Oktay Rifat’ın Bütün Şiirleri 1, Türk şiirinin o en devrimci, en delişmen ve aynı zamanda en derin kırılmalarını saklayan, hüzünle neşenin sokak başlarında çarpıştığı o ilk büyük menzildir. Bu cilt; şairin Yapı Kredi Yayınları külliyatında Garip, Yaşayıp Ölmek Aşk ve Avarelik Üstüne Şiirler, Aşağı Yukarı ve Karga ile Tilki gibi edebiyat tarihimizin seyrini değiştiren o ilk dönem kitaplarını bir araya getirir. Sayfaları açmak, dilde ve sokakta fırtınalar koparan bir gençliğin hatıra defterine dokunmak gibidir.
Kitabın ilk yarısı, o meşhur Garip ihtilalinin, Orhan Veli ve Melih Cevdet’le kurulan o sarsak, teklifsiz dünyanın kalbidir. Şiir podyumlardan, yalı fısıltılarından indirilmiş; nasırlı ellere, eski kunduralara, esnafa ve küçük insanın o her günkü ekmek kavgasına emanet edilmiştir. İlk bakışta bir alay, bir hile ve hafiflik gibi görünen bu mısraların arkasında, aslında İkinci Dünya Savaşı’nın gölgesinde kalmış, yoksullukla ve geleceksizlikle boğuşan bir kuşağın o mahzun, o içli çehresi gizlidir. Oktay Rifat, sokağın neşesini yazarken bile o neşenin hemen altına, akıp giden ömrün ve yokluğun o ince sızısını yerleştirir.
Ancak bu ilk cildi asıl manalı ve derin kılan, şairin o ilk avarelikten sıyrılıp Yaşayıp Ölmek ve sonrasındaki o muazzam olgunlaşma evresidir. Şiirler ilerledikçe, o neşeli sokak çocukları yerini geceleri sokak lambalarının altında yalnız yürüyen, aşkın ve zamanın o amansız akışına karşı kalbini sigara dumanıyla avutan bilge bir adama bırakır. Aşk, bu ciltte sadece bir kavuşma heyecanı değildir; giden trenlerin arkasından bakılan, eski fotoğraflarda sararan, yağmurlu İstanbul akşamlarında bir odanın yalnızlığına çöken koyu bir hüzündür.
Karga ile Tilki’ye doğru gelindiğinde ise, dildeki o halk söyleyişlerinin, taşra nakışlarının ve toplumsal