Ama karga yüzlüler çaresizlikten ve kaçınamadıkları insanlıklarından bembeyaz ve üşümekten solmuş, yamalı bohça ceketlerinin içinde büzülmüş tünüyorlar.
Ortada dinleyen kimse yoksa
Tarlakuşu kadar tatlı öter karga.
Eğer bülbül de gündüz vakti
Kazlar tıslarken ötseydi,
Sesini çalıkuşundan ayırt etmek imkansız olurdu.
Kim bilir neler, yerinde ve zamanında olduğu için
Beğenilmiş ve değerli bulunmuştur!
Yalan söylemeden büyümeyi başarabilecek miyim. İnsanlar çoğaldıkça, kalabalıklar, kitaplar, düşünceler, olaylar karmaşıklaşınca ne yapacağım. Bir bunu biliyorum şimdilik, benden başka herkes yalan söylüyor. Hayretle, saatlerce omuzlarından asılmış şu iki kolu düşünüyorum, onlar da yalan söylüyor. Yıllar sonra, yorgun bir karga gibi, şu binlerce kahvenin herhangi birinde kendimi altmış altı oynarken bulmak istemiyorum. Yalan söylemek istemiyorum. İçimdeki dönüşüm, beni usul usul yol alan bembeyaz bulutlardan kayalıklara fırlatmaya hazırlanıyor. Vahşi çığlıklar yükseliyor, kimsenin girmediği şu harap kilise duvarının içinde Mendireğin Karşı'ya (Karşı Rusya olur) bakan kayalıklarının üstünde, içimde garip kıpırdanmalar, beni garip bir dünyaya çekiyor.
Ortada dinleyen kimse yoksa
Tarlakuşu kadar tatlı öter karga.
Eğer bülbül de gündüz vakti
Kazlar tıslarken ötseydi,
Sesini çalıkuşundan ayırt etmek imkansız olurdu.
Kim bilir neler, yerinde ve zamanında olduğu için
Beğenilmiş ve değerli bulunmuştur!