Türkiye'nin Başbakanları Etnik Çete'nin yaygarasına uyup, Türkiye'nin mozaik olduğu yolundaki düşman palavrasını tekrarlayıp dururken, Yunan Gizli Servisi'nin elemanları bizim Doğu Karadeniz Bölgesini karış karış dolaşırlar. Zamanında Hristiyanların yaşadığı köyleri tespit ederler. Civarındaki vadilerde veya ıssız dağ başlarında kilise veya manastır harabeleri bulunan köyleri mimlerler. Sonra turist olarak, botanikçi olarak, sanat tarihçisi, arkeolog, fındık tüccarı, yatırımcı veya yolunu kaybetmiş gariban bir seyyah olarak bu köylere gelirler. Çocuklara şeker, çikolata, gençlere sigara ikram ederler. Vaziyete göre, birkaç ay sonra yine geleceklerini söyleyip ufak tefek siparişler alırlar. Yine vaziyete göre açık saçık kıyafetler giyinip, serbest hareket eden gizli teşkilatın bir kadın mensubunu, yeğenleri, yakınları, arkadaşları olarak tanıtıp cazibesinden istifade etmeye kalkarlar. Müsait buldukları ailelerin kızlarını oğullarına isterler." Ama özellikle gençlerle temas kurarlar. Hani lise veya üniversiteyi terk etmiş veya üniversite sınavlarında başarı gösterememiş, bir paket sigara parasına muhtaç hâlde işsiz güçsüz dolaşan, sevdiği kızdan da yüz bulamadığı için zaman zaman intihar etmeyi düşünen gençlerimiz vardır ya, daha çok onlarla ilgilenirler. Kimilerine Yunanistan'da iş bulabileceklerini söylerler, kimilerine eğitimleri için burs verebileceklerinden bahsederler. Ve ikna ettiklerini alıp Yunanistan'a götürürler.
Sonra devreye Savvas Kalenderidis girer. Savvas Kalenderidis, Abdullah Öcalan'ı Kenya'ya kaçıranlardan biri olduğu için, hükümetin namusunu kurtarmak maksadıyla ordudan uzaklaştırılan bir istihbarat Albayıdır! Bir zamanlar İzmir Konsolosluğu'nda istihdam edilen ve "istenmeyen adam" ilan edilmek üzereyken Yunanistan tarafından geri çekilen