Vilfredo Pareto
Le Bon şöyle der: “Bugünün işçisi bir daha göremeyeceği bir evrede bulur kendini: Kendi kurallarını dikte edebilir ve ceza almadan altın yumurtlayan tavuğu kesebilir.” Le Bon'un söylediği bu söz genel olarak doğru değildir -örneğin bu noktada Rusya ve İtalya’dan bahsetmek yeterlidir.- Fakat bu ifade, devlet sosyalizmine giden yolda daha çok ilerlemiş olan bir ulus için doğrudur. Aşamalı olarak artan bir verginin olduğu bazı yerlerde, bu verginin hâkim sınıfın en fazla kâr sağlayacağı sınıra doğru artırılmasını gözlemlemek şaşırtıcıdır. Romalı efendiler, deneyimleri sonucu, kölelerinin kötü günleri için belli bir miktar para saklamalarına izin vermelerinin, kendileri için kârlı olduğunu öğrenmişlerdir. Çünkü bu izin, köleleri işe ve efendileri için daha çok üretmeye teşvik edecektir. Aynı şekilde tecrübeler, bazı demokratik hükümetlere müteahhit ve sermayedarları engellemenin tamamen altın yumurtlayan tavuğu kesmek olduğunu öğretmiştir. Bu yüzden hükümetler müteahhitlerin ve sermayedarların belli bir miktar kazanç sağlamalarına izin verirler ve ekonomik üretim alanında onların entelektüel yeteneklerini ve zenginliklerini kullanmalarından vazgeçmemelerini sağlayarak mümkün olduğunca onlardan faydalanmaktan memnundurlar. Böylece onları en uygun usulle tıpkı efendinin köleyi sömürmesi gibi kendi çıkarları doğrultusunda kullanırlar. Yeni seçkinin, şimdikinin sahip olduğu gibi soyulmaya izin verme konusunda bu kadar sabırlı olup olmayacağı kesin değildir. Bu yüzden Le Bon’un ifadeleri, bu durumla sınırlı olmak koşuluyla tam isabet kaydeder.
Sosyoloji
Ahlak, kaynağını organik olarak bizim doğamızdan al­malıdır... Kim atmacayı veya kurdu ahlak­sızlıkla suçlamaya kalkar? Kim bataklığa, kar fırtınasına ya da çöl sıcağına ahlaksız der? Zoraki ahlak, doğa güçlerine meydan okumaktır.
Sayfa 77 - Jaguar Kitap.
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Sonuçsuz çaba
Aşk yoldan çıkarır, âşık ar etmez, Sevda hastasına ilaç kâr etmez... Nabız saymak, dile bakmak boş, doktor; Felek yâr değilse yâri yâr etmez.
Sayfa 442·Kitabı okuyor
Şiir
Siz hangi gruptasınız? Yıllar önce yaşadığı olumsuzlukları durmadan tekrarlayıp elindeki kartopunu kocaman bir çığa dönüştürerek içinde kaybolanlardan ve yanındakileri de sürükleyenlerden mi; yoksa kocaman bir kar kütlesini güneşin sıcaklığıyla eritip etrafına huzur verenlerden mi?
Sevgi dağ gibidir, kızlar. Üzerine kar yağsa, yağmur yağsa orada olduğunu bilirsiniz. Şiddetli bir darbeyle o dağın çatladığını düşünün. Çatlaktan sızan her şey o dağı devirmeye yeterlidir. E devrilen de bir daha eskisi gibi değildir.
İntiharı bir masumiyet ve saflık isteği olarak görürler