Ölülerimiz Nerede?
Bir karga bile değilsiniz. Kabil'in kargayı görüp de utanan kalbi yok sizlerde...
Sayfa 116·Kitabı okuyor
Alıntı
Eğer Tanrı her şeye kudreti yeten ise, hareket ettiremeyeceği bir taşı yaratabilir mi? Bu soruya cevap vermeden evvel, 'kadir-i mutlak' kavra-mının ne demek olduğu izah edilmelidir. Manası, mümkün olan her şeyi gerçekleştirebilmektir. Kadir-i mutlaklık, aynı zamanda, başarılı olmama durumunun [muvaffakiyetsizliğin] imkansızlığını da kapsar. Fakat soruyu soran kişi, Tanrı her şeye kadir olduğu için, başarısızlığa da kadir olduğunu ifade ediyor. Bu mantıksız ve saçmadır, çünkü bir bakıma "her şeye gücü yeten bir varlık, her şeye gücü yeten bir varlık olamaz [böyle bir varlık olmayı başaramaz]" demekle aynı şeydir. Bir şeyi gerçekleştirmekte veya bir iş yapmakta başarısızlık, kadir-i mutlaklığın bir hususiyeti değildir. Bu açıdan bakacak olursak, Tanrı'nın "hareket ettiremeyeceği bir taşı yaratması" aslında mümkün olmayan ve anlamsız bir hadiseyi tanımlamaktadır. Soru, mümkün olan bir hadiseyi tanımlamıyor, tıpkı "beyaz renkli bir siyah karga" veya "daire şeklinde bir üçgen" demek gibi. Bu tür ifadeler hiçbir anlama gelmez; bilgi adı-na hiçbir değerleri yoktur, anlamsızdırlar. Bu şekilde anlamı olmayan bir soruyu neden cevaplayalım ki? Açıkça söylemek gerekirse bu soru, bir soru dahi değildir. Son olarak şunu diyebiliriz ki Tanrı, bizim hayal edebileceğimiz en büyük taştan daha da ağır bir taş yaratabilir ve o taşı her zaman hareket ettirme kudretine de sahip olacaktır. Çünkü bir şeyi başaramamak/gücü yetmemek, kadir-i mutlak olmanın bir hususiyeti değildir.
Sayfa 143·Kitabı okudu
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Syf.20
Bu hiç iyi bir korkuluk olmadığımı gösterdiği için üzülmüştüm ama yaşlı karga beni yatıştırmak için şöyle dedi : ‘Kafanın içinde beyin olsaydı, sen de diğerleri kadar iyi ve hatta bazılarından çok daha iyi bir insan olurdun. İster karga ol ister insan beyin bu dünyada sahip olmaya değen tek şey.’
Sayfa 20 - Türkiye iş bankası·Kitabı okuyor
Alıntı
Karga
Kederli bağrışmalarıyla ölümü hatırlatan küfürbaz karga sürüleri ,bulutlu havanın donuk hüznünü daha beter artırıyordu.
Ama karga yüzlüler çaresizlikten ve kaçınamadıkları insanlıklarından bembeyaz ve üşümekten solmuş, yamalı bohça ceketlerinin içinde büzülmüş tünüyorlar.
Ortada dinleyen kimse yoksa Tarlakuşu kadar tatlı öter karga. Eğer bülbül de gündüz vakti Kazlar tıslarken ötseydi, Sesini çalıkuşundan ayırt etmek imkansız olurdu. Kim bilir neler, yerinde ve zamanında olduğu için Beğenilmiş ve değerli bulunmuştur!