
Beğendi
·
2025 7. kitabı
Cemil Meriç’ten okuduğum ilk kitap oldu. Yazarın öyle hararetli ve hicivli bir dili var ki okurken insanı diri tutuyor alevli bir tartışmanın ortasında gibi hissettiriyor. Kitapta tek konu anlatılmıyor yazarın daha önce yayınlanan yazıları derlenmiş. Türkçenin doğru ve zengin kullanımını, entelektüel ve aydın kavramlarını tartıştığı ve meşhur “Kamus namustur” sözünün yer aldığı muhteşem kitap
1000Kitap
Bu ÜlkeCemil Meriç · İletişim Yayınları · 202425,3bin okunma