Ellerin birer tutsak güvercin.
Dudakların, birer sessiz güvercin (sesi gözlerime doğru uçan).
Her hareketin bir kuş. Eğildiğinde kırlangıç, yüzüme baktığında akbaba, o kibirli, kayıtsız halinle coştuğunda kartal.
Kanat seslerinden ibarettir seni seyrettiğim göl.
Tepeden tırnağa kanatlısın [...]
Göğsümün üstünde taşıdığım aleti kollaya kollaya Sirkeci’ye geldim. Orası daha dert. Bir dolmuşa kırk kişi saldırıyor. Ben, yavrusunu koruyan kartal gibi, hassas alete kanat germişim. Dolmuş diye saldırırken, tam da arabadan içeri gireceğim sıra, önüme geçmek için biri çelme taktı, beni yere yıktı. Ben yuvarlandım, o dolmuşa daldı. İnsan nazik bir aleti taşırken ne kadar da çevik oluyor. Artık canımı unuttum, aletin derdine düştüm.